“””Gönlünde de kapan(Tesettür)”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 8/3***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Gönlünde de kapan(Tesettür)”””
İki tür açık insan var. Birisi hem gönlünde hem ömründe açık. Birisi ise sadece gönlünde.
Kimin kulu olduğu, kimden rahmet umduğunu çoğu zaman unutuyor insan. Elini açıpta duanı kime edersin, her sıkıntını çözmesi için kime gidersin. Öyle ki; bir çıkış yolu gözükmeyen anlarda, aklının sana hiçbir seçenek sunamadığı durumlarda, çaldığın kapı Hakk’ın değil mi? Yalvarıp gözünden yaş döktüğün, rahmeti ile seni hoş etsin diye külliyyen kendisine döndüğün Hazreti Yezdan değil mi? Evet. O zaman nasıl oluyor da en çıkılmaz yolların kapısını sana açan, en zararlı hastalıklarına şifa bulan, kimsenin sana ulaşamadığı anlarda sana tek ulaşanın, böyle yüce kuvvet ve iradeye sahip olanın her emrine boyun eğmiyorsun. Ne demek bu?
Rızkımı gönderirsin, şifa mı verirsin. Hiç kimse ummaz iken bana en harika iş kapılarını ihsan edersin. Ama bazı emirlerin bana uymuyor mu demek bu? Rızkını yerim ama kapan dersen olmaz ben istediğim gibi gezerim demek değil mi bu.
Deniz ortasında boğulurken senden başkasına el açmadım, her kapıdan kovulurken senden başka açık kapı bulmadım. Ama senin emirlerinde bir yere kadar mı der insan haşa.
Tesettür haya sıfatının mahsuludur. Haya ise imanın parçası. Tesettürü olmayanın hayasında, hayasında sorun olanın ise imanında sorun vardır. Basit ve gereksiz mi görüyorsun, farkında değilsin ama yavaş yavaş imanından oluyorsun.
-Herkes kapansa bende kapanırım.
Ne demek bu şimdi. Herkese göre mi senin ayarın. Herkes Allah’ı dinlerse bende dinlerim demek bu farkında mısın? Herkes açık diye bende açığım demek ne demek. Herkes cehenneme gidiyor ben bu durumda cennete giremem mi diyorsun. Ve bunu çok çok mantıklı mı görüyorsun. Vah yazık.
Sıkıntılı duruma düşer de insan. “Kim seni bu hale getirdi” diye sorarlar. O da cevaben “herkes” der. “Herkes bana karşı olmuş, herkes bana kötülük yapıyor. Herkes kuyumu kazıyor. Allahım sen bana yardım et.” diye yalvarır. Sonra ona: o yalvardığın ve karşılığında ondan ikramlar aldığın yüce zatın emrine neden uymayıp karşı duruyorsun denince, dün şikayet edip Hakkın kapsında kendilerinden yakındığı herkesi söyler. Dün büyük dertler getirdiler diye şikayet ettiği herkes.
yani “Herkes açık ben ne yapayım.” der.
Herkes katil ise katil mi olacan, herkeste haya bitti diye sende hayasız mı kalacan.
Herkes unutursa Hakk’ın yolunu senin göstermen lazım değil mi?
Düşünsene okyanusun ortasında batınca gemi, sen karayı gördün. Kara tarafına döndün. Diğerleri görmeyip okyanusun ortasında nereye gittiklerini bilmeyerek öylece yüzüyorlar. İlerde yüzdükleri taraftan köpek balıkları ve katil balinalar geliyor. Ama onlar görmüyor. Ne yapacaksın. Kara ya doğru yüzüp herkese kara yı mı gösterecen. Yoksa herkes o tarafa gidiyor diye karayı bırakıp okyanusa, köpek balıkları katil balinaların ortasına doğru mu yüzecen.
Yapma yakma kendini, kızdırma Rabbini. Sonra kapılar kapanır da yüzüne, lanet iner özüne. Hayasız insan aleme ziyan saçar, zalim olur. Zalimin hakkı ise zulmünden vazgeçmiyorsa ölümdür. Olma zalim, buyruğuna kulak ver yarin. Bütün kalbinle ona dön. Yok ki başka doğru bir yön. Aşk ile tutta Hakk’ın ipini, zorlanma yerine getirirken hiçbir emrini.
Ne dediğine bakma, kimin dediğine bak!
Yar mı dedi de. O en ağır dertler üzerime geldiğinde,teker teker herkes beni terk ettiğinde, tek sesimi duyan mı dedi. Ben bile kendimden vazgeçtiğimde elimden tutup beni ayağa kaldıran mı dedi. Herkes bir menfaat için peşime düşüpte menfeatleri bitince beni cinnete terkettiğinde has kulunu bana gönderip beni oradan aldıran mı dedi. Ohhh şükür Onun sözünü duydum. Yar yine benimle konuştu. Ne tereddütü onun emrine hiç düşünmeden uydum. Onun elinden içince aşkı yudum yudum, ne zor geldi artık bana emri, nede bir acı duydum. Yarin sesini duyunca özüm, emri zormuş kolaymış hiçbirini görmez oldu gözüm.
Evet gelelim gönlünde açık olanlara. Bunlar da Hakk’ın emrine imtisalin nurunu görememiş, açık olmanın şeytanın işi olduğunu bilememiş insanlar. Onun için, birisi görse onu diye ister, ya da “görse ne olur ki” der. Yani görünmekten utanmaz. Rabbinin emrini aşk ile taşımaz. Haram öyle bir zehirli aştır ki kokusu bile zehirler. Haramı işlemeyen kişi, işlemek isteğini içinde taşısa zehirlenir. İşleyene kızmasa bile zehirlenir. Bu zehir ilk etapta kanına sonra ilerler kalbine karışır. Günaha kızmaz isen önce zahirini bozar sonra içini. Bir bakarsın hiç anlamadığın bir vakitte şeytana kaptırmışsın kendini de Rabbinin emirlerini sorgular hale gelmişsin. Hiç sorgulamadan işlediğin haramları bırakırken, bin bir sorgu ve soru ile itiraz yoluna girer, kendini helak edersin.
Gel zehir karışmadan kalbine tedavi ol. İçinde şeytan namına hiçbir şey bırakma. Zehirden kaçman gerkirken kaçmadın. O zehri temizlemekten neden kaçasın ki, kaçma. Bu tedavi kutsal bu tedavi ulu. Merhametli padişah öylece hasta bırakmaz iyileşmek isyeten hiçbir kulu. Ne açık ol ne de açık olmayı normal gör! Yoksa hayanı kaybeder hayasız kalırsın, sonra en büyük cevherin ki imanını şeytana çaldırırsın. Tevbe et kendine gel. Haya ile donan da imanın en yüce noktasına er.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla