“””Kadını kutsal yapan”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 4/3***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Kadını kutsal yapan”””

Gün olur “El-Mani’” ismi tecelli eder şeyhimizin kalbinde. O ulu okyanustan bir damla damlamaz kalbimize, Gönül tek bir kelime bile söyleyemez. Gün olur “El-Vasi’” ismi tecelli eder. O vakit o dökülen hikmet şelalelerini yazmayı yetiştirecek kalem bulunmaz. Her anı iyi kollayıp hiçbir manevi güzellikten mahrum kalmamak gerek.
Nasıl bir zamandır bu. Bütün kıymetli şeyler değersiz sayılır. Nerde gereksiz iş var ise başa taç yapılır. Kadın gibi bir varlık sultan olması gerekirken her süfli düşüncenin hizmetçisi yapılmış. Kimisi malını satmak için, kimisi ihale almak için kimisi keyfine bakmak için bir mal gibi, bir yem gibi kullanır oldu. Korunmak, sığınmak ve sevilmeye ihtiyacı olan bir varlığın bu zaaflarını kullanarak yararlanmak istediler. Şeytanın öğrettiği süslü kelimeler ile yaklaşıp; “Size hürriyetinizi vereceğiz, esaretiniz bitecek” diyerek şeytanın ilk günden beri yaptığı avret açma, bedenlerini herkese saçma oyununu oynadılar. Evlerinden mecbur kalmadıkça çıkmayan, saçının bir telini bile na mahreme açmayan, kendini bir ömür beraber geçireceği erkeğe saklayan bu tertemiz varlığa ulaşıp kirletmek için şeytanın öğrettiği bütün taktikleri uyguladılar. Gizli de bir kız kalmasın, her kızı görelim, keyfimize uyanı seçelim, elde etmek için bütün ağları örelim, bu gün bununla yarın ötekiyle günümüzü gün edelim dediler. O aklı zayıf nazik varlık, zaaflarına yenik düşüp bu yanlış düzene teslim oldu ve Allaha güvenip Onun emirlerini yerine getirme gayretine düşmesi gerekirken ilk gün olduğu gibi yine şeytana uydu.
Erkeğin hası beline sahip olandır. Biz Müslümanız. Ne bir gecelik nede bir senelik bir erkek olamayız. Biz müslümanlar gönül verdiğimizi bir ömür sever, hanemize ve gönlümüze sultan ederiz. Zayıf gördüğünün zaafından yararlanmak er işi değildir. Keza Allahu Teala gibi kudret sahibi bir zata güvenip tevekkül etmek varken kendini kandıran erkeklere güvenip onların süfli isteklerine hizmet etmekte akıl işi değil. Onun için iki tarafta Hakk’a dönüp en şerefli yolu seçmeli. Şerefine onuruna zarar vermeyen bir hayat yaşamalı.

-Kadından istenilen nedir?

Kadın erkeğine bağlı, yuvasıyla huzurlu bir varlıktır. Yaratılışı bunun üzerine kuruludur. Yapacağı işler yaratılışına uygun olmalıdır. Değilse hep yorulacak, bitkin düşüp kısa zamanda yıpranacak. Çok ağır işlerin işçisi olamaz. Nasıl ki; bedeni yük taşımak için değilse aynı şekilde beyni de ağır yüklerin altına girmeye müsait değildir. Onun yapacağı iş erkeğinin dünyasına renk katmaktır. Örnek olarak anlatılması gerekirse; Erkek evin sağlamlığını, soğuk ve sıcağa karşı korunaklı oluşuyla ilgilenir. Kadın ise içerisinde göze ve gönle hitap eden nakışlarla. Devlet işlerinde de diğer işletimlerde de bu böyledir.

-Bazı kadınlar biz erkeğin her yaptığını yaparız diyorlar.

Evet bir vakit yapabilir. Ama kendine zarar vererek. Gençliğinin bütün kuvvetini sarf eder, nazik bedenini yıpratır. Güvercinin bende kartal gibi uçarım demesine benzer. Evet uçarsın ama bir kaç kere hızlı uçacağım derken sıhhat ve sağlıklı, neşe ve huzurlu uçuşunu yakın zamanda kaybedersin. Tavşandan aslanlık beklemek nasıl ise kadının erkek işlerine soyunması da aynen öyledir?

-Şimdi kadınlar biz evde tavuk gibi kuluçkaya mı yatacağız, devlete millete faydalı olmak istiyoruz diyorlar.

Evet buda sohbetin başında söylediğimiz gibi, şeytanın en güzel şeyleri en çirkin gösterme sanatıdır. Hangi kadın yaptığı iş güç vs ile Peygamberimiz s.a.v’in muhterem annesi Hazreti Amine kadar insanlığa fayda katabilir. Hangi kadın Cennet Mekan Fatih Sultan Muhammed Hanın Annesi kadar insanlığa yarar sağlayabilir. Bu söylenilen çirkin sözler kadının en yüce makama ermesini engellemek için şeytanın öğrettiği laf oyunlarıdır. Kadın yaradılışın en ana noktasında, hayatın olmazsa olmazı bir varlıktır. Bu noktadaki vazifesini aşağılayarak aslında kendini aşağılamış olur. Çünkü yaratılış zincirini ancak bu özelliğinden dolayı devam ettirme gücüne sahiptir. O da bunu hor görüp, alelade işleri kendine zirve nokta olarak tayin eder. Yaptığın her işi başka bir insan, hatta bir makine de yapar. Ama senin çocuğunu, senden olacak çocuğu ancak sen dünyaya getirebilirsin. Senin dünyaya, vatana, millete ve topluma yapacağın en büyük hizmet dünyaya getirdiğin çocuğu, Allahu Tealanın dinine uygun ve Resülü ekremin ahlakıyla yoğrulmuş olarak yetiştirmendir. Ve her şeyden önemlisi Allahu Tealanın senden beklediği de budur.
-Allahu Teala kadınların anne olmasını mı istiyor?
Rasulü ekrem s.a.v.’in hadisi şerfilerine baktığımız zaman, hiçbir insana bahşedilmemiş bir devlet kadına bahşedildiğini görüyoruz.
-Nedir o?
Efendimiz s.a.v. buyurdu:
CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR.
Kadını kutsal yapan şeydir budur. Şeytan istediği kadar oyun kurup kandırıp aldatmaya çalışsın. Efendimiz s.a.v. şeytanın, kadını evinden çıkartıp anne olmayı çirkin gösteren ve bunun yerine erkeklerin eğlence aleti olmaları için kurduğu, bütün plan ve hilelerini bu muazzam sözü ile yıkmış tarumar etmiştir. Hiç bir insana bahşedilmeyen bir makamdır bu. Efendimiz s.a.v. hiçbir üstün ibadeti yapan kişiye, cennet onun ayağı altındadır diye buyurmamıştır. Ey kadın! Ey hatun kişi! sen en ulu, en üstün kişiliğe ermek mi istiyorsun? En faydalı, Allah katında en doğru yolu tutan olmak mı istiyorsun? İşte sana apaçık yol, apaçık işaret. Sen anne olma şeref ve kutsiyetine vakıf olursan, bırak cennete girip cennetlik olma derdini, cennet makamı senin ayağının altı olur. Herkes cennetlik olma derdinde iken, sen anne olarak bu emeline çoktan ermiş olursun. Kendini güzel bir ahlakla donat ve bu ahlakı çocuklarına öğret. Bil ki dünya da ne kadar faydalı insan varsa, onlar bir güzel annenin evlatlarıdır. Ve o evlatların, annelerinden aldığı güzel terbiyeden sonra, insanlara verdiği faydadan en büyük nasip onu güzel yetiştiren annesinindir. İşte hiçbir evlat annesini ve annesinin Allah katında ne kadar kutsal olduğunu unutmasın diye Efendimiz s.a.v. bu hadisi şerifi buyurmuştur:
CENNET ANNELERİN AYAKLARI ALTINDADIR.

Fatiha…

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla