“””Mahir Tabip”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 3/7***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Mahir Tabip”””

Hastalık var görünür hastalık var görünmez. Görünmez hastalık görünenden tehlikelidir. Hastalık var bedeni bozar hastalık var kalbe zarar. Kalbin kaybı bedenden daha önemlidir. İnsanoğlu düşmüş bedenin derdine kalbi öldü ölecek hiç derdi değil. Sonra dönüpte haya ehline olur olmaz bir sürü lakırdılar eder. Hem hasta hem zayıf çalışmayan aklı ve kalbinde kuvvet yok ki onu yanlıştan çeksin. Battıkça batar birde etrafına zehir saçar. Sonra kendine bakıp böbürlenir havalı havalı yolda yürür. Bir vakit sonra düşeceği çukuru unutur. Kendini boş sevdalarla avutur. Evet anlayacağımız o ki hepimizde biraz hastalık mevcut. Kimisinde fazla kimisinde eksik. Durum böyle ise ve de bunun tedavi olmadan düzelme imkanı yok ise yapılacak tek doğru mahir bir tabibe gitmektir.
Allahu Tealanın lutfuna mazhar olan kul, gün olurda o lutufla kalbinin hasta olduğunu anlar. Kalp diğer azalar gibi değil ki her önüne gelene teslim edilsin. Bu en ince en hassas hazinemiz. Onun için Tabibi de Hakk’tan istemek gerekir.
-Hakk’ın bu konuda ki muradı nedir?
Kalp ne kadar hasta olsa da Hakk’a olan penceresi kapanmaz. Onun için Hakk bize “kalbine temas eden tabibi bul ondadır senin reçeten” diye buyurur. Yok ben senden isterim sen bana göster beni o mahir tabibe gönder dersen o zaman tabibi görünce şikayet etmek yok. Verdiği ileçlar zehir gibi acı da olsa bal şerbeti gibi içersen o zaman bütün hastalıkları kökünden sökersin.
İşte her insan böyle bir manevi tabibin elinden tedavi yoluna girerse işte o vakit kalpler tertemiz olur. Kalp temiz olunca da Allahın nuruna mesken olur. Fakat bu gün her kalp aşırı derecede rahatsız ve hasta olması ile birlikte ne hasta olduğunu bilir nede kabul eder. Kapkara olmuş kalbi farkında değil birde herkese çalım satar “benim kalbim temiz” der. Nasıl temiz ki Allahın nuru oraya inmiyor. Konuşunca devamlı pis koku geliyor. Mevlana Celaleddin Rumi hazretlerinin buyurduğu gibi “İnsanın içindeki kötü ahlaklar konuşunca sözlerinde soğan gibi kokar” Senin iç hastalıklarından dolayı her yerini pis kokular sarmış. Ne yüzüne bakılıyor ne yanından geçiliyor. Birde bunların üzerine hava ata ata “benim kalbim temiz” diyorsun. Heyhat.
-Tabibi bulan ne yapsın?
Tabibe eren onu dikkatle dinleyip verdiği tedaviyi uygulasın. Hem kendinde hem aynı hastalığa yakalanmış dostlarında. Nice insan var O Allah Dostu mahir tabibe erer fakat erdim diye hava atar durur. Ne tedavi olmaya girer nede verdiği tedaviyi uygular. Tabibin dediğini dinlemeden iyi olur mu insan. Kimi dinledim tedaviyi öğrendim der fakat kendinde uygulamaz sadece anlatır. Bunun tedavisi budur der. Anlatmakla da insan tedavi olmaz ki. Bunların tabipten nasibi sadece seyirdir. O kalbi nur dolu zatı seyirde güzeldir amma gerçek seyir tedavi olduktan sonra olur. Onun için kul gerçek seyrin yoluna düşmeli. Ve bunun için tabibin tedavisini uygulamaya geçmeli. Diğer hastalara bu konuda yardım etmeli. Onları da düşmüş oldukları günahlardan kurtarmaya çalışmalı.
-İnsanlara söyleyince “senin daha dününü biliyoruz. Sende daha dün aynı günahları yapıyordun” diyorlar.
Evet doğru bende dün günahkardım. Bende dün hastaydım. Allahın lutfu bana erdi de bana tabip gönderdi. O mahir tabip benim bütün hastalıklarımı kökünden söküverdi. Dün hasta idim ama bu gün iyiyim.Dün aynı günahları işliyordun diyorsunuz ya ben zaten bunun için sizinleyim. Sizin hastalığınızı çok iyi biliyorum çünkü bende bu hastalığı bizzat yaşadım. Sonra tabibi dinledim kendimi o hastalıktan kurtardım. Yani şüphe edecek bir şey yok, sıkılacak bir şey yok. İşte önünüzdeyim siz kendiniz söylediniz dün sende yapıyordun diye. Dün bende hastaydım bakın bu gün kurtuldum. Sizde kurtulabilirsiniz. Ben, bu tabibin işinde usta olduğunun en büyük deliliyim. Onun için bırakın bu hasta hali sıhhate gelin. Sizde bütün günahlarınızdan tevbe edin. İyi olun kalbinizi tedavi edin. Edilmesine izin verin. Bu tabibin derdi para değil dost kazanmak. Kalbi gerçekten temiz olan herkes ona yar olur. Sonra Hakkın otağında sana yer bulur.
-Bu tabiplerin aleyhine çok söylenti var.
Bırak konuşan konuşsun sen kalbine bak tedavi oluyor mu olmuyor mu? Düşünsene senin gözünde çok ağır bir rahatsızlığın var. Gözünü kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyasın. Sonra bir tabibe gittin seni iyi etti. Sen bunu kendin yaşadın. Sonra biri gelip sana o tabip gözden anlamaz dese inanır mısın? İnsanoğlu şeytanın üfürmesi ile bilmediği kişiler hakkında konuşmayı çok tatlı görür. Dinimiz bir din kardeşinin arkasından onun yaptığı yanlış şeyleri anlatmaya gıybet ismini vermiş ve bunun haram olduğunu beyan etmiştir. Sen bilmediğin kişi hakkında bilmediğin şeyleri konuşuyorsun resmen iftira ediyorsun. Sonra kendini dört dörtlük müslüman görüp benim tedaviye ihtiyacım yok diyorsun. Bu iki günlük ömrü kalan kanser hastasının “ben hasta değilim turp gibiyim” demesine benzer.
-Tabibe hürmet gerekir mi?
Para karşılığında bedenini tedavi edene hürmet etmeyi borç bilirken en kutsalını sırf Allah için tedavi edene hürmet edilmez mi?
Böyle bir mahir tabibe erdiysen onun özel hastası olmaya bak. Onunla daha çok vakit geçirmeye bak. Onun şifa dağıtan sohbetlerinden daha çok nasip almaya bak. Ona ne kadar yakın olur ve onu ne kadar iyi anlarsan o kadar çabuk iyileşir hatta kendini dahada ilerletirsin. Bu tabip hem iyi eder. Hemde daha ilerilere götürür. Kalbi sağlam olan insan önce “o benim doktorum tabibim” der sonra ondaki harikalığı görür “habibim” der. Tabip habibe döndü mü o zaman tedavi çok mükemmel olur. Her istenilen aşk ile yapılır. Aşk ile yapılan her şey maksadına erdiği gibi buda maksadına en üst seviyeden ulaşır. Her faydalı karışımın en uygun ayara gelmesini sağlayan iksir aşktır. Senin tabibin habinin olduğu an sen hem iyi olursun. Hem de Hakk’ı bulursun. Hakk’ı bulan ise o ilahi nurun tecellisinin parlaklığını görünce ondan başka hiçbir şeyi parlak ve temiz göremez. Onun için hiçbir Allah ehli “kalbim temiz” demez. Onlar Hakk ile olan temizdir, aktır, beyazdır derler. Hakkın vahdet denizinin nurunda kendilerinden geçerler. O zaman temiz olan Hakk’tır. O temize, o nura götüren aşktır. Gerçek aşık ise kendinde olan her güzelliğin maşukun yansıması olduğunu bilir. Her güzelliği Hakk’tan bilir. Ve her gördüğü güzellikte böbürlenmeye değil Hakk’a şükür kapısına gelir.
Şükür tabibi habip yapana şükür. Her şeyde ayan olana şükür. Bir o kadar da geride durana şükür. Bedene kalbi kondurana şükür. Aşk okyanusuna daldırana şükür. Mehabbetle yol aldırana şükür. Göklerden nur indirene şükür. Nur isteyene tabip gönderene şükür. Günahımıza bakmadan bizi sevene şükür. Bize hep ihsanla gelene şükür.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla