“””Üstada hürmet”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 4/1***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Üstada hürmet”””

İnsan zaten tevazu ile memurdur. Herkese karşı mütevazi olup kimseden kendini üstün görmemeli. Hele hele kendisinden üstün meziyetlere sahip birisine kesinlikle mütevazi olup edeple yaklaşmalı. Çırağın Ustasına edepsizliği sanat öğrenmesine engel olur. Dünyevi de olsa yine bilene hürmet gerekir. Fakat Allah ehli, ilim sahibi bir zata talebe olma şerefine nail olursa bir insan, bunun devamlı şükrünü eda edip o kutlu yoldaki en tehlikeli şeyden çok uzakta durmalıdır.
-Nedir o?
Kendini bir şey sanıp hocasının ilmini hafife almak. Bu Allahu Tealanın insanoğlunu yarattıktan sonraki ilk imtihanı idi. Bu imtihanın sırrına vakıf olamayan şeytan, kendisinden ilimce üstün olduğu beyan edilen adem a.s.’a tabi olmaya itiraz etti. “Benim şu kadar ibadetim var, bende biliyorum” dedi. Biliyorsun ama kusi ilim Hazreti Adem a.s.’da ve her gördüğü şeyden ilahi dersler çıkaracak kutsi kalpte onda. Melekler bile bu konuda bir tereddüt yaşadılar. Allahu Teala’ya “biz seni tesbih ve takdis ederiz. Sen yeryüzünde kan dökecek birisini mi halifen seçiyorsun” dediler. Allahu Teala ise onlara Adem a.s.’ın onlardan ilmen daha üstün olduğunu gösterdi. Bunun üzerine meleklerin tereddütü de gidip teslimiyetle Adem a.s.’a secde etti. Şeytan ise Adem a.s.’a edeple yaklaşmadığını için ondaki ilmin nuruna, üstün edebine vakıf olamadı. Bu günün insanının yaptığı gibi, nefsi açısından düşük gördüğü şeylerle ilim ehlini itham edip ona ve onun ilmine tabi olmayışına kılıflar buldu. Şeytan Adem topraktandır deyip aşağıladı. Bu günün insanı ise buna benzer değişik kelimelerle aynı oyunu devam ettiriyor. “Bunların elbiseleri bir acayip. Hangi çağda kalmış bunlar.” Bir doğru kelime, ilim bir kişinin ağzından çıkıyorsa ve o kişi bu dediği ile amil ise onun dış görünüşüne bakarak onu aşağılamak şeytanın seçtiği yoldur. Bu yolu seçtiği için şeytan Allahu Tealanın rahmetinden kovulmuştur.
Allah ehli insanlardaki müthiş tevazu, kendini bilmez insanı şaşırtır. Bir nurlu sözü ile kapkara cehalet kuyularından seni çıkartan o kutlu insan sana “bizde senden çok şey öğrendik” dediği zaman, bunu kendine mal edersen o manevi kanser olan kibir yoluna girmiş olursun. Çünkü onun senden öğrendik dediği; her baktığı şeye ibretle bakan üstün kalbinin senin yanlış ve doğrudan uzak hallerinin tefekküründen çıkardığı derslerdir. Ve bu konuda sen sadece ona bir tefekkür aracı olursun. Ne onun tefekkürüne ne de tefekküründen çıkardığı derse senin o söylemeden erebilmen mümkün değildir. Bu neye benzer biliyor musun? Bir hasta var onu kimse tedavi edemiyor. Sonra duyuyor bir dağlık yerde tertemiz akan bir su vardır. Oraya var, o suyun üstünde usta bir hekim var. Öğrendiği her şeyi hocasından öğrenmiş ki hocası dünyadaki bütün hastaları tedavi edermiş. O senin derdine deva olabilir. Sonra bu hiç bir yerde şifa bulamayan hasta, o temiz suyun yanında ikamet eden hekime geliyorr. Sonra hekim ona “sana değişik bir karışım yapacağım. Çok çabuk iyi olacaksın” diyorr. O kişi bu karışımı kullanınca “gerçekten çok çabuk iyi oldum. Mucize gibi bir şey” diyor. O mütevazi insan nefsinin ipi gevşemesin, öte beri debelenmesin diye hastasına “Allah senden razı olsun, senin sayende yeni bir karışım yapmış olduk” diyor. Şimdi böyle bir durumda hasta olan kişi hekime dönüp “evet benim kıymetimi bil hekim efendi, bak benim sayemde neler öğrendin” derse bu nasıl bir kibrin tezahürü olur. İşte aynı şekilde sana ilim öğreten zata böyle yaklaşırsan kibirle bezenir edebini kaybedersin. Üstadına karşı edep ve tevezusunu kaybederse talebe o talebeye ilim öğretme derdine düşme. Çünkü o mütevaziliğini kaybedince insan sıfatından çıkar. İnsan olmayanın boynuna inciden kolye takılmaz. Başına koyacağın altın tacı, değerini bilmediği için bir vakit düşürecek ve nerde düşürdüğünü bile bilmeyecektir.
Tevazu ahlakı en çokta burada insana lazımdır. İlmen ve manen üstün kişiye mutlaka mütevazi olmak, onunla nefsani şekilde tartışıp kendini helaka atmamak gerekir. Şimdi kadınlara kapanın diyen hocalara “kapalılıkla iş bitmiyor. Ne kapalılar var neler yapıyor” diyen bir sürü insan var. Sultan Yunus Emre k.s.’nun buyurduğu gibi:
Ahir zaman insanı kötü oldu
Talebe Hoca ile arbede halinde
Be insafa gel de şu kötü nefsini aradan çıkarıp dinle Allah ehlini. Allah ehli diyor ki; kış ayında, karlı günde üzerine palto giy hasta olursun sonra. Sende ona “palto giyip sonra havuza atlayanlar var” diyorsun. Yahu mübarek insan sen havuza atlama. Bir arabam olsun kullanayım rahat edeyim diyorsun. Birisi sana dese ki “araba alma bak bir sürü kaza yapan var.” Ne dersin “tamam haklısın almıcam” der misin? Hayır. “Yok yok ben çok dikkatli kullanırım. Allahın izni ile kaza yapmam.” Görüyor musun nasıl nefsinin istediği şeyleri yaparken mantıklı açıklamalar buluyor insan. Ama Allahu tealanın emirlerine karşı hep şamatacı hep savurucu. Gerekçesi hep ahmakça hep şeytani. “Senin elbisen acayip hoca seni dinlemem” İlk gün şeytanın dediği ile ne kadar benziyor. “sen topraktansın adem sana saygı göstermem” Evet netice üstadına karşı edep ve tevazusunu kaybeden insan üstadı ile kendini aynı kefeye koyar. Kendisi ile aynı kefede gördüğü insanın nefsini terbiye edecek sözlerini kale alması mümkün değildir. Onun için ya ilmin nuru ile seni aydınlatanın önünde, meleklerin Adem as.’ın önünde saygı ile eğildiği gibi eğilirsin. Ya da bu edeple eğilmeyi kendine yediremeyip kaçar fakat nefis ve şeytanın her çektiği tarafa götürdüğü boynundan bağlı bir evcil varlık olursun. Ya ilim talebesi olma şerefine nail olur ya da cehalet girdabında boğulursun.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla