“””Geri dön “””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Geri dön “””

Hakk’a yakın olmak için cehaletten kurtulmak gerek. İlmi bu niyetle öğren. Ama bir vakitten sonra nasıl bir hale bürünüyor insan; acayip. Daldıkça dalınca derinlere ya da yükseldikçe göklere ne oluyor biliyor musun; Sen ilmimi arttırayım da Hakk’a daha yakın olayım derken bakıyorsun ki derinlere daldıkça sen kayboluyorsun var olan o oluyor. İlmim çoğalsın derken çoğaldı diye zannediliyor ama aslen bilen o derin ilimleri sana veren oluyor. Buna nasıl vakıf oluyor insan. Düşün bir; deli haller ile dolu iken günaha batmış her yanın, bu bataklığın içinde her yanın kir iken tertemiz bir çiçeği nerden bulursun. Bu derin hikmetlerle dolu sözleri kendinden bilmek hikmete hakaret olur. Büyük şeyhimizin buyurduğu gibi: Tayyare göğe yükseldikçe kaybolur. Allaha yaklaştıkça insanaların gözünde büyütüyorsan kendini, senin göklerle bir alakan yok demektir. Yok Hakk’a yaklaştıkça insanların gözünde yok olmaya gidiyorsa gönlün, o zaman Yar seni kendine seçmiş, üzerine nurunu serpmiş demektir. O zaman Hakk’ı isteyen kula Onda kaybolmak gerek. Göklere çıkıp gözden kaybol. Nura dal, senden görünen birşey kalmasın. Hakk’a yakınlıksa muradımız, yakın olunca birileri seni görmedi diye dert edinmek olmaz. Tek dert Hakk’ı göremediler diye olmalı.
Demek ki ilim gibi her güzel ahlaka yönlendirirken bizi Hazreti Peygamber, aslında bizi çevirip döndürdüğü hep Alemlere hayat veren, yedi kat göğe hükemeden Mevlamızdır.
Ey mübarek sen kopup gittin o güzelden, ayrı kaldın ondan ta ezelden. Artık gel kendine, hangi membadan geldin anla, anla da dön Rabbine.
-Kim onlar? Kimler geri çağrılıyor:
“Ey iman edenler kesin kararla hep birlikte Allah’a geri dönün(Tahrim7)” diye buyuruyor Mevla. Demek ki bütün kullar çağrılıyor. Şeytanın eline girince, bize kalbi veren, aşkı öğretenden koparsın. Hakk’a geri dönüş yolunu unutturur sana şeytan. Yaptığın hata geri dönüş yolunu bilen kalbini sarhoş eder, o vakit yolu bulmaz. bulamaz. Öylece kaybolur kalır. Ortada kalan bu insanı, yanlışını anlar diye öylece bırakmaz şeytan. Ona başka sevdalar gösterir. Kul onların peşine düşüp onlara doğru yol alır. Hakk ile meşgul olmayana çok oyunları var nefis ve şeytanın.
Hakikat bunu söylüyor, her güzel ahlak Hakk’a geri dönmen için uzatılmış bir iptir. Tutarsan doğru yolda yürürsün. O ahlakın zirvesine varırsan artık her şeyi Hakk’tan görürsün. İşte Efendimizin en yüce peygamber olduğunun en açık delili. “Ben güzel ahlakları tamamlayıcı olarak gönderildim” diye buyurdu bizlere. Her güzel ahlakı zirvesine erdirmek için geldim. Her güzel ahlakın zirvesi Hakk’ın nuruna dalmak, o nurda kaybolmaktır. İşte bu ahlakları zirveye erdirme vazifesi bize tayin edildi. Vuslat anahtarları bize teslim edildi. Varsa o zirveye gözünü diken, bizim yolumuzu tutsun, zorda gelse verdiğimiz emre uysun. Çünkü bu yolda her çekilen zorluğun ardından iki kolaylık, iki müjde gelir. Bize tabi olmadan zirveye varılmaz, zirveye varmadan da Hakk’a erilmez. Hakk’ın huzuruna kişi kötü ahlakın kiri ile kabul edilmez. O zaman ne yapalım, zirveye çıkalım. O ulu peygambere uyup, güzel ahlakın nuruna dalarak gözden kaybolup herşeye Hakk’ın nuruyla bakalım.
Fatiha….
Sakaryevi