**Kalbin pusulası**

Bismillahirrahmanirrahim
Meded Ya Sultalel-Evliya

**Kalbin pusulası**

Kalbin pusulası şaşmaz. O hep Hakkı gösterir. Söyleyeceğimiz söz birilerinin hoşuna gitmeyebilir. Ama söyleyen kişi birilerinin hoşuna gitsin diye söylüyorsa da yanlış, hoşuna gitmesin diye söylüyorsa da.
– O zaman konuşan neye dikkat edecek?
Konuşanın kalbi Hakk’a dönmüş olmalı. Niye konuşuyor? Hakk konuşmasını istedi diye. Gerisi mühim değil. Ne eşşeğe tere yağlı döner yedirebilirsin ne de insana kuru saman. Her sınıf kendi nasibine ağzını açar. İnsanoğlu midesini düşünür de onu her önüne getirilen alelade yemeklerle doldurmaz. Fakat Gönül konusunda çok pervasız olmuş. Her esen rüzgara kapılır, her gördüğü sofraya oturur birde kendini bir sürü güzel lafla kandırır olmuş. Her rüzgara değil seni mest eden rüzgara kapıl, her sofraya değil gönlünü doyuracak olana otur. Boş laflarla kendini kandırma, zarar edersin.
İnsanoğlu tabi olup peşinden gittiği yolu bir düşünmeli. Nasıl oldu bu? Bu yola beni ne sevk etti. Ben niye burdayım. Her nerde ve hangi yolda ise o yolu nasıl seçtiğine bir baksın. Babamdan böyle gördüm, bizim oralarda böyle diyerek bir yola girmiş ise bunun doğru olup olmaması yüzde elli ihtimallidir. Buban veya köyün doğru olabilirde olmayabilirde. Demekki bu pusula devamlı doğruyu göstermez. Çünkü hazreti peygambere karşı duranlarda “babamızın yolundan dönmeyiz” diyerek karşı durdular ve en büyük nasibi kaçırdılar. Aynı şekilde islam dairesinin içinde olan müslüman buna dikkat etmeli. Tabi olduğu yol kalbini tam etmiş mi? Yoksa yarı ya gelince yol bitmiş mi? Baksın. Bizim oralarda böyle derde bununla yetinirse o zaman İran’da yaşayan birine neden Şia oldun diye sormaya hakkın olmaz. Çünkü o da bizim oralarda böyle der senin gibi, çıkar işin içinden. Ama doğru bu mu, değil.
İşte bunun gibi hangi yolun yolcusu isen o yolu hangi pusula ile bulduğuna bak. Kalbin seni oraya getirdi ise orada gerçek feyize erdi ise o zaman sorun yok. Yok onlar bunlar güzel gördü, orda olunca işlerim arttı, etrafımdaki insanlar çoğaldı, kimse beni tenkit etmiyor, kimse bana dil uzatmıyor, onun için çok mutluyum diyorsa o zaman o kişinin aradığı Hakk değilmiş, o Hakk demiş ama sadece keyfini tatmin eylemeye eğilmiş. Derdi ve dermanı Hakk olmayan kişi Hakka nasıl erebilir. Hakk, derdim Hakk diyen kişileri kılı kırk yarar derecede imtihan ederken. Dünya da evler arabalar alıpta ahiret yoluna gelince bir çadır olsun bana yeter diyorsan, dünya da devamlı yükselmek niyetinde olup Allah yolunda karınca misali gideyim yeter diyorsan sözümüz sana değil. Çünkü şeytan seni özel karantinasına almış zaten. Süslü lafları öğretip yanlışı doğru olarak kabullendirmiş. Bizim sözümüz gönlünü tam etmek isteyenlere, ihlas dağının zirvesine ermeyi dileyenlere. İşte onlar yollarına onun veya bunun dediğini pusula yapmasın, kalplerinin pusulasına baksın. Baksın ki sonra şimşek gibi yâre gitmek varken ben sürüne sürüne gitmişim diyerek yanmasın.
Fatiha…
Sakaryevi