“””Kutsi Nefes”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 4/8***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Kutsi Nefes”””

Gözünle yaş döktüğün, iyiliği için niyaz ettiğin insan iyi olunca sana arkasını dönerse, daha ısrar edip peşinden gitmeye değmez. Nankörlük kanında varsa birisinin sen onun tenine melhemler sürsen ne çare. Bir garip devre rast geldi vaktimiz. Bir acayip asra düştü ömrümüz. Ne yapalım çok kişiye ulaşmasa da sesimiz, bir gönüle değmek dünyaya hükmetmekten daha güzeldir. Erenler burdan yola çıkıp düyaya hükmedenlere hükmetmişler. Bizde onların yolundan devam edelim. Onlar gibi olamasak bile yollarında olalım. Hal sahibinde olan bereket onun bulunduğu her yere düşer. En evvel gönlü ile tasvip edip canından geçmeyi göze aldığı o ihlas yoluna mutlaka düşer.
Evet asır veba asrıdır. Her yerde kol gezen bir veba var ama bu hastalık bedeni değil kalbi öldürüyor. İçeride ki iman ateşini söndürüyor. Azar azar insanı bir hastalık gibi sarıp sonunda imanından ediyor. Nice insan var zahirine baksan turp gibi ama batında çürük elma. Kiminin ruhu ateş içinde yanar. Kiminin onulmaz yarası var durmadan kanar. Kimi hasta olduğunu anlar. Kimi de zarar her yerini sarmış olduğu halde sağlığı ile hava atar.
Allahu Teala İsa a.s.’a onulmaz hastalığı olan hastaları iyi etmeye ve ölüleri diri kılmaya izin verdi. İsa a.s. O kudretli padişahın izni ile ölmüş tenleri tekrar diriltebiliyordu. Bu büyük bir mucize idi. Herkes bunun ne kadar acayip ve etkileyici olduğunu bilir. Ama ölü kalbi diriltmenin ne büyük keramet olduğunu bilmez. O kerametin sahiplerine hürmet etmez.
Bir gün İsa a.s. bir mezarlığın yanından geçerken orada ağlayan İshak isminde bir adam gördü. İshak kabrin başında hüngür hüngür ağlıyor, avazı ciğer dağlıyordu. İsa a.s. sordu: “Neden ağlıyorsun” İshak:”Bu amcamın kızıdır. Benim hatunum idi. Onu çok seviyordum ama o vefat etti. Bütün gün onun kabrinden ayrılamıyorum” dedi. İsa a.s. : “İstersen onu tekrar hayata döndürebilirim” dedi. Adam “Ey yüzü nur dolu insan, bunu yapacak kuvvetin var mı senin? Varsa öyle bir kuvvetin aman esirgeme. Gözümde akacak yaş kalmadı. Dirilt benim hatunumu da bende ölüp giedeceğim yoksa” dedi. İshak İsa a.s.’ı hatununun kabrine getirdi. İsa a.s.: “Ey bu kabirde yatan kişi Allahın izni ile kalk kabrinden diril” dedi. Kadın kabrinden kalktı. İshak’ın hüzünden akan göz yaşları bu sefer sevinçten akmaya başladı. İsa a.s.’a teşekkür ediyor devamlı “sen ne büyük insansın” diyordu. İsa a.s. ordan ayrıldı. İshak günlerdir uyuyamamış olmasının yorgunluğundan ve mutluluğun verdiği rahatlıktan kendine hakim olamayıp kendinden geçip uyuya kaldı. O vakit yoldan geçen kralın oğlu İshak’ın karısını gördü çok beğendi. Kadında kralın oğluna can atar bir hal sergileyince kralın oğlu kadını atının arkasına bindirip götürdü. İshak uyanıp hatununu yanında bulamayınca onu aramaya başladı. Baktı ki kralın oğlunun yanındadır. İshak kralın oğluna “bu benim karımdır” dedi. Kadın ise “hayır ben kralın oğlunun cariyesiyim” dedi. Bir kargaşa olunca İsa a.s. oraya geldi. İshak : “Ey Allahın ruhu bu benim hatunumdur. Onu sen dirilttin.” Kralın oğlu: “Hayır o benim cariyemdir” dedi. İsa a.s. kadına dönerek: “Sen kabrinde canzsız yatar iken ben seni Allahın izni ile diriltmedim mi?” dedi. Kadın: “yok vallahi” dedi. İsa a.s. “madem öyle, madem sen sana sunulan nimetin kıymetini bilmeyen oldun, diri bedeninin içine yalan dolanla ifsat ettiğin ölü bir kalp koydun, o zaman geri ver bakalım bizim sana verdiğimizi” dedi. Ve kadın o vakit orada öldü. Ten diri olur ama kalp öldü ise tenin diriliği insanı kurtaramaz ki. İşte içler acısı ibretlik bir olay. O yüce peygamber İsa a.s.’ın mutsi nefesi ile kabrinden kalk ve sonra öyle mucize sahibi peygambere nankörlük yap.
-Subhanellahhh!!! Ne yapacağız o zaman?
Kalplere hayat veren nefesin sahibine gideceğiz. O söylesin kalbimiz şen olsun. Günümüz gecemiz gülşen olsun. Bırakalım o kutlu kişiye kendimizi. Üfelsin kutsi nefesi ile diriltsin ölmeye yüz tutmuş kalbimizi. Diri kıldığını görünce bilelim kıymetini. Bilelim ki o kadın gibi diriliğimiz elimizden alınmasın. Tekrar kalbimiz o beter hastalıklara salınmasın. Veba asrına düştük evet ama şükür ki nefesi, vebayı kökünden kesip atan kutlu insanlar var. Derdi veren devasını da alıkoymadı bizden. Şifa için hastahaneye gidersen bulmazsın orada şifanı. Bu hastalık gözle görünür cinsten değil. İyileştirmeleri için kendini teslim edeceğin insanlar bile hasta. Seni nasıl iyi etsin. Gönül ise bu hasta olan, onu ancak gönül gözüyle bakanlar görebilir. Onlar senin derdine derman olabilir. Benim gönülle işim yok dersen. O zaman zaten ölmüşsün. İnsan olmayan bir canlıya hatta ondan da aşağıya düşmüşsün demektir. Allahu teala gönüllerimizi bu asrın hastalıklarından muhafaza eylesin. O kutsi nefes sahiplerinin nefesleri ile bizleri tedavi eylesin. Aminnn…

Fatiha…..

Sakaryevi