“””Çöz bağını gitsin”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 8/2***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Çöz bağını gitsin”””
Allahım yanımızda olanları ve bizi gönlünde taşıyanları, nefsine hakim aşkın ile kaim eyle. Şeytanı yenen, ulu dergahına ihlasla girenlerden eyle Amin..
Nedir en değerli olan dünya da. Bunu iyi bilmek lazım. En değerli olan insandır. Ama nasıl insan? İman ve islam ile donanmış. Öyle bir insan ki canı Hakk’a adanmış. O’nun gibi olmak için uğraş dur. Bunun için o zatı gönlünde taşı. Önemli değil onun görünüşü yaşı. Hakk ile mi değil mi buraya bak. Sen onu hakkıyla gönlünde taşı ve bil! en büyük nimet; onun gönlünde yer almaktır. Onun muhabeti ile var olmaktır. Dilin “evet bunu istiyorum” deyince, doğru musun diye kalbini bir tart. Onun gönlünde olmak mı yoksa mahzeni hazine dolu bir saraya sahip olmak mı? Saraya göz kırpıyorsa gönlün, bil ki şeytanın ipi hala boynunda, canın hala nefs ile oyunda.
Yok o zatın muhabbetini isterim dersen dünyada da huzur senin ahirette de.
Bir kadın ki Efendimizin gönlünde yeri oldu. Allahu Teala onu bütün aleme sultan eyledi. Çünkü o, Efendimiz s.a.v gibi Hakk’a adanmış bir mübarek kulun gönlüne girmek gibi bir yüce devlete nail olmuştu. Varlığında da, bir vakit husul bulan yokluğunda da Efendimizin hep ikramına mazhar olmuştu. Bir kadının yerini tutamadı sonradan gelen onbir kadın. Onun için Efendimizin en sevdiği hanımı olarak bilinen Sıddik kızı Sıddika Hazeti Aişe, kıskançlığını dile getirerek:
“Arap kadınları içinde Hatice’den başkası yok sanki” derdi.
Efendimizin gönlünde öyle yeri vardı ki, Hazreti Hatice annemiz ahirete irtihalinden sonra Efendimiz s.a.v. onunla sohbeti olan insanlara hediyeler göderirdi.
Çünkü o sultandı. Alemlerin sultanı önünde kendini bitirmiş, O’nun nurunda yok olup Fahri cihan ile dirilmişti.
Evlenmeye karar verildikten sonra duydu ki Mekke’liler Efendimiz s.a.v. ile dalga geçer mahiyette:
Mekke’nin en zengini(Hazreti Hatice) ile en fakiri(Efendimiz s.a.v.) evleniyor. diyorlardı.
Hemen bütün malını Efendimiz s.a.v.’e hibe ederek o dalga mahiyetli konuşan insanalara:
Bak ben şimdi Mekke’nin en fakiriyim. Şimdi söyleyin “Mekke’nin en fakir kadını en zengin erkeği ile evleniyor” diye.
Bu mesele Hazreti Hatice annemizin Efendimizin nurunda yok olduğunun göstergelerinden sadece bir tanesi.
Öyle bir mübarek insanın huzuruna vardı isen, hele hele onun gönlünde yer buldu isen daha neye gözün kayabilir ki ey akıl sahibi. Sakın nefsine uyma, uyma ki gören gözün kör olmasın, elinde güneş var iken can kendini karanlıklarda sanmasın.
Bir gün Efendimiz s.a.v.’in hanımları, dünyalık bir takım isteklerde bulundular. Ve Efendimiz s.a.v., bu dünyalık isteğinden rahatsız oldu.
Birşeyler birbirine mi karışıyor. Hakk’a adanmış, Hakk’ın aynası, arştan ulu bir gönülde yer bulmuş insan dönüpte gözünü en aşağı manasında olan dünyaya mı dikiyor.
Yedi kat göğün Hakanı kendi aynası olan o yüce gönle baktı da O’nun Hakk namına olan sıkıntısını gördü. O gönül sıkılırsa gökler kararır, arş-ı ala daralır, mele-i ala’da meleklerin keyfi kaçar, Mikail a.s. kamçısı ile vururda gökde şimşekler çakar.
Halbuki O yüce gönle derin aşk ile bağlı olan Hazreti Ömer onlara:
Güzel olmanız ve de kocanızın sizi derin bir muhabbetle seviyor olması yoksa sizi kandırıyor da kendinizi bir şey mi sandırıyor. Aman dikkat, Hakkınız da ayet iner bak dedi ve öyle de oldu.
Hemen Ulular ulusu Hazreti Yezdan ayet gönderdi bu meseleye çare, kalkıpta şu aşağılık yerden göklere dönelim yönümüzü de kulak verelim o Yüce yare:
-Ey şanlı peygamber hanımlarına: “Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorlarsa gelin sizin hakkınızı verip bağınızı güzellikle çözeyim gidin” diye söyle.
Sen ki benim yer yüzündeki halifemsin, sen ki benim en temiz kulum, bana gelen, getiren tek yolumsun. Senin arştan ulu gönlüne yol bulup giren, dönüpte gözünü dünyaya dikerse çöz bağını gitsin, gönül ki benim evimdir, benim evimin yerine şeytanın konağı dünya süsünü koyanın çöz bağını gitsin. Senin nur yüzüne Hakk’a aşık özüne hayran olmayanın çöz bağını gitsin. En kıymetli cevhere sahip olupta gözü çakıla çöpe takılanın çöz bağını gitsin. Sonra devam etti Ulular ulusu:
Yok siz Allah ve Resulünü, ahiret evini tercih ederseniz Allah sizden ihsan edenlere büyük mükafatlar hazırladı.
Efendimiz bunu bildirince o tertemiz annelerimiz hepsi birden “Biz Allah ve Resulünü tercih ediyoruz” dediler. Bir anlık yanlış taraftan esen, bir rüzgar idi zaten gelen. Biz senin elini öyle büyük bir aşk ile tuttuk ki bırak rüzgarı kasırgalar esse senden bir karış öteye atamaz bizi. Senin istersen kabul et hanımın istersen ölene kadar kölelerin oluruz.
Nedir ki dünya ben onun peşine düşeyim
Cenneti bile sen yoksan yar neyleyim
Şunu da ey güzel sana açık söyleyim
Senden başkası yangınımı söndürmez
İşte Hakk’tan bize gelen yine büyük bir ders. Arştan ulu bir gönle girmek nasibin olmuş ise sakın dönüpte aşağı bakma. Bakarsan nefis bu kandırır kanarsın. Sonra arşın sahibinin yüzene nasıl bakarsın.
Bir ders daha o ki, en büyük servetin ki gönlünü verdi isen birine, o da taşı toprağı, süsü tarağı koydu ise senin gönlünün önüne çöz bağını gitsin. Dünyaya ait olan nefsin ve şeytanın vesveseleri ile sana arkasını dönenin çöz bağını gitsin. Sana yar deyip dünya ki bir kaç yerden ibaret, yeri Yâr’e tercih edenin çöz bağını gitsin. Gönül bu, giren ya kıymetini bilsin ya da düşünüp tercihini yapsın, kıymet verdiklerinin peşine gitsin. Hamal diye aşağılama gönül sahibini, yada yerde yürür diye. Girersen bir Hakk aşığı zatın gönlüne taşır seni hamal gibi gittiği her mübarek yere. Yerde durur, benim gibi kalkar oturur, sanırsın sen onu ama onun gönlü her daim arşın sahibi Hazreti Yezdan iledir.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla