“””Hakim misin, mahkum mu”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 7/9***
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Hakim misin, mahkum mu”””
Şu baharda açan yeşil yaprakları görüpte Rabbini hatırlamamak ne büyük körlüktür. Ne acayip iş değil mi; biri neye baksa Rabbini hatırlar biri neye baksa hatırlamaz. Neden ki? Aslında aynı şey. İkisininde baktığı baharda yeşilin harika tonları ile önümüze serilmiş olan şu mükemmel manzara. Kimi görür şükre koşar, kimi ise günaha.
Alemde görünen her şey aslında senin kalbine aynadır. Kalbinde kim var ise her şey sana onu yansıtır. Kalp ise Hakk’ın aynasıdır. Hikmet sorarlar, yâri ararlar, bundan derin hikmet bundan açık suret var mı? Aman Ya rabb öyle bir yangın saldın ki her yeri sardı. Her yer yandı Elhamdulillah.
Söyleyende kalan sözdeki cevheri göremez. O zaman bu derin sulara nasıl girsin, giremez. Söyletene bak! bak da seninde kalbini yaksın. Bizim dağ ve tepelerimizde dolaşan bu ilahi şelalenin suyu gelip senin gönlüne de aksın.
İnsana hükmeden nedir? Azaları mıdır? Yoksa insan mı azalarına hükmeder. Bir yere giderken götüren ayak mı, yoksa sen misin? Sen isen, neden hür iradenle hiç istemediğin yere gidersin. İçinden gelen ses “yahu benim burada ne işim var? Ben istemiyorum burayı ” derken nasıl kendini orada bulursun. Yada; ne güzel, ne harika işleri yapmak isterken neden yapamazsın. Elin ayağın seni zorla mı götürüyor, azalarına sözün mü geçmiyor. Nedir bu hal. Bedenine hükmedemiyor musun?
Bir ulu söz ile bir derin ummana kapı açtı İki cihan sultanı:
Bedende bir et parçası vardır. O düzgün ise bütün azalar düzgün olur. O bozuk ise bütün azalar bozulur. Dikkat edin o kalptir.
El, ayak harama gidiyorsa kalp iş görmüyor demektir. Kalbin fesadı gücünü kaybedip işlevsiz hale gelmesi demektir. Azaları mutlaka yöneten bir güç olmalı. Kalp gücü kaybedince nefis devralır hemen yönetimi. Mahkumun olup seni dinlemesi gereken nefsin ve azaların kalbinin zayıflığından dolayı sana hükmetmeye başlar. Hakim olmak varken yaptığın yanlıştan dolayı mahkum olursun. Sultan olmak varken kendini prangalara vurulmuş bir köle olarak bulursun.
-Kalp bu hale nasıl geliyor?
Her şeyin bir nizamı bir kararı var. Ay çiçeği denilen bir bitki vardır. Üzerinden çekirdek özünden yağ çıkar. Onu güneşi göreceği yere dikerler. O çiçeğin yüzü hep güneşe bakar. Güneş doğarken doğuya, batarken de batıya döner yüzünü. O hep güneşi takip eder. Güneşin ışığını tam alırsa o hoş yemişini verir. Sen bu çiçeği alıp güneş görmeyen yere dikersen kuruyup söner. Ne yemiş verir ne de yağ. Kalpte aynı bu çiçek gibidir. Bu çiçeğin yüzü nasıl hep güneşe dönük olması lazım ise kalbin yüzü de hep Hakk’a dönük olmalı. Hakk’tan nur almalı. O zaman yeşerir kuvvet bulur ve çiçeğin yemiş vermesi misali kalpte etrafına nur saçıp fayda verir. Ama dünyaya dönerse yüzünü güneşi görmeyen çiçeğin kuruduğu gibi kalpte kuvvetini kaybedip çürüyüverir.
Efendimizin “kalbin fesada uğraması” diye buyurduğu kalp bozukluğu değildir. Kalp ilahi bir latifedir onda bozukluk ve bozgunluk olmaz. Kalbin fesadı iş görmez hale gelmesidir. Kuvvetini kaybetmesidir. Kalp dünyaya dönerse o zaman zayıflar ve ölür. O vakit nasıl iş görür. Görmez. Bunun için buyurdu Hazreti Peygamber:
Üç gün hikmetten uzak kalan kalp ölür. diye.
Hikmetten uzak kalan Hakk’tan uzak kalır. Hakk’tan uzak kalan kalp ise gücünü kaybeder ölür. Kalp dediğin ilahi bir sır, manevi bir nokta. O gücünü Hakk’tan alır. Onun ile bağlanırsan Hakk’a alemlere hükmedersin. Ama Hakk’a bağlı olmaz ise elektiriği kesik lambaya benzersin sönersin. Sonra ne olur nefsin eline düşersin. Birden kendini hiç istemediğin işlerde ve yerlerde bulursun. Hükümran olup hükmetmek varken nefsin kölesi ve mahkumu olursun. Çeker seni götürür. El harama gider, göz harama. Arada bir ölü kalbinin cılız sesi gelir: Ben böyle olmak istemiyorum, bu kötülük ile emreden nefsin kölesi olmak istemiyorum, bu hep haksız karar veren hakimin mahkumu olmak istemiyorum. Fakat kurtulamazsın.
-Yok mu bunun bir çaresi?
Olmaz mı var tabi. Nefsin mahkumiyyetinden kurtulmak isteyen Kalbi ile Hakk’a dönecek. Her nerde olursa olsun, heybesi ne kadar büyük günahlarla dolarsa dolsun yeterki kalbi ile Hakk’a dönsün. O ölmüşcesine halsiz ve hareketsiz duran kalbinde ne heybetli bir ayağa kalkış olacak görsün. Bir anda bütün hükmü nefsin elinden alıp, kalbi ile o en yüce makam olan secdeye varıp yalvarsın:
Ya rab ben yanlız senin kulun, yanlız senin kölenim, gönlümü doldur nurun ile nefsime hükmedeyim, şeytanın hakkından geleyim. İzzet senin kulluğunda, kabul et beni de en büyük devlete ereyim. Senin aşkından başkasının mahkumu, Cemalini seyrin mahrumu eyleme beni, lutfunu gönder ölmeye yüz tutmuş kalbim bir nefes alsın, sonra hayat bulup o nefes ile senin adı aşk olan o en büyük ummanına dalsın. aminn….
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla