“””Bir adım bile ileri gitme”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 5/10***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Bir adım bile ileri gitme”””

Dünyaya hakim olma derdine düşen nefsin peşine düşmüş olur. Kutlu bir niyetle yola çıkacaksa o zaman peşine düşmüş olduğu derdi insanlara hadim olmak olacak. Böyle olsun ki Hakk ondan razı olsun.
-İnsanlara hizmet bu kadar önemli mi?
Evet. Sen insanlara hizmet ederken niyetin, tabi ki Allahın rızasını kazanmak olacak. Bu niyetle yola çıkacaksın. Sen insanlara hizmet edince insanlar seni sevecek. Kalplerinde mutluluk ve sana muhabbetleri olacak. İnsan çok değerli bir varlıktır. Çok kıymetli, paha biçilmez bir cevher taşır. Hakk her insana gönül bahşetti. Allahu Teala insanların suretlerine bakmaz. Gönüllerine bakar. Nazar ettiği zaman bakar ki gönüller mutlu ve huzurlu. Bu huzurdan muhabbet hasıl olmuş. Bu muhabbet kimedir. Kimdir bu gönülleri böyle mest etmiş. Falanca aciz kuldur. Bu aciz kul, bu kadar kullarımı kim için memnun ve mesrur etmiş. Mevla’sının rızasını kazanmak için. Bu gönülleri hoş eden ihlaslı kul benimdir. O benim sevgilimdir. İşte muhabbetin ana kaynağı olan Hazreti Fahri Cihan Efendimiz s.a.v.’in insanları Allaha davet etmekteki o herkesi hayretler içerisinde bırakan gayretinin ana maksadı budur. Allahın Sevgisini kazanmak. Ve O (s.a.v.) kutlu maksadına ermiştir. Efendimiz Allahu Teala’nın öyle bir sevgisine mazhar oldu ki Hazreti Yezdan, Habibi Fahri Cihan Efendimiz s.a.v.’i sevmeyenlerin kendisini sevmesini kabul etmedi. Efendimiz s.a.v.’i inanmayanların kendisine imanlarını itibara almadı. Efendimizin verdiği bir hükme bile razı olmayanı, iman etmiş saymadı.

Muhabbetten oldu Muhammed(s.a.v.) hasıl
Muhammed(s.a.v.)’siz muhabbetten ne hasıl.

Benim habibimi sevmeyeni sevmem, O’nu bırakanı bırakırım, O’nun yolundan başka bir yol tutanı kabul etmem. O kişi benim ilahi dergahımda yer bulamaz. Ve göklerin nurundan haberdar olamaz. Yerde istediği ile kandırsın kendini, gökte ve yerin altında hali haraptır.
Allah-u Teala bize gerçek aşkı, gerçek bağlılığı öğretiyordu. Resulümün verdiği bir hükümde bile kabulsüzlük olamaz. Onun huzurunda ses yükselmez. Ona ismi ile hitap edilmez. Onun huzurunda onu sıkacak ve yoracak kadar fazla oturulmaz. Daha bunun gibi nice yüksek edepleri bizzat kullarına Allah-u Teala’nın kendisi, kelamı kadimi Kuranı kerimde öğretti ve emretti. Bunun üstüne Kuran’da Hadiste aşkı göremedim diyen zır cahiller var birde. Gözü kör olan güneşi nasıl görsün.
O kutlu peygambere en güzel edebi gösterecekler özel seçilmiş kullardı. Onlar sahabeyi kiram efendilerimizdi. Bazen insanımız der”keşke bizde o zamanda yaşasaydık” bu bir hasret ifadesi olduğu için hoştur. Ama hakikat penceresinden baktığımız zaman, bizim gibi gerçek aşk ve bağlılıkta çok zayıf olan kulların takati olmadığı için o zamanda yaşamak, biz bu zamanda var olduk. Sahabeyi kiramın gerçek bağlılığını ve Efendimize aşkını bu zamanın insanına anlattığımız zaman bunu delilik olarak kabul ediyor. Nerde kaldı anlama yoluna düşmek. Adım adım takip ettiler Efendimiz(s.a.v.)’i, her yaptığını yapma gayretine düştüler. Çünkü biliyorlardı O(s.a.v.) Allahın habibidir. O’na ne kadar benzer ve Onu takip edersek o derecede Allah-u Teala’nın sevgisi ve rahmeti bizim üzerimizde olur. Onun için hiçbir anı kaçırmadılar. O’na ters düşmekten cehennem azabına girmekten daha çok çekindiler. Çünkü biliyorlardı; O’na ters düşmek Hakk’a ters düşmekti, O’nu üzmek gerçek aşkı kaybetmekti. Bunun yerine ölmeyi tercih ediyor ama o edepsiz yola tek adım bile atmıyorlardı.
Netice O kutlu sevgili sevgilisine kavuştu. Bu ilahi aşk yolunu devam ettirmesi için ihlaslı kulları yerine koydu. Şimdi bizim işimiz o kulları adım adım takip edip onlara ters düşmekten kaçınmak. Böyle bir zata erebildiyse insan ve o mübarek insanda kapısına gelen bu aciz kulu gönlüne aldı ise o zaman insan için bundan büyük bir ikram yoktur. İşte bu ikramdan sonra sahabeyi kiramın Efendimize olan bağlılığı gibi bizde Efendimizin nurunu taşıyan bu kutlu zata bağlılığımızı gösterirsek bizde sahabeyi kiram gibi dünyada iken cennetle müjdelenenlerden oluruz. Ama o kutlu zatın bir hükmüne bile ters düşmeden onun hizmetinde ve emrinde olursak tabi. Onu adım adım takip edersek tabi. Erdi isen böyle kutlu bir nimete o zatın dediği tarafa git hiç korkma! Adım adım takip et onu ama istemediği tarafa yol alma! Öyle ki onların istemediği yere doğru bir adım dahi atma! Çünkü bu aşka ihanet olur. Böyle kutlu bir aşka eren kişinin kıymet bilmemek ve ihanet etmek gibi bir yanlışa meyletmesi en büyük felaket olur.
Şahı Nakşibend hazretleri bir gün dervişleri ile çarşıda iken karşıdan bir Şeyh Efendi gelmiş. Bu efendi Şah hazretlerinin arkasından konuşur, onu kötülermiş. Şah hazretleri buna rağmen ona yine iltifat buyurup bir kaç adım beraber yürümüş ve onu yollamış. Dervişlerin hepsi Şah hazretlerinin bıraktığı yerden bırakıp Şeyhleri ile birlikte yollarına devam etmiş. Bir tanesi Şahı Nakşibend hazretleri döndüğü halde o biraz daha devam edip, o şeyhini tenkit eden kişi ile yürümüş ve bir vakit sonra dönüp Şahı Nakşibend Hazretlerinin huzuruna gelmiş. Şah hazretleri ona nerede kaldın diye sormuş, o kişi “bir kaç adım daha refakat ettim o efendiye” demiş. Şahı Nakşibend hazretleri “Ona refakat ettin kendini mahvettin. Buhara’yı belki de alemi harap ettin” diye buyurmuş.
Sen bizim hangi yolda yürüdüğümüzü bilmez misin. Bizim yolumuzda maşuktan bir adım bile öteye gitmek var mı? Bizden öteye attığın adımlar gerçek aşk yolundan, Hakk yolundan öteye atar seni. Öteye giden kalbin sesini duyamaz. Hakkın emrine tam uyamaz. Ya aşk yolunu seçmeyecektin, ya da zerre miktarı öteye gitmeyecektin. O gönül ki Hakkın nazargahıdır. O gönlü üzmeyecektin. O gönlü kırıp şimşekleri üzerine çekmeyecektin. Var şimdi git yoluna istediğin kişilere refakat et, bizim yolumuzun edebini kaybeden gerçek aşkı da, aşk ile yola düşüp ereceği Hakk’ı da kaybeder. Ve o derviş o günün gecesinde vefat etmiş. Bunu anlattık çokları fazla diyecek anlamayacak belki ama birilerinin gözü ve gönlü kör diye biz gerçek aşkı anlatmaktan susacak değiliz.

Fatiha…

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla