“””İmanın Hakikatine ermek”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””İmanın Hakikatine ermek”””
Aşk ise kalbimizdeki yare gitmeden olur mu?
Gideceğiz tabi, onu görüp ondan nur alacağız. Nur dediğimiz onun mübarek nazarı, göklere bağlı gönlünden dökülen kelamıdır. Bundan mahrum kalmak olmaz. Onun için Nakşibendi uluları “derviş mürşidin huzuruna çıkmaktan geri durmasın, her gün ya da iki günde bir halini arz etsin. Uzak ise ayda bir veya iki ayda bir mutlaka huzuruna varsın, varkın ki külli kayıp olmasın” demişler.
Gir huzura halini arz et! Nedir kalbinin durumu söyle! Al melhemini iyileşsin o kötü yaraların. Ya da rahatsız eden kaşıntıların. Ama hep aynı hali arz ediyorsan verilen nasihati tutmuyorsun, Hakk’a giden o ulu yolda yerinde sayıyorsun demektir.
Halini arz et ama alacağın cevabı can kulağın ile dinle! Ahir zaman olmuş halini arz eden
eksiğinin derdini taşımıyor. Sonra cevabını alır. Aldığı nasihati tutmaktan kaçınıyor. Farkında değil hep aynı dertten yakınıyor.
-Neden olur bu hocam?
Yoluna ve pirine bağlılığı zayıf. Ağzının dediğini gönlü tasdik etmiyor. Murşitten gelen feyize gereken ehemmiyeti vermiyor. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin buyurduğu gibi: bu dervişlere ceza keselim! bunlar kalplerine gelen feyze riayet etmiyorlar.”
Her müşkilini Hakk için açana, sorgusuz sualsiz üzerine Allahın nurunu saçana bir normal kul gibi bakarsan onun mübarek ağzından dökülenin cevher olduğunu anlayamazsız. İdrakına varamazsın. Dilin söyler kalbin tasdik etmez. Kalp senin ufak evladın değil ki istemediğini ona kulağından tutup zorla yaptırasın. Sen mürşidin her halinin peşine düşüp taklit etmiyorsan, o zaman onun kalbindeki sırra vakıf olamazsın. O kutlu kişinin her hali de kutludur. Bir tek sohbet postuna oturduğu zaman değil, senin onu her gördüğün zaman dikkatle takip edip taklit yoluna girmen gerek. Böyle olunca zahirini zahirine benzettiğin zatın, kalbine de kalbinin benzediğini göreceksin. Dün taklit ile yaptığın her kutsi ibadetin yarın hakikatine varacaksın. Taklidi imandan tahkiki imana geçmek sana da mümkün olacak. Alauddin Attar hazretlerinin buyurduğu gibi: Şah-ı Nakşibend hazretleri bana “beni taklid et” diye emir buyurdu. Biz taklid yoluna girdikten bir vakit sonra her işin hikmeti açıldı.
-Gücümüz yeter mi hocam
Yettiği kadar. Erebildiğine er ki eremediğine erecek kuvveti ihsan etsin Allah. Hayallerde gezip durma. Halini arz etmekten korkma! Ya korkuyorsun ya kibrin izin vermiyor. İkisi de dervişe yakışmaz. Korkmak çocuk işidir. Çocuk Hekime gitmekten korkar. Sen çocuk değilsin. Yok kibrin mani ise o zaman aşkın esiri değilsin. İnsan sevdiğine karşı kibirlenir mi? Araya kibri girdiği o mübarek insana aşık olduğunu söyleyebilir mi?
Kibri bırak, kibir ile aşka yürünmez, aşkı değil Hakk’I istiyorum dersen aşık olmadan Hakk’a erilmez.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla