“””Sahte Şeyh ve Mehdiler”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Sahte Şeyh ve Mehdiler”””
Teslimiyet İslamdadır. Meşayih-i kiramın hallerini bilmeyip te kitaptan hikayelerini okuyup şeyhlik oyunu oynayanlardan tasavvufta, tasavvuf ehli de uzaktır. Evet bu yoldaki en önemli ve elzem olan şey teslimiyettir. Ama bunun iki taraftan da metin çizgileri var. Bu iki çizgiden birini aşarsan orta da tasavvuf, diğerini aşarsan isen ortada İslam kalmaz. Her şey Rahman için diye söylenip asıl itibarı ile şeytana hizmet eder. Fakat yola usulünce çıkmayanların yaptığı yanlışlardan dolayı uçurumdan aşağı düştüler diye biz ne bu ulu yola ne de bu ulu yoldan gidenlerin harika hallerine kapımızı kapatacak değiliz. Kuranı kerimi bile okuyup şeytanın hizmetinde kullananlar olduğuna göre bu ulu insanları da kendi nefislerine alet edenler mutlaka olacaktır.
Bir hikaye anlatılır ve bu hikaye de iki grup haddi aşmıştır. Bu meseleyi işleyelim. Bir gün Şems Hazretleri Mevlana hazretlerinin teslimiyetini kontrol etmek amacı ile “bana bu gece için bir kadın getir” der. Mevlana Hazretleri öyle bir şey yapar ki Şems Hazretleri bile hayrette kalır. Getirdiği kadın kendi hanımıdır. Hazret tamam gönder gitsin dedikten sonra “neden onu getirdin” diye sorar. Mevlana Hazretleri şöyle cevap verir:
Efendim benim kalbimdeki iman tamamdır. Ben yakınen bilirim ki benim şeyhim Şeriat-ı Ahmediyye ye aykırı hiçbir şey yapmaz. Nefsini öyle terbiye etmiştir ki Dünyalık zevke hiç meyli olmaz.
İşte bu menkıbeye iki yanlış yönden baktılar. Birileri Mevlana hazretlerine olur olmadık sözler söylediler. Birileri Şems hazretlerinin yaptığını yapıyoruz diyerek bu işi günaha götürüp nefislerini tatmin ettiler. Teslimiyet İslam’dadır. Şems hazretleri sadece İslamın izin verdiği noktaya kadar imtihan etti. Burayı kaçırmamak gerekir. Bu gerçek ve sahte şeyh arasını ayırt eden ana çizgidir. Mevlana hazretlerine yanlış söz eden işin sır ve hikmetinden gözü kör olandır. Mevlana Hazretlerinin kalbindeki sağlam itikat işin o noktadan daha ileri gitmeyeceğini kesin bilmesinden ileri geliyordu. Bunu anlamak çokta zor değil. Anlamayıp ta hazrete dil uzatan hakikat kapısına kapısı kapalı olan kişilerdir. Diğer çizgiyi aşıp ta bu meseleyi örnek gösterip olur olmaz günahlara dalan kişi ise sahte şeyh olup insanların gözünde değerli fakat gerçekte eğerli kişidir eğerli. Bu eğerli eşşeğe binen ise şeytan ve nefstir.
Büyük Şeyhimizin ismini kullanarak niceleri böyle sahte şeyhliğe bürünmüş dergah diye kendilerine saray yapıp orada halvet adı altında kadınlara halvet yaptırıyorum diyerek kendi haremini kurmuşlar. Bazı farklı cemaatler ise buna yakın olarak kadınlarla birlikte itikafa girmişler. İşte teslimiyet İslamdadır düsturu burada devreye giriyor. İslam dininin doğru ve güzel görmediği her şeye kapın kapalı olmalı. Efendimiz s.a.v. gibi ilmi ledün sultanı olan bir peygamber kadınlara itikafı evlerinin yatak odalarında yapmalarını emrederken kim bu ulu emrin karşısında durup kadınlara itikaf için camiyi gösterebilir ya da halvet için bir dergahı. Oraya hatunu nu gönderen kişi bunun yanlış olduğunu bile bile gönderiyorsa büyük bir ahmaktır. Ama yeni yeni İslamı öğrenen insan nereden bilsin bunun yanlış olduğunu. İşte insanların dini hassasiyetini kullanarak böyle yanlış yapanların şerrinden Allahu Teala ümmeti Muahammedi muhafaza eylesin.
-Ama hocam bu insanalar bize Hızır a.s.’ı örnek veriyorlar.
Evet anlamadıkları başka bir mevzu da bu zaten. Hızır a.s. gökten emir alarak hareket ediyordu. Onun için bize ters gözüken bazı şeyleri yapıyordu. Gökten emir alana bazı şeyler değişir. Fakat bu ona münhasırdır, ona mahsustur. Hızır a.s. kendisi öldürdü evet ama Musa a.s.’a git öldür demedi. Çünkü Musa a.s. o sırra henüz sahip değildi. Bunları örnek gösterenler bu sırrın sahibi değiller ve kendileri günah işledikleri gibi başkalarını da işletiyorlar. Ve bu insanlar bırakın tarikatın sırrını, şeriatın nuruna bile hakim değiller. Takip eden görüp bilecektir ki namazları dahi tamam değildir. Bu durumda gösterdiği yolun Hakk’a götürmesi nasıl beklenebilir.
Gel dost Hakk’a gel ama Hakk’tan uzaklaşarak Hakk’a gelinir mi? Benim teslimiyetimi ölçecek kişi henüz nefsinin kölesi ise ne işim olur onunla. Ben hastayım zaten, beni iyi edecek kişi benden daha hasta. Beni de kendi gibi yapmak istiyor. O ufak yaramı tedavi edip beni kandıracak sonra en büyük zehri kanıma bulaştıracak. Yok ben Hakk’ı isterim sadece. Ona kalbimi döndüğüm zaman ihlas ile, bilirim o beni kurda kuşa yem etmez. En has kulunu gönderir ve beni, şeytanların sahte şeyhlerin elinden bir anda kurtarıverir.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla