“””Nefes”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Nefes”””
Şeyh ilaç değil nefestir. Onun için şeyhsiz kalmak gibi bir seçenek yoktur kalp ehline. Nefessiz insan yaşar mı? Yaşamaz. Şeyhsiz kalan kalpte öyle. Ölü kalp ile Hakka varılmaz. Allah diridir. Nasıl bir dirilik? Hiçbir evsaf ve ef’aline ölümün uğramasının mümkün olmadığı bir dirilik. Allaha yakın olmak onun sıfatlarından edinilen nasibin büyüklüğüne göre olur. Ölümün hiçbir şekilde kendine uğramayacağı o yüceler yücesi Mevlaya ölü kalp ile mi gideceksin? Böyle mi yakın olacaksın. Bedeni ölünce insanın ne kadar sevsende onu, yanında tutmaz toprağa salarsın. Sen insan olduğun halde ölü olanı yanından gönderir, üzerine toprağı serpersin. Aynı sınıftan olduğun bir varlık bedeni diriliğini kaybedince yanında tutmazken, Göklerin yüce hakanının seni ölü kalbinle kabul edeceğini mi sanırsın. Şeyh ve mürşit ilaç değil nefestir evet. İlaç hasta olunca alınır. Şeyh su gibi de olmaz. Susuzluğun ateşi sarınca suya ihtiyaç duyulur. Mürşidin nuruna her an muhtaçtır insan. Gönlünü bulunduğu kafesten çıkarabilirse mana aleminin yükünü hissedecek. O azim yükü ancak şeyhinin ruhaniyetinden yardım alarak kaldırabilir. Ama bu dil ile anlatmakla tam olarak elde edilmez. Bunun için manevi kapıdan içeri girmek gerek. Çoğu insanlar uzaktan bakmayı kendilerine yeterli gördüler. Anladığı sandıkları herşeyi dilleri anladı. Dil anlar mı? anlamak kalbin işidir. Edebi eserlerde “dil” kalp manasında olmasından dolayı işleri birbirine karıştırdılar. Peygamberimiz s.a.v.’in cahiliyye döneminde yaşamış, şiirleri ile tevhidi söyleyip kalbi ile küfreden şairin hakkında buyurduğu gibi:
Ümeyye bin ebi Salt’ın şiiri iman etmiş fakat kalbi kafirdir.
Dilinden dökülen söze bakınca bu adam direk göklere bağlı dersin, kalbine baksan içeride şeytanlar cirit atıyor. Onun için o kutlu zata canlar feda etmeli ki bu hastalıkların hepsinden çekip çıkarır seni. Ondan geri durma! çünkü şeytan ufak bir fırsat bekler. Şeyh nefestir. Nefessiz kalma. Nefessiz kalan ciğer kalbe ziyan, şeyhsiz kalan insan ruhunu şeytana kurban verir. Kibri perde olupta o güzel mürşide teslim edemediği kalbini şeytana güle oynaya teslim eder. Bedenler Allahın huzurunda ama kalpler nerde dersin. O herşeyi en güzel şekilde yaratan bedenine mi hayran senin. Bedeni tertemiz ettin ama kalp istenmeyen her kötü ahlak ile dolu. İçinde zehir olan bir bardağa her şeye şifa bal dökülür mü? Dökülse bile o bal artık iş görür mü? Şeytanın istedikleri ile doldurduğun kalbine Allahın nuru girer mi dersin? Allahın nuru çok kuvvetlidir, girdiği yeri tertemiz eder dersen doğrudur. Ama temiz etmesi için senin kalbini açman gerek. Sen inatla o pisliklerin üzerini örtmeye çalışırsan Allah nurunun kıymetini bilmiyorsun demektir. Allahu Teala ise kıymet bilmeyene nimet vermez. Hakikat aynasından bakarsan gerçek budur. Şeyh Allahın nurudur. Nuru isteyen kalbindeki kibri inatla muhafaza etmeye çalışmasın. Sonra nefessiz kalmasın. Kalmasın ki kalbinde şeytanlar cirit atmasın.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla