“””Fena tek devadır”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Fena tek devadır”””

Dert gelir dert üstüne bu dağ kadar engelleri nasıl aşabilir ki bir pire. Sözde bereket vardır. Nasihat bereket yaymak için. Ama kime? can kulağıyla dinleyene. Tek çaren görmezsen nasihati o zaman gereken şekilde dinlemezsin. Can kulağını vermeyenin canına değmez deva, o zaman nasıl bulabilir ki şifa. Sonra kızıp ta hekime “sen bana söylemedin” dersin. Sen can kulağını kapatırsan hekim sana ne etsin. Şöhrete aşık olur insanoğlu. Bin kişi dinlemişse seni, senin söylediğinin kıymetli olduğuna inanır. O zaman dikkatle dinleyemeye çalışır. Ama sır denilen ilahi nur bir kişiye verildi. Tek kişiye. O çıkılması çok çetin olan Sevr mağarasında. Sıddık aldı o sırrı ve tek başına idi. Onun için Hazreti Ömer buyurdu “Ebu bekir’in iki günü olsaydım o iki günü.” Derdin şöhret ise burası orası değil. Derdin hikmet ise can kulağını açta dinle. Şeyhimiz o sırrın sahibidir.
Söylenilen her kelime tek kurtuluşun olduğunu bilmen gerek. Bil ki her kaçırdığınla Hakk’a vusulünle arana bir dağ girer. Bu yola tarikat denilir. Varsa nasibimiz dahası da gelir. Dünyanın derdi gözümüze büyük gelir. O ezeli ve kelamın en güzelinde buyurmuyor mu Rahman “Kuluma gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemem” diye. O zaman dert ağır geldi demekte niye. Ağır geldi çünkü sen bu ulu yola gelmedin Şeyhimin nurunu görmedin. Onun için gözlerin şaşı oldu, bozuldu. Önünde ki ufak dert tepesini, aşılmaz engin bir dağ belledin. Oturup ta haline ağladın. Sonra etrafına baktın, herkese içinde gazap besledin. Neden kimse bana acımıyor dedin. Bir ufak çocuk gibi iğneden korkup ağlarsan sadece gülerler sana. Hey bre cahil tarikat dedikte anladın mı nedir. Bu yol islamın özüdür. Bu yol da geçenler gönlün sözüdür. Dil “Allahu Ekber” diyor. Allah en büyüktür. Kalbin nerde peki. Başına gelen dertten büyük yok diyorsun. Bütün evliyalar tevhide tevhide gel deyince öteden kaçıyorsun. Allah Allah deyip gerçek Allah inancını bırakıyor şeytanın kucağında ömrünü yaşıyorsun. Lailahe ilellah derse kalbin her şey hiç olur, derdinde arada kaybolur gider. “Ben dedim olmadı” diyorsun. Dedin de dilinle dedin. Kalbinle demedin ki. Kalbinle söyle. Onu nasıl yaparım dersen; gönlüne hükmedecek o sultanı bulmalısın. Gönlüne taht kuran bu manevi sultana kalbini dön! Bu kapıdan gelen nurdan başkası yok, diyerek çek virdini. Gözünden silinsin dünya, gördüğün ne varsa hepsi. O zaman gönlüne o dertleri çıkaran sebepler, kaybolur teker teker. Derdi çıkaran gidince, ortada dert mi kalır. O zaman herşey hiç olur. Hiç olanın derdi tasası mı olur, olmaz. Sonra kendine döner ayna. En büyük dert tam oradadır. Nefsin. Nefisine ayar vermen gerekir. Bir sen bir o kapı kalırsa gözünde buna fena denir. Kendini de çıkarınca aradan işte o zaman asıl maksada ermeye hazır hale gelinir. Fena-yı fena. Aciz bir kul olarak bizler buraya eremesek bile, bu niyetle çekersek tevhidi gönlümüze inen nurun vesilesi ile gözümüzde her şey küçülür. Şaşı gören gözlerimiz birden kartalın gözüne dönüverir bir anda. Önümüzde dağ sandığımız bir ufacık tepe oluverir. Sonra o tepeye bakarda ibretle Hakk’ın işaretini görürsün. Ders ve ibret aldıktan sonra o tepeyi aşar Hakk’a doğru yürürsün. Biz söyledik söyleyeceğimizi can kulağını verdi isen anlarsın. Nasibi Hakk tayin eder. Var ise nasibin fena’ya erer rahatlarsın.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla