“””Çorapsız girme”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 5/11***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Çorapsız girme”””

Hey gidi insanoğlu zahirine yani dış görünüşüne o kadar çok düştü ki içini temizlemeye vakti kalmadı. Bu da yine şeytanın başka bir oyunuydu. Önemli bir şeye fazla daldırarak en önemliyi unutturmak. İnsan temiz olmakla vazifelidir ama temizlik üzerinde ki elbiseye has bir şey değildir. İnsan sahip olduğu cevherler içerisinde en dıştan en içeri doğru bir temizlik çabasına girmeli. Bedenin dışını temiz tutmak gerekir. Evet. Ama sadece dışını temizlemek ile yetinmek olmaz. Nasıl olabilir. Hangi insan sağlığı konusunda sadece cildinin sağlığı ile ilgilenip, iç organlarının sağlığını hiçe sayar. Aynı şekilde dış temizliğine çok dikkat edip kalbini unutmak ta olmaz. Ama maalesef bu zamanda bu unutuldu. Dış temizliğe daldılar, kalbin tarafına bakmadılar. Dışı güzel ama içi çürük elmaya döndüler. Hem kendilerini hem de insanları böyle kandırdılar.
Camilere girerken görürsün “çorapsız girme, ayağı ıslak girme, ıslak çorapla girme” Biz etrafta dört dönüyoruz. Birileri, dünyanın sarhoş eden rüzgarından kurtulsunda camiye girip iki rekat namaz kılsın diye. Camiye daha ilk adımını atıyor insan: “şöyleysen girme, böyleysen girme” yazıları ile karşılaşıyor. Bari yazarken çorapla girin diye yaz. “Girme” ibaresi olmasın.
-Çorapsız namaz olur mu?
Hey Allahım ne zamana geldik. Ne komik hallere düşürdü bizi şeytan. Hangi fıkıh kitabında kim görmüş ki çorapsız namaz olmaz diye. Böyle bir şey yok. Ama insanların hoşlanmadığı şeyden çekinmek lazım diye yapabiliyorsan yap. Fakat bunları dinin bir emri, bir farz gibi düşünürken bizler acaba asıl Allahın huzurunda kabul görmeyen kötü ahlaklardan temizlenmeye neden uğraşmıyoruz. Abdest almış tertemiz bir ayak ile basılmasını istemedin diye caminin girişine “çorapsız girme” yazdın. Allahu Tealanın huzurunda içlerinde riya necaseti(pisliği) olan kalpler kabul görmez. Cimriler cimrilikle, yalancılar yalancılıkla, kibirliler kibirleri ile huzura çıkamaz. Bu necasetler var ise kalpte bunları temizlemek farzdır. Bunlar ayeti kerimeler ve hadisi şeriflerle sabit. O dışının temizliği için kendini parçalarken hatta tenini beğenmeyip başkalarına kendini beğendirmek için makyaj gibi Allahın izin vermediği şeylere bile tevessül ederken insanımız kalbi temizlemek için acep neyi bekliyor.
Malesef riya öyle bir işlemiş ki kalplere sadece diğer insanların görecekleri görebilecekleri yerleri temiz tutmaya düşmüş insanımız. Rabbinden bu kadar uzaklaşmış. Soruyorum ey alnı secdeden kalkmayanlar, ey insanlar “Allahın hoşnutluğu mu daha önemli yoksa insanların mı?” Herkes bir ağızdan “Tabi ki Alahın” diyor. Peki insanların gördüğü, göreceği yerleri temizledin, tertemiz ettin. Çok şık oldun, herkesi senden konuşturdun da, Allahın nazar ettiği kalbini neden çöplüğe döndürdün. O merhamet sultanı sana devamlı ikazlar, devamlı uyarıcalar gönderdiği halde onun huzuruna hep riya ile kararmış, yalan ile sararmış, kibir ile mide bulantısı bir hal almış kalp ile çıkıyorsun. Neden bu kalbi temizleme yoluna girmiyorsun. Sen dışını süsleyip bir şey yaptığını sanırken, bu hal ile takınırken şeytan karşıdan kahkaha ile gülüyor ve: “Bak, bak şuna, bak şuna bak!! kendini de bir şey sanıp kasılmasına bak. Halbuki benimle aynı kötü ahlakları taşıyor, sadece benimki ondan biraz daha fazla. Bununla birlikte onu öyle kandırdım ki; elbisesi temiz olduğu için kendinin çok temiz olduğunu sanıyor. Üstüne üstlük buraya elbisesi tozluolan, ayağı çıplak bir Allah ehli girse onun camiden çıkıp gitmesini istiyor” diyerek mırıldanıyor şeytan. Evet işte asıl itibarı ile insanımızın durumu böyle. Efendimiz s.a.v. buyurdu:
“Hayırlı bir işe giderken ayağınız çıplak gidin iki kat fazla ecri vardır.” Bu hadisi şerifi anlatsak hepsi Efendimize küsecek nerdeyse meazallah.
-Yani elbisemizin temizliğine çok dikkat etmeyelim mi?
Yok, et. Ette, ondan on kat, yüz kat daha fazla kalbinin temizliğine dikkat et. Et ki insanların değil Allahın kulu olduğun belli olsun.
Eman Ya Rabbi Eman, şeytanın nefsin oyunlarından sana sığınırım. Senin nazarın kalbime insin diye gece gündüz uğraşırım. Eksiğim çok, temiz edemedim kalbimi, edemedim ki sen nazil olasın, ama vazgeçmedim. Hiçbir zaman rahmetinden ümidimi kesmedim. Bir gün inşallah bir gün senin inayetinle temiz edeceğim, kalbimi tertemiz edeceğim. O gün senin nuzülünle bitmeyen bir bayrama, tükenmeyen bir hazineye ve gerçek aşka ereceğim.

Fatiha…

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla