“””Budama makası”””

Bismillahirrahmanirrahim
Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Budama makası”””

Allah ehlinin vazifesi budur. Gereksiz uzayan faydası olmayan veya daha çok fayda beklenirken az fayda veren dalları kesmek. Senin kalbine yarar sağlamayan, manevi terakkiyi engelleyen her gereksiz uzantıdan seni kurtarmak. Sen o usta insanın eline kendini teslim et. Nefsin ne kadar, elinde makas olan bu ulu kişiyi sana bir cani gibi göstermeye çalışsa da, şeytan türlü türlü vesveseler ile onu bir canavarmış gibi anlatsa da bil! onun makasından sana ancak fayda gelir. Bırak kendini, bırakta körelmiş dallarına hayat gelsin. Ne yüksek yerlere ulaşmaya elverişli olan kalbinin önüne engel olarak dikilmiş bütün kötü hal ve ahlakı budayı versin. Budama zahirde kesmek gibi gözükse de hakikatte hayat vermektir. Uyma nefsin ve şeytanın sözüne! Bırak o usta insan baksın da özüne, sende gizli kalan cevherleri ortaya çıkarmak için yollar açsın. Kesilenin derdine düşme, senden gidecek diye üzülme. Bu çok yersiz bir korku. Kesilen tırnak gibi bil kötü ahlakını. Tırnağı saklamak ve uzun bırakmak hastalık yapar. Ben tırnağımı kestirmem diyen kişi ne sefih bir halde ise kötü ahlak dallarını budatmayan kişi daha beter bir haldedir. Kötü ahlak ruhu öldürür. Tırnak ise bu cismani bedene ziyan. Ebedi olanı kaybetmenin yanında nedir fani olana gelen kısmi ziyan. Bırakalım kötü ahlakları mızın hepsi budansın, budanan o yerlerden güzel ahlaklar büyüsün, yeşersin, çoğalsın. O kötü ahlaktan dolayı körelmiş kapanmış yollar kanallar açılsın da budanınca birden uzayıp giden ağaç gibi bizde birden maksadımız olan o menzile uzanıp varalım. Beklemek vakit geçirmek işe yaramıyor ki. Kötü ahlak o dalı çürütür. Çürüyen dalın akıbeti ateşte yanmaktır. Kötü ahlakından kurtulmayan insanın da varacağı yer yine aynı. Teslimiyetten korkupta duyunca kaygı, geri durup budamaya gelen o kutlu kişiye izin vermezsen o kötü ahlakları gün gelir kurumuş odun gibi yakarlar. Kesilmesinden korkarken, yanmasını izlersin ama ateş makas gibi değil ki ölçülü olsun. Sadece kuruyu yaksın. Ne demişler “kurunun yanında yaşta yanar”. Kötü ahlak ile donanmış insan gün gelir ahlakının ateşine düşer de yanar. Sonra keşke demenin faydası yok. Hayat veren makastan korkma! kalbini öldüren hastalıktan kork. Makası tutan elden kaçma onun sana bir ziyanı yok. Ondan alacağın fayda ve bereketin bir sınırı da yok. Olur olmaz sözlere vesveselere kanma, o usta kişinin elinden kaçıpta kupkuru kalma, Sonra dayanılmaz ateşlerin içine düşüp yanma.
Nice çiçekler vardır usta eller kendine uzun zaman değmedi diye çiçeklikten çıkmış korkutucu bir hal almış. Vaktinde budansa cennet timsali olacakken o usta elden mahrum kaldığı için etrafa güzellik saçacağına zarar ziyan saçar. Kalbini de böyle bil. Halbuki içinde ne gevherler saklı. Her yere her kese güzel kokular saçacak, onu bilen onu duyan ona uğrayan sadece Hakk’ı bulacak. Lakin o güzel tomurcukların açmasını engelleyen, kilitli kapılar gibi önünde dikilen o çoktan kesilip atılması gerekirken tembellikten dolayı geciktirilen gereksiz faydasız hatta hatta çok zararlı olan uzantılarından kurtul. Yoksa gül bile olsan özünde, budanmadın mı dikenleri ile büyük zarar veren bir dala dönersin. Zamanında sana yaklaşarak, seni koklayarak kalbi hoş olan insanlar, verdiğin vereceğin zarardan korkup seni kökünden keserek yakmaya mecbur kalırlar.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla