“””Haram para”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 5/5***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Haram para”””

Heveslerinin kölesi olana aşkın sultanlığı bahşedilmez.
“Dünya; helalinin hesabı haramının azabı var” diye buyurdu Rasulü Ekrem s.a.v. Bu haramın cezası hemen başlıyor. Dünya bir anda insanı kendine köle yapıyor. Fakat öyle bir köle ki bedeni ne hükmettiği gibi kalbine de hükmediyor. Aklı hasta bir hale getiriyor. Bu hastalığı kökünden temiz edecek ilacı, acı diye içirmeyip anlık acıyı dindiren devalarla hayatını devam ettiriyor.
-Hastalıktan murat nedir ?
Daha çoğunu elde etme hastalığı. Bu hastalığı kökünden kazıyan deva ki ölümü hatırlamak ve ahireti düşünmektir. Bunların yerine nefsin isteğini ona vermeyi tercih eder. Aslında buda kolay değildir, bunun içinde terler döker ama insi ve cinni şeytanlar destekleyince o zorluğu yüklenir. Allah yolundaki zorluğu ise yüklenemez. Netice dünyanın kölesi olur. Kalp devamlı nefis ve şeytanın istediklerini yapma yoluna girer, bu yol onu günden güne mahveder. Ara ara kendisi bu bunalımı yaşar fakat elinde olan veya yakında eline girecek olan dünyalığın keyfi ile bu bunalımı görmezden gelmeye çalışır. Netice suni bir mutluluk, huzursuz bir hayat. Karşıdan bakıldığında çok gösterişli ama içine girildiğinde bütün ulvi duygu ve hallerden boş bir yaşam. Gerçek dost, gerçek arkadaş, gerçek sevgili bunların hepsinden mahrum. Yani kafesteki tek aslan gibi. Karşıdan bakıldığında avlanma derdi yok, herkes gelip onu seyrediyor özel bakım yapılıyor vs vs. Ama asıl itibari ile ormansız, keyifsiz, dostsuz, eşsiz ve hapis.
-Niye dost yok?
Çünkü dünya bu “Harut ve Marut’dan daha sihirbazadır” diye buyurdu efendimiz. Onun sihrine kapılan adamı kendinde bulmazsın. Gerçek dost dostun kalbine bakar, orda kendine yer bulmadığı zaman o dostu, o dostluğu niye tutsun. Dünyanın sihrine kapılan kalp dünya ile doludur. Dost orda nasıl yer bulsun?
Bak! sana dünyaya yüzünü dönmüş, tamamen harama dalmış birinden bir nasihat aktarayım:
Helaliyle parasını kazanan bir araba ustasının, işi tamamen haram para ile olan kaçakçı bir müşterisi varmış. Bu araba ustasına bir gün sınırdan mal kaçırması için çok yüksek para teklif etmişler. Bu da bu işi, işleri haram para ile dönen kaçakçı müşterisine gidip bir sorayım, ondan akıl alayım demiş. Durumu anlatınca o karşıdan kral gibi gözüken adam, şöyle nasihat etmiş:
Bak kardeşim, sen işini haliyle yapan bir adamsın. Alın terinle rızkını kazanıyorsun. Haram para işine girme. Bu paranın laneti var. Ne kadar çok kazansan yetmiyor, hep daha fazlasını istiyorsun. Ne huzurun kalıyor ne insanlığın. Ne dost kalıyor ne sevgili, ne aile kalıyor ne de değerli bir kişi. Her şey para ve para için oluyor. Girme böyle lanetli bir yola, git helalinden çalış, kazan mutlu ve huzurlu ol. Bu dediklerimi üç gün düşün! hala istiyorum dersen gel işini yapayım demiş. O araba ustası üç gün düşündükten sonra bu yaşlı kaçakçının nasihatini dinlemiş ve kendine yapılan teklifi reddetmiş. Allah-u Teala o ustayı Evliyalar Sultanı Şeyh Nazım Kıbrısi hazretlerine mürid olmakla şereflendirmiş. Netice haram ise kazancın o senin azabındır. Bu azap burada başlar. Geçici devalarla acısını bastırıp ömrünün sonunda bütün bu sahtelikle kendini kandırdığını anlar insan. Bir gün terk edip gideceği bu şeyleri, ebediyyen onda kalacakmış gibi sımsıkı tuttuğunu ama ölüm gelipte sıkı tutan ellerin de derman kalmayınca nasıl elinden kayıp gittiğini görür. Elde kalır, boş şeyler peşinde koşarak harcanmış bir ömür. Ömrü ziyan olsun mühim değil deme. Ömrü ziyan eden gönlünü ziyan etmiştir. Gönlü ziyan eden Rabbini terk etmiştir. Ve en acılı akıbet ki O yüce Mevla’yı terk edeni Hazreti Yezdan’da terk eder. O’nun terk ettiği insan artık ne eder. Kime sığınır ki onu Hakkın gazabından kurtarsın. Eman Ya rabbi dünyada aç kalalım açıkta olalım varsın. Ama sen bizi sensiz koyma, dert değil bütün dünyalığımız yansın. Yari bulanın başka şeylerin kaybına pervası mı olur, Sen bu aciz kulların gönüllerine En güzel Yârsın. Aminn…
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla