“””Vicdansızın vicdanı”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 5/12***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Vicdansızın vicdanı”””

İslam ile vicdan birbirinin aynasıdır. Ne islam vicdansız nede vicdan islamsız olamaz. Vicdansız müslümanın müslümanlığında, islamsız vicdana erebileceğini sananın anlayışında sorun vardır. İslam bir kaç emirden ibaret bir şey değildir. İslam bütün duyguların ve düşüncelerin ayarını yapan mükemmel bir mizandır. Onun için hayatın her anına hükmeder. İslamı hayatının her yerinde istemeyen kişi aslında islamı bilmeyen kişidir. Ve istemediği her yerde yanlış düşüncelerin esiridir.
-Bir örnekle anlatır mısınız..
Evet anlatalım. Mesela İslam anne ve babaya itaat etmek gerektiğini emreder. Anneye uff bile demeyin der.
-Subahanellah çok ince bir çizgi.
Evet. Fakat annen veya buban Allahın istemediği bir şeyi yap derlerse, o zaman islam onlara itaat etme der. Bu durumda anne ve bubaya itaat etme konusunu islamın ayarında tutamayan bir kişi, anne veya bubası namaz kılma dediği zaman veya saçını kapama dediği zaman onları dinlerse hem kendine hemde anne ve bubasına kötülük etmiş olur. Çünkü bunlar Allahu Tealanın muhkem emirleridir ve hiç kimse için terkedilemez. Bu emirlere karşı durmak Allahu Teala’ya karşı durmaktır. Senin yapacağın en güzel iş bu emirleri yerine getirip anne ve bubanın kalplerini bu emirlere karşı durmamaları için yumuşatmaktır. Onlara acıyarak bu emirlerden geri durursun bunu vicdanının bir emri olarak görürüsün ama asıl itibari ile onları cehennem azabına göndermiş olursun. Çünkü o emirler Allahın emirleri idi ve onların bu emirlere karşı olarak yaşayıp bu şekilde ölmelerini sen sadece seyrettin. Bunun için hiçbir şey yapmadın. Ve kendinin vicdanlı biri olduğunu sandın.
-Büyük zatların başına böyle bir şey gelmiş mi?
Evet kuranı kerimde İbrahim a.s.’ın kıssası anlatılır. Ama biz Sad bin ebi vakkas hazretlerinin destanını, Allahın dinindeki sağlamlığı ile herkesi hayran eden menkıbesini anlatalım.
-Evet anlatın.
İlk müslümanlardan ve cennetle müjdelenen on sahabiden biri. Peygamberimiz s.a.v.’in kendisi hakkında “Anam bubam sana feda olsun” dediği tek sahabi. Asırlarca sapkın inançlarla yönetilmiş köklü devlet olan İran’ı islam ile şereflendiren İran fatihi Sultan Sad bin ebi Vakkas r.a. Dinine çok bağlı vede annesine çok saygılı. Fakat annesi onun müslüman olduğunu duyunca çok sinirlenmiş ve onu dininden döndürmek için büyük bir plan kurmuş. Oğlunun annesine saygısını ve bağlılığını bildiğinden bunu kullanarak onu dîninden döndürebileceğini sanıp oğluna:
-Allah’ın, sana anne babaya dâima iyilik et dediğini söylemedin mi sen? demiş. Hazret-i Sa’d:
– “Evet” anne. Bunun üzerine annesi şeytanın vicdan okunu salladı:
-Oğlum Vallahi, sen Muhammed’in getirdiklerini inkâr etmedikçe, ona tabi olmaktan vazgeçmedikçe, O’nun dininin emirlerini terk etmedikçe ben açlık ve susuzluktan helak oluncaya kadar ağzıma bir şey almayacağım. Sen de bu yüzden anne katili olacaksın. dedi. Sultan Sad bin Ebi Vakkas O güne kadar annesinin her isteğine boyun eğmiş, bir dediğini iki etmemişti. Fakat artık durum farklı. Annesi ondan yedi kat göğün hakanına karşı durup Allahın habibine arkasını dönmesini istiyordu. Nasıl olur? Nasıl yapılır? Evladından böyle bir şey nasıl istenir? Anne sen kime karşı durup kime arkamı dönmemi istediğini biliyor musun. Seni bana beni de sana veren Allaha mı asi olayım. O güzel mevlayı bize öğreten, en güzel kelimeleri bize söyleten, bende gördüğün her güzel ahlakı bana belleten o en güzel insana mı arkamı döneyim.Yokk anne yok olamaz hayır. Benim vicdanım islam ile tamamdır. İslamın ayarına girmeyen her ahlak insana ziyandır.
Bir iki gün yemeğini getiriyor, annesi ise inad edip yemiyordu. Hazreti Sad annesine kalbindeki imanın ne derecede muhkem ve sarsılmaz olduğunu şöyle anlattı:
“Ey Anneciğim, senin yüz canın olsa ve her birini İslâmı bırakmam için, Rasülullahın getirdiklerini inkâr etmem için, ona tabi olmaktan vazgeçmem için, O’nun dininin emirlerini terk etmem için versen, yük kere önümde can versen ben yine dînimden vaz geçmem. Ben yine Resülullahtan geri gelmem. Onun emirlerini yerine getirmekte bir an tereddüt etmem. Artık istersen ye, istersen yeme.” Annesi karşısındaki bu sarsılmaz dağ misali imana hiçbir zarar veremeyeceğini anlayınca inadından vazgeçip yemeye ve içmeye başladı.
Sen islama uymadığın her iş ki kimisine vicdan kimisine şükran dersin. Bunların hepsi şeytanın kalbine fısıldadığı vesveselerdir. Bunu nasıl anlarım dersen işte bunu sana islam öğretir. İslamın koyduğu nizama uy. Vicdanın rahat olsun. O nizam her şeyi yaratan Hazreti Rahmanındır. O seni de anneni de bubanı da sendan daha iyi bilir. O’na teslim ol. Yoksa Sonra pişman olursun. İslama uymayan her düşünce ve fikir ya kökünden yanlış yada ayarı nisbetinde içinde bozukluk taşır. İnsan islamdan değil asıl itibarı ile gerçek vicdandan ve gerçek güzel ahlaktan kaçar. Sonra kalınca naçar, o vakit anlar. Anlar ama o anlayış onun kabul müjdesi değil ilerde gelen azabın davul sesidir.

Fatiha..

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla