“””Okyanus”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 3/1***

Medet Ya Sultanel-Evliya

“””Okyanus”””

Bir azim tefekküre mekan olan kalbin sahibidir Allah erleri. Onları anlamak anlayabilmek herkesin harcı değildir. Bu zatlar alemin her köşesine Hakk’tan bir tecelli görmek için bakarlar. O yüce tecelli ile nefes alıp yaşarlar. İnsanlar onları ve hallerini anlayamazlar. Bazen onların hallerine “delilik bu” dedikleri bile olur.

-Alemde aranan nedir? Hakk’ın tecellisi dediğimiz nedir?

İnsanın sahip olduğu güzel hal ve tavırlar. Bunlar Hakk’ın tecellisidir. Bunlara ermiş olmak büyük berekettir. Ama daha önemli olan bu üstün hallerle devamlı hallenmektir. Bir anlık değil devamlı olmalı. İşte o güzel haller tecelli etti mi sende bu Allah ehlinin hoşuna gider kalbine değer. O vakit senden ümidi olur. Buda Hakk’ın yoluna baş koyanlardan olabilir der. Seninle ilgilenir. Seni en kutlu cevherlerle donatmaya elverir. Ondaki mükemmelliği görünce bende senin tecellini isterim. Senin gibi olmak isterim dersin. O da sana ben bunu senden daha çok isterim der. Ama sağlam olmalısın. Devamlı gösterdiğim doğrultuda yol almalısın. Bu yolda yürümek karşıdan izlemeye benzemez. Yola girdin mi bütün şeytanlar sana musallat olur. O yoldan döndürmeye çalışırlar. Olsun der. Olsun.

Aşk olursa zor gelmez der. O zaman Allah ehli anlatır:

Bak biz bir okyanusta yüzeriz. Bu Okyanus’a aşk derler. Burda yüzenin nefesi aşktır. Kuvveti gıdasından değil kalbindeki ihlasındandır. Burda yol almak sıdk ile olur. Gözün ve kalbin hep yar da olacak. Bu dediklerime sahip bir şekilde yüzmen için önce baya bir bana tutunarak devam etmelisin. Bu dediğim ahlaklar sende tamam olunca o zaman bana tutunmadan da yüzersin. Sahip olduğu güzel ahlaklara yenilerini ekler. Ve sahip olduklarını da Kemal’e erdirir. Sonra vakit gelir o da şeyhi gibi tek başına yüzüp, onun gibi Hakk’ın tecellisini aramaya başlar. Nice insanları bu ulu Okyanus’a taşır.

Fakat bazıları vardır. Bunlar beni de alın beni alın derler. Bazı halleri ile dikkat çekerler. Alırlar onları. Fakat bunlar daha olmadan, kalplerine ihlas dolmadan, Etrafının galeyanına gelir kendileri yüzmek isterler. Bırakırlar onları. Yok yahu ille de bizimle yüzeceksin demezler. Burası aşk Okyanusu çünkü burda insanı tek zorlayan şey kalbindeki aşkıdır. İşte o kişi bir vakit yüzer. Sonra Zaman gelir batmaya başlar. Yahu niye batıyorum. Ne oluyor der. Senin vaktin tamamdır derler. -Yahu Nasıl olur hani aşk ebedi idi. Bitmezdi.

Evet doğru o Okyanus ebedi, aşk ta. Ama erdikten sonra bu ebediyet. Sen yolda kaldın. Üzerindeki o güzel tecellini kaybettin. Seni buraya niye getirdiler sandın. Ağzın güzel laf yapıyor, gözlerin güzel gülüyor diye mi? Allah eri senin kalbinde sıdkı gözünde aşkı görmüştü. Sonra seni de bu duyguların Aslı’na ulaştırma derdine düşmüştü. Ama sen devamlı olamadın kendini bir şey sandın. Ben giderim ben bu Okyanus’un eriyim dedin. Burda bedeni gücün faydası yok bu Okyanus Hakk’ın Okyanus’u. Burda güç ihlastan gelir, aldığın nefesin aşk, seni suyun üstünde tutan sıdktır.(dürüst) Sen bunları muhafaza edemedin üstüne birde riya ve kibire bulaştın. Teslimiyeti elden bıraktın. Ve yoldan çıktın.

-Peki bir vakit yüzmeyi Nasıl başardım?

O Allah eri seni tutmuştu o vakit onun bereketi üzerine düşmüştü. O bereket ile bir vakit devam ettin. Netice saygısını kaybeden aşkını da kaybeder. Sıdkını kaybeden ihlasını da kaybeder. Sonra dönüp bakar ki o Allah eri aynı yerde aynı şekilde yüzmeye devam ediyor. Yahu hiç mi etkilenmedi bu ayrılıktan. Halbuki bana Nasıl mahabbetle bakıyordu. Baktığının sen kendin olduğunu sandın ama onun her yerde baktığı, anınca gözünden yaşlar akıttığı yari idi.

Fanilerde ben yar, seni gördüm de
Onlar kendilerine düştüm sandılar
Sana asi olunca arkamı döndüm de
Nasıl oldu bu deyip şaşkın kaldılar

Nasibi varsa yanlışını anlar ve der ki:

Ey kötü nefsim baksana o kutlu insan da değişen hiç bir şey yok. O hep aynı idi. Bana gösterdiği yolda hep dürüst ve doğru oldu. Ama ben ona kulak vermedim. Ondan başkalarını dinledim. Neticede bu ulu Okyanus bana haram oldu. İhlas ile tevbe edeyim de bir daha böyle bir yanlışa düşmeyim.

Eğer nasibi yoksa o Zaman da şöyle der:

Hani bana bu Okyanus ta yüzmeyi öğretecektin. Okyanus’un tadını aldırdın sonra bıraktın gittin. Şimdi daha kötü halim. Keşke hiç beni tutmasaydın.

Eee biz sana en leziz nimetleri sunduk sen yedin sonra üzerine necis olan riya kibir içeceklerini içtin ve netice de o güzel nimetleri kustun. Şimdi o güzel sofranın ve o sofradaki harika nimetlerin ne suçu var. O sofrayı sana kurup hazırlayanın ne suçu var.

-He hep yanılan biziz. Siz hiç yanılmazsınız.

Yok kardeş yok burda kazanan şeytan oldu. Yanılan ise sen değil biz olduk. Seni bu ulu Okyanus’a davet etme kararını almakta yanıldık. Çünkü Bu Okyanus Hakkı’n Okyanus’u, bu Okyanus aşkın okyanusudur. Çoluk çocuğun içinde oynadığı ufak bir havuz değil. Burda sıdkını ve ihlasını kaybeden yüzemez. Teslimiyeti olmayan yüzemez. Aşkın’da sadık olamayan burdan atılır ve bir daha da giremez.

Fatiha….

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla