“””Aşkın iki yakası”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya
“””Aşkın iki yakası”””
Altı günlük yoldan geldim diyerek bu gelişi kendine çok bir şey sanma. Huzura girdiysen öncesi değil sonrasıdır asıl olan. Kat edilen yol başlangıca gelmek içindi. Asıl yol yeni başlıyor. Ne güzel söylemiş Sultan Yunus Emre:
Güzel mürşit ki bizi Hakk’a iletir
Aşık canı ona kurban gerektir.
En aziz olan canını kurban ederim deyip, aziz olmayanlara takılıp kalma sakın. Aşık ol. Aşkında samimi ol ki senin aşkın gerçek aşka yükseliversin. Gönlün aşkın sırrına ersin.
-Aşkın sahtesi mi var hocam?
Evet. Hakiki aşka uymayan her aşk sahtedir. Kimisi hakikisine götürme ihtimali olduğundan dolayı değerlidir. Hakiki aşk iki müsavi insan arasında olamaz. Aşkın iki yakası birbirinden farklı olmalı. Düşünsene iki yaka da aynı ise öteki yakaya neden geçelim ki. Birisi diğerinden daha kuvvetli ve daha maneviyatlı olmalı ki ona gönül vermek, gönle huzur versin.
-Neden?
Çünkü bu ilahi bir nurdur. Birisi daha yüksek olacak ki o nurda bir tükenme olmasın. Hazreti Mevlana’nın semada ellerini açışının manasını iyi idrak etmek gerek. Bir el yukarı bir el aşağı, Hakiki aşkı anlatan bir işarettir bu. Hakk’tan alır, halka veririz. Asıl itibarı ile yukarı açılan da, aşağı dönük olan da o kutlu zatın kalbidir. Hakk’tan alır, halka verir. Hakk’tan alanın nuru tükenir mi hiç. Onun için o kutlu zata olan aşk günden güne kuvvetlenir, azalmaz. Ama iki müsavi, iki eşit insan arasında olan aşk günden güne tükenir. Aşk kalbin işidir. Kalp tükenmeyen hazinelere müştaktır. Hakk’a isnadı olmayan her şeyin tükendiği gibi bu da tükenecektir. Kalbini Hakk’a dönmeyen iki insanın arasındaki sevgi, aynı suyun içlerinde devirdaym ettiği iki havuza benzer. Eğer bir kaynaktan beslenmezse günden güne azalıp yok olacaktır. Tükenmeyen sevgi isteyen, hakiki aşka ermek isteyen kendinden imanı daha kuvvetli insanla dost olmalı. Ve o zatta ki bütün güzelliklerin arasında, o zatın kalbindeki mübarek nura müştak olmalı. Yoksa onun kaşına, gözüne takılırsa yine yoldan sapabilir.
Evet hakiki aşkın esası buna dayalıdır. Aşkın iki yakası birbiri ile aynı olamaz. Bunun için efendimiz s.a.v.:
Eğer birini dost edinecek olsaydım, Ebu bekir’i dost edinirdim. Fakat Allahu Teala beni dostluğuna kabul buyurdu. diye buyurmuştur.
Yani ümmetimin içinde kalbi bana en yakın olan Ebu bekir’dir. Böyle olsa bile hakiki aşkın mihengi olan benim kalbim, Allah’a dönmezse yine aşkım eksik kalır. Ebu bekir benden alsın, Selman Ebu bekir’den. Herkes kalbini kendinden Allah’a daha yakın olana döndürsün. O yolda Ebu bekir gibi tam bir teslimiyete bürünsün. O teslimiyetle Hakk’ın aynası olan o zatın gösterdiği yolda yürüsün. Yürüsün de yolun sonuna varınca onun kalbinde de Hakk’ın nuru görünsün. Yoksa aşk dediği hep heves, yaşadığı bir kaç nefes olur. Dönüp dolaşıp vardığı yer hep o aynı suyun içinde devirdaym ettiği havuzun dibi olur. Kalbi göklere bağlı olmayan insanın elini tutup göğe nasıl çıkılabilir.
-Ama onu çok övmüşlerdi hocam.
Öven insan nefsi ve şaytanı için övdü. İşi bitti aynı insan yine nefsi ve şeytanı için dün övdüğü o kişiye sövdü. Hakk ise sana Kuran-ı keriminde:
İnsanların çoğunluğuna tabi olursan seni saptırırlar, diye buyurdu.
Anlık zevklere daldın, ilahi aşka ermek var iken sen aşşağılık yerde kaldın. Şükür ki daha alacak nefesin var. O zaman artık tevbe et de gerçek sevdanın yoluna var. O yolda teslimyetle yürü ki seninde gönlüne nazil olsun yâr. Kayıkla yâr yakasına geçince geldiğin yakayı unut. Çektiğin zilleti en büyük izzet bil. Çünkü o kalbi Hakk’a bağlı insan seni senden daha çok sever, senin bu ulu yolda maksada ermeni senden daha çok ister.
Fatiha…

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla