“””Enseye oturan şeytan”””

Bismillahirrahmanirrahim
Meded Ya Sultalel-Evliya

“””Enseye oturan şeytan”””

Tesadüf yok tevafuk var. Onun için başına gelen herşeye ibretle bak. Rast gele bir iş yok. Hakktır takdir eden, kula anlamaya çalışmaktır düşen. Bir akşam yemeğinde Hacca gelmiş bir hoca efendinin sofrasına oturduk. Buyur dedi. Selam verdik. Hakka aşina ise kalbin, şeytanın kokusunu duymaya başlarsın. Ama bunu çok büyük bir şey de sayma. Karşındakine gelen şeytanın kokusunu duymak maharet değil. Maharet sana gelen şeytanı anlayabilmektir. Bu hoca efendi buyur derken yanında oturan şeytan “çağır sofrana, çağırda seni tanısınlar. Hoca olduğunu anlasınlar” diyordu. Sonra hoca olduğunu göstermek için başladı söze.
-Bu namazsızlar varya namazsızlar hayvan bunlar” dedi. Talebeleri de hocalarını dinliyordu. Durumun vahametinden dolayı biz söze karışmadık. Sonra yaşlı bir amca sofraya oturdu. Hızını alamayan bu genç hoca efendi bu sefer “Namaz kılmayan hayvandan da aşığıdır” dedi. Yaşlı amca “mümin hayvandan aşağı olmaz” deyince olanlar oldu. Sofraya otururken kokusu gelen, hocanın yanında duran şeytan bu sefer çıkıp genç hoca efendinin ensesine oturdu. Başladı kalbine fısıldamaya “bu adam kim be. Talebelerinin yanında senin yanlış olduğunu söylüyor. Senin kadar okumuş mu? Senin kadar bilgisi mi var? Senin yanlışını nasıl düzeltir?” Kibre kapılıpta şeytanı ensesine oturtan bu genç hoca efendi bu vesveseden sonra başladı kibir dolu sözlerle konuşmaya”amca sen ne bilirsin? Sen tefsir okudun mu? Hadis okudun mu?” Mütevazi amca “yok” dedi. “Eee O zaman konuşmayacan. Bilmiyorsan ben sana öğreteyim. Tefsir yapayım ayetleri sana” İşte Şeytanın felsefe oyunu. Tefsir, hadis okumamış olmak söylenilen doğru bilgiyi yanlışa mı döndürür. Tefsir hadis okumamış insan bir konu hakkında doğru bilgiye sahip olamaz mı? Amca “bu ehli sünnet görüşüdür. Mümin hayvandan aşağı olamaz” dedi. Genç hoca hızını alamayıp “namaz kılmayan varya namaz kılmayan deyyustur, deyyus” dedi ve biraz sonra kalkıp gitti. Zavallı amca “yahu bunu herkes bilir. Bu ehli sünnetin görüşüdür” diye yakınıp, doğru söylediği halde aşağılanmasından dolayı biraz üzülmüştü. Amca gafil bulunup karşındakinin haline bakmadan, belki bir şey öğretirim bir yanlışı düzeltirim diye söze girmişti. Ama karşındakinin kalbi o an kapalıydı. Kibir sardı ise bir insanı o an söyleyeceğin söz onun kalbine gitmez. Yapacağın tedaviye kalbi cevap vermez. Böyle bir durumda önce ensesindeki şeytanın inmesini beklemek gerek. Sonra gereken sözü söyle. O zaman bir fayda umulabilir. Sonrasında yaşlı amcanın gönlünü teskin etmek için konuyu aydınlatmaya izin verdi şeyhimiz. Dedik ki: Amca sen doğru söyledin. Onun söylediği yanlıştır. Evet mümin hayvandan üstündür tabi ki. İnsan hayvandan aşağı olur mu? Hatta kafir bile kafir olarak ölmedikçe hayvandan üstündür. Amca “hoş efendi kafir nasıl üstün oluyor” dedi. Amca kafire henüz son nefes gelmemişse, kendisinde iman nuru parlayabilir ihtimalinden dolayı yine hayvandan üstündür. Amca “evet haklısın” dedi.
Netice dostlar secde ve namaz kibirden tamamen temizlenmek içindir. Nice alınlar secdeye gidiyor hatta hacca gelip Allahın mübarek evinde secdeye de varıyor ama kibirden kurtulamıyor. Çünkü asıl olan alınlarla birlikte kalplerinde secdeye gitmesidir. Gece kalkıp sabaha kadar namaz kılsada insan, her gün mübarek kabeye varsa da kalbini secde ettiremiyorsa Allahın muradına ermiş olamaz. Ve bu kalp secdesine de görüldüğü üzere ne çok okumakla ne de çok hac yapmakla ulaşılamaz. Bu ancak iyi bir nefis terbiyesinden sonra ele getirilebiliyor. Biz tutalım dervişlik yolumuzu, varsın bütün müminler çiğnesin üstümüzü, şeytana nefise çiğnettirmeyelim de yeter. Tevazu dan geri durma, aciz olduğunu bil, tek kibrin Allahta olabileceğini unutma. Edep yolunu tutalım edep. Şeyhimizin nasihatlerini baş üstünden indirmeyelim ki şeytanı ensemize bindirmeyelim.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla