“””Yar’e sırt dönülür mü”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Yar’e sırt dönülür mü “””
Yâr! sana sırtını dönenler olmuş, hemde bununla çalım satarlar. Yusufu kaybettim diye sevinir mi insan, bununla orta yere çıkar da övünür mü? Kardeşleri yanlış yaptı diye söyleyin, o güzel Yusuf’a hiç küsülür mü? Yakup gibi gözleri Yar’e feda etmeden aşığa vuslat yolu görünür mü?
Seni tuz gibi gören var sultanım, ilaç bilip hasta olunca içen var. Birde sensiz kalbe hayat yok deyip nefes gibi seni içine çeken var. Seni anlamak yoluna girmeyip, kör gözleri ile gördüğü kadar seni söyleyen var. Birde mana yolunda ilerleyip sensiz hiçbir şeyi görmeyen var.
-Ne oldu ne ettin elindeki elması, denince:
-Herkes bilsin ben onu yere attım. Elması da elmasın yanındaki kıymetli taşları da artık istemem der mi bir insan? Ne istersin peki çakıl toprak mı? O zaman elmas arama yoluna neden çıktın ki, çakıl toprağı aramadan da bulurdun. Elmas isterim ama çakıl toprak gibi rahat ele gelsin. Kimseden korumaya çalışmayayım, kötü nazarlar altında kalmayayım. Hırsızı arsızı ile uğraşmayayım.
-Bre gül hiç dikensiz olur mu?
Ya elmasın peşine düşme ya da elmasını kimseye gösterme. Madem gücün yetmiyor başka yapacağın iş yok senin.
Evliyalar sultanına mürid oldu isen onu çokları anlamayacak. Anlamayanların tenkitlerine karşı duracak kuvvetin yoksa o zaman sus onun müridi olduğunu kimseye söyleme, o kaşıkçı elmasını içinde sakla. Yok ben onun aşkıyla doluyum, bütün benliğimle onun kölesiyim kuluyum, onun için bütün engelleri görmem aşarım, hangi cahil onu anlamadan dil uzatırsa gerektiği gibi ona karşı koyarım diyorsan o zaman elmasını herkese göster söyle, söyle onlarda bu elmasın ışığından fayda görsün. Ne yani kırk yıl suyunu içtiğim tatlı kaynak suyunun, birileri ters konuştu diye tadını mı unutayım, yoksa gidip kaynağı mı kurutayım. Böyle saçma yola kim gider. Kaynağı veren Allah taşırmışta okyanus eylemiş onu, okyanusu kurutmaya kimin gücü yeter.
Sen sultanın heybetli duruşunu sevmişsin, her kendini bilmeze tokmağını vuruşunu. Bilmedin bunu herkes sever zaten. Bunlar gülün çiçeği ama çiçeği kadar vazgeçilmez olan dikeni de var. Peygamberin yüzü de güzeldi sözü de. Bunu herkes sever. Arkasında münafıkların durmasına izin verişini de sevdin mi? Ebu cehiller kapısına yüz otuz küsür sefer gidişini de sevdin mi? Her davet edene icabet edişini sevdin mi? Kendini zehirleyen yahudi kadını affedişini sevdin mi? Münafıkların başı ölünce kefenlenmesi için fistanını verişini sevdin mi? Sevmedi isen senin ki çocuk işidir. Sahabi sevgisi bu bizim dediğimiz. Bu sevgi er işidir, böyle seven er kişidir. Teslimiyet ellerinde, Hazreti Resülün sevgisi gönüllerinde, her yaptığının şüphesiz derin hikmetlerle dolu olduğu yakinlerinde idi. Hepsine ayrı bir kanal açıldı bu yüce okyanustan. Hepsi o büyük okyanusa götüren ırmaklar, nehirler denizler oldu.
Nemrut gibi yürürsen yolda bir sinek seni sahip olduğun her şeyden eder. Ama Nemrut’tan da beter bir ahmaklığa düşer, kaybettiğine ağlayacağına çıkıp kaybınla çalım satarsın. Evet gün gelir yanarsın ama bilinmez bu yangın seni pişirip aşka mı getirir yok vakit geçti diye ömrünü mü bitirir bilinmez. Allah’ın lütfundan ümit kesilmez. Kimse kaybetsin istemeyiz. Çünkü kim kaybederse kazanan şeytan olur. Şeytanı helak edip tevbeyle, Rabbimize gidelim pişmanlık dolu heybeyle. Yoluna hakkıyla hizmet edemedik diyelim Ulu Yezdan’ım sen bizi doğru dürüst kul eyle! Eyle ki açılsın basiretimiz, idrakımız. Anlayalım işlerin esrarını, yapmayalım yanlışın tekrarını. Sultan Sıddık gibi teslim olalım, Allahın Habibi ile sevr mağarasına çıkalım. Herkes bizi küffardan kaçıyor sansın. Melekler bizi “üçüncüsü Allah olan iki kul” diye yazsın. Halbuki biz Habibinle başbaşa kalıp ondan Sırrı A’zamı alalım. Gerçek bir Nakşibendi gibi; aşkınla yana yana kül olup, varıpta huzuruna kul olup, cemalinin seyrine dalalım senin nurunda yok olup.. Aminn aminn Ya Rabbel-alemin
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla