“”” Açık Deniz “””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya

“”” Açık Deniz “””

Bütün bağlarından kopta gel! Hiçbir şeyle alakan kalmasın. Gelen ses direk kalbine insin, hiçbir yere takılmasın. Gökten inen nuru, aklınla beyninle ölçmeye kalkma sakın, sonra aklında beyninde yanmasın. Nedir istediğimiz? Beynin yönlendirdiği yola mı girmek, yoksa akıl ile sona mı ermek. “Aklımı gerdim gerdim, kopacak kadar gerdim;gördüm ki akıl sınırlıdır ve ötesine yol verici değildir.” demiş İmamı Gazali r.a.
Aşk ehli olan zatın, sen halini arz etmeden sana yaptığı sohbetlerine bak! Onun her sohbet ve nasihati çok kutludur amma sen haline göre isteyince o nasihat tabiri caiz ise deniz kenarındaki suya benzer. Su, kenarların kıvrımlarında müsait bulduğu yerlere ulaşır ve yayılır. Ama genel sohbetleri ise açık denizdir. Açık deniz; bütün cevherleri içinde saklayan, en derin sırlara dalmaya imkan sağlayan ve de en temiz olandır. Bir mübarek zat sohbet eder, döker Hakk’tan gelen, kalbine inen nuru dinlersin, sonra birkaç yerde takılır kalırsın. Mürşid’in ilk söylediği Hakk’tandır. Zoruna gitti diye deliler gibi itiraz edersen hoşuna giden cevabı da alırsın ama o andan sonra unutma! nefsinin elinde kalırsın. Mürşid der ki:
Ey kardeş! mübarek olsun Hakkı’mı istiyorsun, o zaman sana uçmak gerek! Sen ise o zamana kadar yürümüşsün. Oturmakla tembelleşmiş bedenine birileri yürümeyi öğretmiş, sende bunu en büyük iş bellemiş kendinden geçmişsin, kendini bununla memnun etmişsin, sana yürümeyi öğreten koşmayı da bilmiyor ki öğretsin, nerde kaldı uçmak. İnsan yürüyerek havalanabilir mi, koşarak göklere çıkılabilir mi söyle. Zor gelir sana uçmak meselesi, sen bir kere hayatından memnun olmuşsun, bulunduğun yerin memnuniyetiyle dolmuşsun. “Uçmak da nereden çıktı şimdi. Ne güzel yürüyorduk, canımız istediği zaman bazı bazı konuşuyorduk” der nefsin sende kabul edersin.
Hakk’ı isteyen, götürecek kişiyi bulunca naz mı yapacak, “yok bana yürümeyi öğretenleri bırakamam” deyip yerde mi kalacak. Annen değil miydi sana ilk yürümeyi öğreten. Bırakıpta gitmedin mi? Daha güzel şeyler öğreneyim diye bir alimin önünde diz çökmedin mi? Ne oldu annene yanlış mı yapmış oldun? İyi düşün nefsinin oyununa gelme! Sana Kuran’ı öğreten oku diye öğretti. Okumayı öğrenip manasını anla diye. Manasını anlayıp Rabbini tanı, sabırla yürüyüp ona yaklaş zamanla diye. Sen Kuran’ı okumayı öğrendin, “yok manasını öğrenmek için daha iyi bilen bir mahir insana gidemem, bu, bana Kuran’ı Kerimi okumayı öğretene ayıp olur” mu diyeceksin. Bir mübarek insan sana güzel şeyler öğretince, elini tutup seni göğe çıkartma kuvvetine sahip olan diğer insana yok olmaz deyip arkanı mı döneceksin. O zaman senin kalbindeki aşk değil ve aradığın da Hakk değil. Sen yolda olmayı sevmiş, yolda kalmışsın. Yolun sonunda vasıl olacağın zattan da, ona olacak vuslattan da, bunun yüceliğini anlamaktan da çok uzaktasın. İnsan gözünü açıp görmek isteyecek, yoksa ona kim neyi gösterebilir. İnatla gözünü kapatana bir çare mi var. Islanmış çıranı elinde ateşi olmayanlara götürüyorsun. Neden? Çünkü ben ıslanınca o üstümü örttü. Tamam da çıra yanmak içindir. Üstünü örten yardım etmiş teşekkür et devam et yoluna. Çünkü onun seni yakamaya kuvveti yok. Çıra ıslanıp kurumak için değil yanıp yakmak için yaratıldı. İyilik edene iyilik yapayım diye özünden mi çıkacaksın, böyle mi Hakk’ı bulacaksın.
Evet asıl yol budur. Sen halini arz etmeden yapılan sohbeti en büyük devlet bil. Gücün yettiğince o yolda ilerle. Açık deniz gibidir o. Açık deniz insanın kara daki bütün engellerden kopup Hakk ile başbaşa kaldığı yerdir. O ulu sohbetlerdeki esrar ve envara ermek istiyorsan kenar köşelere demir atma, kimsenin sözünü kafana takma. “Ya başıma yanlış bir şey gelirse” diye seslenince şeytan kalbine bak. Hakk’a olan aşkında samimi misin? O samimiyette sorun yoksa gelen sese şöyle cevap ver:
Karanın da, denizin de, havanın da yerin de sahibine gidiyorum. Hepsinde gelecek bela ve musibetten yanlız ona sığınıyorum. O bela yazdı ise kara da olsam bile beni kim kurtarabilir. Yok yazmadı ise denizin dibinde olsam bile bana kim zarar verebilir. Korkum ondan, ona yanlış yapmaktan. Onun için çıktığım yolda ki beni bu yola o davet etmişken açık denizden mi korkarım, ya da derin okyanustan mı? Yok. Günaha dalarken kormayan nefsim şimdi Hakk için çıkınca mı yollara korkar oldu. Git yalan yanlış sözlerle bizi caydıramazsın, bu yola baş koymuşuz, usta kaptanın elini tutmuşuz uğraşma artık bizi kandıramazsın.
Teslimiyetten korkma! Kalbindeki aşkın samimiyetsizliğinden kork. Unutma! Kalbinde aşk olanın, Yare vuslatı muahakkaktır.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla