“””Ok ve Yay(İlk niyet)”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 8/8***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Ok ve Yay(İlk niyet) “””
Hayvanlar ve ağaçların Efendimiz s.a.v.’i görünce secde etmesi Efendimizde gözüken Hakk’ın nurundandır. Peygaber s.a.v. Hakk’ın yeryüzündeki aynasıdır. Ona dönen Hakk’a döner, onunla oturan Hakk ile oturmuş olur. Efendimiz Hakk’ a vasıl olunca onun yerine ona ayna olan zatları bıraktı. O peygamber varisi olan insanlarla oturan Peygamber s.a.v. ile oturmuş olur. Bu yüksek edebi muhafaza et! gafil olma ki mahrum kalma. İşte böyle bir zatı buldu isen ve de huzuruna girme isteği ile doldu isen dikkat etmen gereken çok önemli bir husus var.
Huzura ilk girerken ettiğin niyet çok mühimdir. Çünkü o niyet mutlaka yerini bulacak. Senin nasibin oradan olacak. Peygamber varisi olan zatlar yay gibidir, senin içinde büyüttüğün niyet ise bir ok. O yaya giren ok direk menziline doğru yol alır. Vakti gelince de mutlaka hedefine varır. Ama niyet dediğimiz zeka ile yoğrulup dilden çıkan değil kalbin en derininde yatandır. İnsanın gerçek niyeti budur. Etrafındaki insanları tatmin etme düşüncesi ile söylenilen sözler değil. İşte o mübarek zatın huzuruna çıkarken ondan umduğun ne ise kalbinde yatan o istek mutlaka ikram olunur. Çünkü Efendimiz s.a.v. buyurdu: Her şey kulun kalbindeki niyetine bağlıdır. Senin istediğin Allah ve resülü ise yolun oraya çıkar. Yok bir kadın veya dünyalık bir şey ise o zamanda oraya. Efendimizin huzuruna giderken kalbinde taşıdığın ne ise o ikram olunur. Sen en büyük nasibin isteğine düş. Allah ve resülü varken başka bir şey istenir mi? Peygamber varisi huzuruna ilk girdiğinde en değerli şeye dikmiş ol kalbini. O mübarek insanın kalbi direk Allah’a bağlıdır. Sultan Yunus Emre hazretlerinin buyurduğu gibi:
Erenlerin himmeti yerden göğe direktir.
Bunu yaşayıp gören biri olarak anlatıyorum. Nice insanlar Evliyalar Sultanı Şeyh Nazım Kıbrısi hazretlerini huzuruna geldiler. Hepsi de kalbinde türlü türlü niyetler taşıyordu. Kimisi İslama hizmet aşkıyla geldi, kimisi evlenmek kastıyla, kimisinin derdi para almak idi, kimisin dünyaya sultan olmak, kimisi çok isteğim var diyordu kimisi ise isteğim sadece yar. İşte o huzura çıkanların hepsi kalbinde yatan niyetine nail oldu. Kimisi çok dergahlar açtı, kimisi her yere mal mülk saçtı. Kimisine çok çok verildi ama o yine hep açtı, kimisi ise kimseye karışmadan o sultanın nazarı ile birden yare kaçtı.
Kimisi dünyanın sultanlığını aldı, kimi en derin mana okyanuslarına daldı.
Netice bu; o gönül sultanının peygamber varisi olduğunun en büyük işareti idi. Hadisi şerif aynen tecelli etmişti. Efendimiz işari olarak bildirmişti. Sen Allah ve resülünü iste ama bunun yanında bizi dünya için istersen onu da alırsın fakat mana aleminde hep yolda kalırsın. Çünkü bu göklere yükselmek için yapılmış teyyare ile suya dalmak istemek gibi bir şey.
Hakk’ı isteyenler kazandı. Hem Hakk’ı buldu hemde dünya onlara köle oldu. Yari istiyoruz dediler. Ve hep ona vasıl olmaya niyet ettiler. Niyetleri haktı, onun için yerini buldu. Çok imtihanlardan geçtiler ama hiç vazgeçmediler. Çünkü zaten onlardı aranan. Dergahlar açılır, binlerce insana hizmet edilir, ama asıl aranan kalbinde Allah’a vasıl olma niyetini taşıyanlardır. Şu dünya da aynen böyle bir dergah. Bin kişinin içinden Hakk aşığı bir kişiyi seçmek için kuruldu bu koskoca nizam. Bir mürşidi kamil bir ömür nice insanlara hizmet ederde aradığı ve beklediği kendi gibi Allah derdine düşmüş insandır. Kalbinde o tohumu gördüğü zaman sevinir. Gerçek vazifesini ifa etme vakti geldi diye. Senelerce dua edip Hakk’tan istediği, ezelden beri beklediği sonun da huzuruna geldi diye. Hak bizi yay eyledi ama gelen oklar hep yamuk elde kaldı. Şükür ki sonunda beklediğimiz dim dik okta bu yaya girdi. Evet dümdüz bu ok çünkü Allah’a vusülden başka bir isteği yok.
Böyle dümdüz bir ok olmak isteyen niyetini sağlam tutsun ve Allah’ın o mübarek yayına mutlaka girsin. Çünkü ok ne kadar dümdüz olsa da yaya girmeden hedefine varabilir mi, varamaz. Hedefe gitmeyen ok ne kadar güzel olsa da bir işe yaramaz. Onun için hem dümdüz bir ok olalım hem de Hakk’ın mübarek kuluna varalım. Sonra ansızın bir anda hedefi on ikiden vuralım.
Fatiha..
Sakaryevi