“””Hayasız da aşkı arama”””(Alevi ve Şia’lara)

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 8/7***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Hayasız da aşkı arama”””(Alevi ve Şia’lara)
Haya olmayan yerde iman olmaz. İman yoksa aşktan söz edilebilir mi. Aşk: imanın ihlâs ile yoğrulup marifet şerbeti içerek hakikate ermesidir. Yani imanın en yüce noktasıdır aşk. Haya olmayan yerde iman olmaz derken Hazreti Resül, sen hayasız kalpte aşkı mı ararsın. Ey akıl bu yanlışa itiraz edemiyorsan sen ne işe yararsın.
Haya derdine düşmeden aşkı arıyorsa birisi tebessüm et yüzüne selam ver geç git yoluna. Çünkü bu abdestsiz namaz kılmak istemek gibi cahilce bir istek. Cahile ise ne yapmak gerek. Tebessüm et geç yüzüne, cevap vermeye çalışma sözüne. Ona vereceğin en güzel cevap güzel bir sükut ile susmak.
Hayası olmayan insan önce imanını sonra da insanlığını kaybeder. Düşünsenize bir müslümana kafir insanın gıybetini yapması caiz değil iken Efendimiz s.a.v.:
Kim ki haya örtüsünü üzerinden (çıkarıp) attı, onun gıybeti yoktur. Yani onun arkasından hoşuna gitmeyecek şeyler söylemeniz gıybet olmaz. Size gıybet günahı yazılmaz. Bunun önemini anlayalım diye Efendimiz s.a.v.: “Haya imandandır” diye buyurdu. Demek ki insan hayasını kaybedince önce imanını ve hayasızlığı iyice ileri götürdüğü zaman insanlığını kaybedip hayvan sınıfına düşer. “Arkasından konuşulunca gıybet olmaz” kelamının manası budur. Hayvanın gıybeti olmaz.
Onun için hayasız ise bir kişi o insan olma vasfını kaybetmiştir. Aşk ise insana has bir duygudur. Bir insan ancak bir insana aşık olabilir. Hayasını kaybedip her yerini açıyorsa bir kadın, atma onunla hayat yolunda tek bir adım. Söyle ya kapansın haya ehli olsun, ya da kimseyi kandırmadan kenarda dursun.
Nikahlarını kıyarken insanların, nikah duasında; Allahu Teala’nın Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma arasındaki aşkı ihsan etmesini temenni ediyoruz.
Hazreti Fatıma annemizi dilinden düşürmeyen bir sürü insan var. Kimisi kendine Alevi der kimisi Şia. Ama Sadece Fatma annemizin adını anarlar. Güya onun aşkıyla yanarlar. Adını andığın şahsın kendisi nerde, onun gibi olmak nerde diye sorsan hiç duymazlar bile. Onun için gerçek seven değiller. Gerçekten sevenler O yüce insanın ahlakına bakar.
Hazreti Fatıma’yı dünyanın gelmiş geçmiş en hayırlı kadını ve Cennet kadınlarının efendiyesi yapan özelliği Efendimize olan aşkı ve imanını donattığı haya duygusudur.
Efendimizin Mevla’ya kavuşmasıyla sarsılan ve durmadan ağlayan bu mübarek insan o kutlu peygamberin hasretine sadece altı ay dayanabildi. Sonra o da aşk ile bağlı olduğu kocası Şah’ı merdan’a, bubasına vuslat için bir süreliğine veda etti. Evliliklerine göklerden gelen ferman ile karar verilen bu iki yüce insan kendilerine özel hükümlerle doludur. Bunlardan bir tanesi Hazreti Ali r.a.’ın karısı Hazreti Fatıma’yı kabre koyabilmesidir. Her erkeğe yasak olan bu hüküm onda kaldırılmıştır. Ve o Şah’ı Merdan Hazreti Ali r.a. gönlünü aşkı ile dolduran o haya sahibi mübarek zevcesini elleri ile kabre koyarken kulağına şöyle fısıldadı:
Sevgilim senin gibi bir sevgili olamaz, sevgilim senden başkasının kalbimde bir nasibi olamaz.
O velilerin şahını kendine böyle aşık eden Hazreti Fatıma’nın en yüce ahlakı hayasıdır. Sen Hazreti Fatıma’yı sadece yemek yaparken “fatma annemin eli olsun” diyerek hatırlıyorsan ondan alacağın kalıcı bir nasibin olmaz. Olan nasibin de midende yoğrulup netice belli yere gider. Sen onun yüce ahlakının peşine düş ki Ali’ler sana yar olsun. Haya insanın kalbinde yatan, gün geçtikçe büyüyen bir çiçektir. Verilen bilgi ve nasihatler o çiçeği düzgün bir şekilde büyütmek için. Ama o çiçeğin tohumunu senin kalbinde ki iman ekecek. Tohumu serpecek imanın yoksa usta bahçıvanın o çiçeği büyütmek için verdiği ders ve nasihatler neye yarar.
İstediğin kadar tatlı sözlerle kandır kendini. İster Alevi de kendine ister Şia. Sen bu yüce ahlaklardan ne kadar uzak isen Ehli beytten de o kadar uzaksın. Aylarca Hazreti Hüseyin için ağlamak, yerini tutamaz Hazreti Hüseyin’in bir nasihatine uymanın. İnsan olmak ve insan kalmak istiyorsan hayanı kaybetme. Dünyalık gidecekse gitsin elinden, sen hayanı elinde tut! giden dünyalığı dert etme. Bak otuz altı yaşında vefat etti Hazreti Fatıma, çoğu zaman başını kapatacak başörtüsü yoktu. Evinden çıkmazdı başını örtecek örtüsü yok diye. Bir göz odalı ev içinde büyüttü Hasan ve Hüseyin’i ve diğer üç evladını. Bütün evliyanın manevi nasip kaynağı, o başını bile örtecek elbisesi olmayan mübarek annenin bir göz odada büyüttüğü bu iki evladı oldu. O bir göz oda da o mübarek anne cennet kadınlarının efendisi olma makamına vardı. İşte o mübarek insandan bize en büyük nasip, içinde büyüttüğü hayası kaldı. Öyle büyük ki hayası, mahşerde herkesin çıplak olduğu yerde oda çıplak olacak ama milletin arasından geçeceği zaman bir nida duyulacak:
Ey mahşer ahalisi gözlerinizi kapatın! Hazreti Fatıma geçecek. İllede günah olması gerekmez. Günah olmasa bile imanını donatan haya çoğu hoş olmayan şeyleri de yapmana izin vermez.
Evet netice bu iki maneviyat iksirinin birbirlerine olan aşkına bak, birde bu gün kü hale. Kim ki hayadan soyunmuş, onun aşk dediği hevestir. Haya ehli değil ise bırak. Bırak sen insansın. Haya ile donanmış, iman sahibi bir insana olabilir ancak derin duyguların. Hayasını muhafaza edemeyen birisi kalbine girmesin. Girmesin çünkü kişi sevdiği ile beraberdir. Sever isen Hakk’ın sevmediğini, Hakk’ın seni sevmesini nasıl beklersin. Hakk’a çıkmayan sevdaya sevda mı denir. Utanmaz insanda sevda olmaz. Onun imanı haya tohumunu ekemiyorsa kalbine, senin telkinlerin hiç bir işe yaramaz. Ya Fatıma ol Ali ile nikah emrin göklerden gelsin. Ya Ali ol Allah Sana Fatıma lar versin.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla