“””En hayırlı insan”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””En hayırlı insan”””
Efendimiz s.a.v. buyurdu:
Sizin en hayırlınız Kuranı öğrenen ve öğretendir.
Bu Hadisi şerifte asıl anlaşılması gereken nedir. Kuranı kerimi okuması mı sadece.
İhlas suresinin birinci ayetini çok güzel bir terennümle okumak mı? Bir kuru mealden “söyle o Allah birdir” manasını almak mı? Yoksa birlikten muradı anlayıp vahdet denizlerine dalmak mı asıl istenen. Hazreti Bilal r.a.’ı “EHAD EHAD” diyerek kızgın kumlarda ateş gibi kayaların altında ezilmeye göğüs gerdiren acaba ne idi?
Peygamerimiz s.a.v.’in ulu kalbinden insanlara en büyük öğretisi arap alfabesi ve onu tecvid ile okutmak mı idi. Yoksa mana denizlerinde yol aldırmak mı?
Okumayı öğretmekte büyük ibadet doğru ama insanı en hayırlı kişiliğe taşıyan bu mudur?
Anlamadan okumak tabiri caiz ise harika bir yemeğin tarifini okumaya benzer. Yemeğin tarifini okuyanın karnı doyar mı? Kuranı Kerim uçsuz bir derya sen ise deryalar içecek kadar susuz kalmış bir cansın, anlamadan okumak o engin deryayı seyretmek gibidir. Bu harika manzarayı seyirde güzel ama seyir ile susuzluk gider mi? Can suya kanar mı?
Bir mektup gelse sevdiğinden yabancı bir dilde, oku oku onu her gün anlamadan. Acaba sevgili ne dedi bilmeden. Bu mu acaba sevgilinin muradı. Onu anlamaya bu okuma ne kadar yaradı.
Hayatın içindeki bütün mana iksirini içinde toplayan, bu Hakk kelamını bırakın anlamadan okumayı anlayanların bile anladığı çok eksik. Anlamadan okuyan bu engin deryayı seyrediyor sadece, aklı ile anlayan üzerinde temas ederek geziyor. Kalbi ile anlayan ise en derin en harika yerlerine dalıyor. Her zerresinde Kuranı yaşıyor.
Bu meyanda Kuran deryasına gerçek dalanlar kalbi ile okuyanlardır. Hadisi şerifin en gerçek muhatapları onlardır. Dağa bakıp güzeldir deyip geçen var, dağa bakıp faydasını seçen var, bir de dağa bakıp aşka gelen, dağa bakıp kendinden geçen, dağa bakıp Mevlasını gören var. Acaba bu dağdan en çok nasip alan hangisidir? Okuyan okur sevabı çok, birde güzel sesi ile donatır şifası çok. Tercüme edipte anlarlar gıdası çok ama has kullar öyle bir dalarlar ki nuruna onların anladığını anlayan, onların gördüğünü gören yok.
Düşünsene biri var bir ayet ile cennete yol bulur, biri var bin ayet okusa yine yabanda durur. Halbuki ikisi de Kuranı okur. İkisi de yüce Mevladan direk kendilerine gelen o yüce hitabı.
Göz okur kulak dinler, Can okur gönül dinler.
Göz okur kulak dinler kalbe inmez okunan kulakta kalır. Can okur gönül dinler bir ayet ile bin hatimle alınamayan yolu alır. Netice Hakk’ın istediği kul Kelamını okuyup en derinini anlayandır. Çünkü ne kadar çok anlarsa o kadar Rabbini tanır. Ne kadar tanırsa o kadar tazim eder. Kul Rabbine olan hürmeti ile yücelir. Mevlaya olan yakınlık böyle elde edilir.
Her harfine en az on sevap diye buyurdu Efendimiz. Anlamadan okursan on sevap, tecvidi ile okursan yüz, güzel sesle okursan bin, manasını anlayarak okursan yüzbin, anladığını yapmak niyeti ile okursan yedi yüz bin, nefsini aradan çıkarıp aşk ile anlayarak okursan o zaman hisapsız sevaba erer insan. Aşk ile okuyanın derdi olmaz sevap ile. Kimin derdi olur ise sadece yar, İşte odur her yerde her zamanda her makamda en bahtiyar.
Aşk ile oku ki deryasına dalasın, aşk ile oku ki en büyük nasibi alasın.
İnsanı hayvandan ayıran özelliği; düşünen olmasıdır. Düşünmeden derin tefekkürler ile okumadığın zaman insanca okumuş olmazsın ki. Okuyup es geçersen bile olmaz. O temiz sahifeye Hakk tarafından yazıldı bu yazı, sende Hakk’a olan aşkın ile bu kelamı kalbine kazı. Dal bu derin ummana her an aydınlatsın seni, hiçbir zaman karanlıkta hissetme kendini. Oku! bil ki her ayetin yetmiş bin manası vardır. Birazını bildim diye bir şey sanma kendini. Bu yetmiş bin mananın şeytan bilir kırkbinini. Sen aşk ile oku kalbine yaz. Her dem biraz daha tanı rabbini. Niyetin bu olsun. Kendini büyük alim saymak için değil Hakka en büyük tazimi yapmak için oku. Rabbini tanımak, ona en yakın olmak için oku. Nefsin ve şeytanın istediği büyüklük hissi ile değil, Yaradan rabbinin ismi ile oku.
Okumasını öğreten var, mealini öğreten var, zahirini öğreten var bir de derinini öğreten var. O zaman en hayırlı kul olmak istiyorsa insan Kuranı kerimin en derinini bilene öğretene gidecek, ona can kulağını verecek. Versin de o en hayırlı insandan Kuranı dinlesin. İşte o zaman anlar Kuranın Hakk kelamı olduğunu, o kelamı en iyi anlayan anlatırken aslında konuşanın Hakk olup o kişinin orada sadece suretinin durduğunu. En hayırlı kul olmak isteyen Kuranı böyle anlatandan öğrenip sonra kendisi de böyle anlatıp öğretmeli. Hakkın en ince muradını bile gözler önüne sermeli. Her kalpte bir ikramı var Hazreti Rahmanın. O ikrama ulaşman için kapalı kalbinin anahtarını ara. Hakk her kapalı kalbe anahtar yaptı başka bir kalbi. Kelamının hakikatini anlayan o anahtar kalp ile kalbini açta sende anla. Hem anla hem anlat. Anahtar olda başka kalpleri de sen aç.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla