**Nurlu şehir**

Bismillahirrahmanirrahim
Meded Ya Sultalel-Evliya

**Nurlu şehir**

Yoluna girince bu mübarek şehrin, daha yolun yarısına gelince gönle sekineti düşer. Bu şehir huzurun şehri, bu şehir mahabbetin şehri. İnsanın bayram etmemesi elde değil. İster istemez bütün tecellisi sarıyor, mahabbetle doluyorsun. Mekke’yi mükerremenin zor şartlarından sonra bu nurlu şehre yani Medineyi Münevvere’ye varınca insan çölde soğuk su bulmuş gibi mutluluktan kendinden geçiyor. Neden ki? Çünkü burda insanların rehberi, peygamberlerin serveri var. Öyle bir peygamber ki ravzasının bir tarafında Sıddık, diğer tarafında cibril kapısı var. Bütün maddenin kölelerine, maneviyatin inkarcılarına her yandan bir tokat iniyor.
Bu alem sizin küçük gözlerinizle gördüğünüz kadar değil. Sizin küçük akıllarınızla anladığınız kadar da değil. Bildiğinizden çok fazla bilmediğiniz alemler var. İşte o bilmediğiniz alemlerin birinden yedi yüz kanatlı bir mukarrep melek bizim bu kapımızı hayatımız boyunca aşındırdı. Siz bizi bildiğinizi sandınız ama bize sadece bu küçük alem değil on sekiz bin alem hayrandı. İşte o dört büyük meleğin en üstünü bize dost oldu da bu kapıdan devamlı bize geldi. Gönül bu kapıya cibril ismini verdi. Sen hala dünyanın sahte süsü ile uğraş. Yedi kat göğün üzerinden gelen bu yedi yüz kanatlı meleğin hayran olduğu zata aşık olma. Sakın onu sorma. Kim idi bu bütün alem ona döndü yüzünü, onunla buldu özünü. İşte o bu şehre ve dünya ya nuru getiren burada yaşamayı tercih ettiği için bu şehri mübarek şehre çeviren zat. O gönüllerin sultanı, iki cihanın hakanı, Hazreti Muhammed Mustafa s.a.v. Hayatında da şu anında da bereket saçmaya devam ediyor. Bereket dediğin huzurdur. Huzur ki para ile alınmaz hiçbir yerde satılmaz. O Allahın özel lutfudur. Kimde olur dersen Hakk ta olur. Elinde Hakkın güneşini taşıyan da olur. Doğru olmayan kişinin taşıdığı ışık yalancının mumudur. Vakti gelince söner. Neden hemen sönmüyor dersen buda imtihanın cilvesi. Hemen sönerse akıl nimeti boşa çıkar. Akıl hemen sönmeyen ışığı bulmak için. O ışığı bulunca kalp devreye girmeli, seni o ışığın peşinden gitmeye akıl itmesin, kalp istesin. İtme ile dürtme ile gidilecek yol değil bu. Yedi kat göğe çıkan, kalbe gıda akla ziyan bir yol. O zaman anlarsın. Bir deniz kenarında her istediğini elde edenin ulaşamadığı huzura bu sıcak topraklarda güneşin altında kavrularak dolaşanın nasıl ulaştığını. Herşeyin bir kaynağı var. Her güzel haz ve hissin kaynağı Efendimiz s.a.v dir. Onun için bize düşen adım adım ona gitmek, onun peşine düşmek, onun ahlakına ermek. O zaman nur oluruz bizde, nurlu oluruz. Baksana şu ulu peygamberin şanına mübarek ayağını bastığı yer nur oluyor. O mübarek bu şehre geldi diye bu dağ taş toprak nur oldu. Kıyamete kadar nur şehri diye anılacak. Bu nur o şanlı peygamberin kalbinden geliyor. O ulu kalbin güzel ahlakına yol alan kişi de nur olur. Allaha gideceğim diyen kişi; O yola karanlık gidilmez. O yolu aydınlatacak olan bu güneş değil, kalbinde taşıdığın imanın nurudur. Onun için gel peygambere ver özünü, Verde seyret bütün alemin gerçek yüzünü. Nur yoksa nasıl göreceksin. Görmediğin yolda nasıl gideceksin. Gözünü bağlayıp araba sürmeye benzer bu. Aç gözünü artık heryere çarpıp durma, o kutlu peygamberin nurunu kaçırma. Taş nur alırda sen durur musun, sonra bu halinle en büyük peygamber benim peygamberim deyip avunur musun. Evet senin peygamberin, doğru ama ne yaptın. Diğer ummetlerden farkın ne. En büyük peygamberin ümmeti oldu isek bizim yanlış yapmamız diğer ummetlerin yanlış yapmasından daha kötüdür. Çünkü biz en büyük nura ermişiz. Hala karanlıkla ne işimiz olur. Peygamberimizle övünüp onun yoluna düşmeyen kişi tayyareyi bisiklet gibi kullanana benzer. Efendimiz s.a.v’i sadece okuduğu kitaplardan anlayabileceğini sanan tayyareyi araba gibi kullanana benzer. Ama Efendimizi onun mübarek ahlakına ermiş bir kutlu zattan öğrenen kişi tayyare ile uçan kişidir. Bize uçmak gerek artık ne edelim yeri. Göklerden bize davet varken. Efendimiz seni o güzel ahlaklara yani göklere çağırırken sen bu aşağılık yerde yani kötü ahlaklarınla yoluna devam edeceğim diyorsun, etme! sıyrıl onlardan sıyrıl da yüksel göklere, ışık ol ışık saç her yere. Yoksa çok mahcup olursun. Vakti geçirir eyvah der pişman olursun.
Fatiha…
sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla