“””Bahtı-yar”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 8/5***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Bahtı-yar”””
Nasibi yar olanın bahtına kara mı düşer
Yarine vasıl olmuş daha dara mı düşer
Sultanı ezel aşkıyla yakmış gönlünü
Dünyanın derdi ile artık hâra mı düşer
Bahtına yâr düşenin ne işi olur ak ile karayla. Yâre yanmış bir kere özü, görür mü akı karayı gözü. Derdi değil ak ile kara, onun tek derdi uzak olmasın yâre. Nasıl bir uzaklık; su sızmasın aradan, her an tecelli etsin yaradan.
Ne diyor gönlü bilmeyenin, “aşkın acısını çektim hep” Aşık olamadın da ondan. Bilemedin, acı da tatlı da ondan. Acı verir sabır ile kapısını çal diye. Tatlı verir şükür ile ona doğru yol al diye. Aman yâr aman ne büyüksün sen ne ulu, Kat kat fazla seversin seni isteyen kulu. Her nimetine müştak isen, her tecelliye muhtaç isen, her hal ile o kapıya gidecen. Sabır ile ağlayıp gitmek başka, şükür ile çağlayıp gitmek başka. Hepsine gelen tecelli bambaşka. Bilemedin gerçek olanı, kendine göre hüküm verdin hep. Üzüldün, elinde olanı görünce. Muhabbet deryasında vuslatın lezzeti sana yetmedi. Onun için ağladın. Ama gerçek böyle değil, gerçeği böyle değil.
-Ne idi istediğim?
Yâr.
-Buldum mu?
Evet sonra? Sonra ahçı mı oldum yoksa çöpçü mü kimin umrunda. Bahtıma yâr düşmüş benim, neye ağlayayım, neyi dert edeyim.Vezir de olabilirdik kralda. Krallar sende olanın binde birinde sahip değil. İşte anlamadığın burası. Yar için nelerden geçtin, hangi ızdıraplı yolu seçtin.
Bir gün iki cihan sultanının huzuruna girdi Hazreti Ömer r.a. Baktı ki; mübarek ayağını basarak arşa şeref veren O kutlu peygamber hasır üstüne yatmış da mübarek yanağında hasırın izi cıkmış. Tutamadı kendini ağladı o heybetli insan.
Ey Allah’ın resulü Kisra’lar Kayser’ler kuş tüyü yataklarda yatar, sen iki cihan sultanısın hasır üstüne yatıyorsun.
-Onlar dünyayı seçti biz ahireti Ömer, Onlar saraylarda keyif eda etmeyi tercih etti, biz yardan gelen tecelli ile kendimizden geçmeyi. Bizim bahtımıza, payımıza yâr düştü onların kine saray. Kim kârda. Onların ki kendileri gibi yok olmaya mahkum, bizim nasibimiz ise herşeye varlık veren hazreti Kayyum. Alın dünyayı da keyfini de bize Allah yeter.
Sefası kalsın bütün hevası da
Altı üstü dünya değil mi bunun
Yâr güzel ise güzeldir cefası da
Hakk’ın kuluyuz ötesi var mı bunun
Bizim sözlerimiz aşka eremeyenleri aşık etmek için değil. Bizim sözlerimiz aşık olmuş ama kendini ifade etmeye söz bulamayanlar için, Hakk’a doğru hızlıca yol alamayanlar için, aşk okyanusuna girmiş fakat henüz derinlere dalamayanlar için.
Yoksa kim kimi Aşık edebilir ki Hakk’tan başka. Kim kimi sözleriyle Mecnun’a döndürebilir. Sen aşık olacaksan o senin özünde. Gül olacaksan zerren tohumunda saklıdır. Gökten inen yağmur, altındaki verimli toprak içinde olanı dışarı çıkarmana yardımcı olmak için. Yoksa hangi yağmur, hangi verimli toprak papatyayı güle döndürebilir.
Hakk nazar etmiş ise özüne, ezelde de aşık idin sen şimdi de. İşte o zaman dünya da cennet sana ahirette.
Şeyhimizin buyurduğu gibi:
Toplama su değiliz ki biz. Bir vakit gelince tükenelim. Bizim suyumuz ana kaynaktan. Onun için çağlayanlar gibi gelir. Aşığın hali böyledir. Çekme su ile aşık olamaz insan. Dünya ile kör etti ise kendini içindeki kaynağı bulamaz. Toplama su olur elindeki, Mana eri gün geçtikçe çağlarken, ondaki gün gelir tükenir gider, bir damla bile akmaz.
Ne yapalım oturup ağlayalım mı? Evet ağlayalım ama oturup değil, Hakkın huzuruna çıkıp el bağlayalım. Ondan isteyelim versin. Özümüzde onun dilimizden çıkacak güzel sözümüzde. Lutfetsin gönlümüze de nur olsun ömrümüze. Gül olup açalım ne varsa ondan gayrı hepsini bırakıp O’na kaçalım.
Fatiha…
Sakaryevi…

Arama
RSS
Beni yukari isinla