***Tevbeden değil günahtan utan***

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 5/7***

Medet Ya Sultanel-Evliya

***Tevbeden değil günahtan utan***

Günah işlemezsen seni istemem diyor
Hallak-ı Kerimin Yezdan-ı Müteal
Ayrılığı bitirecek günah olsa da olsun
Yeter ki tevbe ile gel kapımı çal

Tevbe Allah-u teala nın kapısını çalmaktır. Ama nasıl bir çalış; pişman bir kalp, hüzünlü bir ses, mütevazi bir hal ile. Bu hemen hemen bütün kötü ahlâkların bertaraf edildiği bir haldir. Onun için ulu Yezdan kulunun bu güzel hale bürünüp kapısını çalmasını çok sever. Öyle ki kulunu bu yüce hale bir günah bile getirse. Fakat içinde kibir tohumu olan kalp günah işleyince vicdanının rahatsızlığını gidermek için tevbe etmeyi murad eder fakat o tevbe kapısına gelene kadar içindeki o kibir tohumuna su serpecek bir sesi de kolaçan eder. İşte tam o sırada şeytan seslenir “hee işle günahı sonra tevbe et. Sonra yarın yine işle. Ne utanmaz adamsın. Allahla alay mı geçiyorsun. Yarın aynı günahı işleyecen, göya bu gün pişman olmuşsun, bırak kendini kandırma, madem günah işledin bare biraz utanda Allahın huzuruna çıkma” bu sözler kalbine bir kanca gibi takılır. Allahın kapısını çalmaya cesaret edemez. Sonra bunun üstüne şeytan o kişinin etrafında olan insanların kalplerine vesvese verip şöyle söyletir ” tevbe etme tutamazsın, gidip tevbe alma sonra bozarsın daha kötü olur. kendini Daha büyük günaha sokarsın ” İşte bu oyunlarla şeytan ve yardımcıları kulu, Allahın kapısına gitmekten caydırır ve devamlı doğrudan kaydırır.
-Nasıl yapmalı hocam? Bu düşüncelerden nasıl kurtulmalı?
Günahı gördün bakma, baktın yaklaşma, yaklaştın orda durma, durdun günaha düşme! Bu emirlerin hepsini çiğnedin utanmadın. Bundan sonra ki.”günaha düşersen hemen tevbe et,” emrini bare yerine getireyim de Allah için yaptığım bir şey olsun neden demez insan. Şeytan söylüyor “tekrar işleyecen zaten şimdi boşuna tevbe etme, utan miyor musun sen” sende o meluna şöyle de”bree edepsiz, günahtan utanmam gerekirken utanmadan işliyorum. Sen hiç demiyorsun nasıl utanmadan günah işlersin diye. Ama tevbeye gideceğim zaman utan diyorsun. Günahtan değilde tevbe den mi utanayım. Senin peşinde koşmaktan değilde Allaha gitmekten mi utanayım, yanlıştan değilde yanlışımı düzeltmekten mi utanayım, kirletmekten değil de temizlemekten mi utanayım, bree git işine kovulmuş, bana tertemiz verilen bu kalbi sana uyup kirletti isem onu temizlemek, tertemiz etmek benim şerefimdir. Asıl utanılacak birşey varsa tertemiz emaneti kirletip öyle bırakmaktan utanmalı”
-Ama hocam aynı günahı tekrar işlerse?
Yarına çıkacağını kim biliyor? Sen temizle kalbini, tekrar kirletmemek için yardım iste, kirlettiysen tekrar temizle. Şu dış bedenini kirletince yıkan mıyor musun? Yahu yine terleyecem boşver niye yıkanayım diyor musun? Kalp senin en kutsalın. Heryerinde kir olsa bile orda kesinlikle olmamalı. Çünkü beden insanların, kalp Allahın nazargahıdır. Allah-u teala nazargahını temizlemek kastı ile devamlı kirletiyor bile olsa gelip kapısını çalan kulunu sever. Hata işlemiş ama ikinciye düşmemiş ilkinde gelip hemen hatasını affettirmiş. İlk hata günahtır ikincisi ise tevbeye gelmemek. Şeytanın utan dediğinin altında kibir tohumu vardır. Utan dediği, yaptığın yanlışla Allahın huzuruna çıkmaktan değil Allaha yalvarmaktan utan. Çünkü bu çok büyük bir ibadet, ben yapmadım sende yapma. Yapma da Allah günahını silmesin, sonra tekrar günah işle, kir üzerine kir eklensin. Böyle devam et ki temizlik iyice zor bir hale gelsin. Senin isminde “günahta ısrar edenler,” grubuna işlensin. Böylece genel af müjdeleri nin hiçbiri sana fayda etmesin.
Yahu tevbeden utanmak ne demek. Tekrar işleyecem deyip tevbe etmemeyi mantıklı görmek ne demek. Araban var çamurlu yola girme, girdin o zaman yıkat arabanı camlardaki çamur gitsin öyle yoluna devam et. Yarın yine o çamurlu yoldan gideceğim boşver dersen çamurdan önünü göremediğin bu camlarla yol alırken bir direğe toslarsın. Sonra keşke keşke der bir çukuru boylarsın.
-Peki hocam tevbeyi bozmak daha günah mı?
Hiçbir tevbenin bozulması, aynı günahı tevbe etmeden üst üste ikinciye işlemek kadar günah değildir. Çünkü ilk günah üstüne değmiş bir kirdir. İkinciye işledin mi o kir canına yapışır. Üçüncüde derine inmeye çalışır. İlkinde temizlemek en kolayıdır. Yoksa alışkanlık haline gelir sonra bırakmak iyice zorlaşır.
-Peki hocam Allahu teala tevbeyi neden seviyor?
Çünkü kul tevbe kapısına yanık ve pişman bir kalple kibirden tamamen sıyrılmış bir halde gelir. İhlâsı tam doruk noktasında. Allah-u teala nın sevdiği, kulunun bu hale ermesidir. Edepsiz şeytanın öğrettiği kötü ahlâklardan en uzak hale. Ve tevbe etmek kulun şeytan gibi olmadığını göstermesidir. Yanlışa düşerim güzel mevlam ama senin yardımın ile tevbe ederim. Şeytan gibi senin kapına gelip yalvarmaktan utanmam.
Birde insanın takatinin yetmeyeceği bir ilahi sıfatın tecellisidir tevbe kabulü. Bu kadar nimetleri ihsan edip ve bunun üzerine nankörlük yapan bir varlığın Rabbine tevbe ile geldiği zaman, çölde bütün ihtiyaçlarını yüklediği devesini kaybeden kişinin çaresizce ve yorgun bir şekilde uykuya dalıp uyandığında devesini hemen yanında gördüğü zaman sevindiğinden daha çok sevinmek ancak ve ancak yerlerin ve göklerin ilahına mahsus bir şeydir. Böyle bir Rabbin kulu olupta ona yanlış yapmış kişi tevbe ile onun kapısına gitmiyorsa ona yazıklar olsun.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla