“””Gül ve Diken”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 3/9***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Gül ve Diken”””

Güle sormuşlar “neden dikenlisin? her önüne gelen beni tutmasın diye” demiş.
Kim tutsun peki seni?
Çiçeğime gönül vermiş, beni gerçekten sevmiş kişi tutsun. Öyle ki çiçeğimin güzelliği onu sarhoş etsin. Beni tutarken ne dikenim gözüne deysin nede batan dikenimin acısının hissi. Yusufun gül yüzünü gören dilberler gibi, ellerini kessinler de hiç hissetmesinler.
Nasıl olmuştu bu olay nasıl cereyan etmişti.
“Şeytanın hilesi zayıf, kadınların hilesi çok kuvvetlidir” diye buyurdu Hazreti Yezdan.
İşte o kuvvetli hile yapanların bir oyunuydu buda. Hazreti Yusuf’a saldıran Züleyha’ya Mısır eşrafının kadınları bir oyun düşündü. Bu güzelliği dillere destan olan Yusuf’u bizde bir görelim ama nasıl. Dediler ki bu ört pas edilmek istenen mevzuyu dillendirelim. Züleyha’yı rencide edecek sözler söyleyelim de onun kulağına gitsin. O da kendini savunmak için bizi evine davet etsin. Böyle düşünüp bir yaygara çıkardılar. “Koskoca Mısır valisinin hanımının, kalp zarından içeri kendi kölesinin aşkı girmiş. Kesinlikle biz onu sapkınlardan görüyoruz”dediler. Onların bu hilelerini duyan Züleyha onları evine davet etti. Onları divan üzerine oturtup ellerine bıçak verdi ve “Gel Yusuf, huzurlarına çık” dedi. Allahın ezel ve ebed sayfasında yarattığı güzellik sıfatının yarısına sahip olan Hazreti Yusuf huzura çıkınca, onun güzelliğini gören Mısır eşrafı kadınlar kendilerinden geçti. Ellerini kestiler hiç hissetmediler. “Bu ne büyük güzellik! bu ne büyük güzellik! bu insan değil bu ancak harika bir melektir” dediler. Züleyha; işte bu güzelliğe karşı koyamadığım için beni tenkit ettiniz. İşte karşınızda. Ben onu istedim ama o benden kaçtı. Ama şimdi emrettiğimi yapmaz ise kesinlikle onu hapsedip rezil edeceğim dedi.
Züleyha!!!!!!
Yusuf’a saldırarak onun olamazsın
Sen onun gönlünü almaya bak
Dünya aşkıyla Hakk’ı bulamazsın
Sen Allaha kul olmaya bak

O mecliste bulunan Mısırın en güzel kadınlarının hepsi Hazreti Yusuf’a kendilerini sundular. “Bu güzellik bize bir kez dokunsun, varsın bir daha görmeyelim. Onun can suyundan bize bir nasip olsun. Vucudumuz ona bir parça olsun yada onun bir parçasına konak” dediler. Ama unuttukları birşey vardı. Yusuf’un gönül tahtını çok önceden doldurmuş biri vardı. O en güzelin sevdasına düşmüştü bir kere. Onun gönül tahtında her güzele sahip olduğu güzelliği katan, her güzelin önünde saygıyla eğildiyi Yar’dı. Onun için şöyle dedi Yusuf’un kalbi ” gencim güzelim. Gücümün doruğundayım. Bu meclisteki herkese yetecek gücüm var. Ama benim kalbimde olan yar. Benim yüzüm hep ona dönük. Ondan başka güzellerin güzelliği fani, düşük ve çok sönük. Siz bana meftunsunuz amma benim gözüm Yardan başkasını görmez. Onu bilen başkasına gönül vermez. Ne yapayım bu bugün var yarın yok olan güzelliğinizi. Benim yarim herşeyden üstün, en güzeli. O’nun güzelliği ebedi hem ezeli. Yok yok benim sizden alabileceğim bir şey yok. Bu yanlış niyetle gelişinizden dolayı size verebileceğim bir şey de yok.”
Hey gidi….. aşık isen Hakk’a, huri gibi kadınların arasında, kendini Yunus a.s. gibi balığın karnında sanırsın. Kapalı kapılar ardında bunca terazisi şaşmış kadının arasından hiçbirine zarar vermeden nasıl kurtulur insan. Yunus a.s. gibi Hazreti Yusuf’ta üç karanlığın içine düştü. Yunus a.s. balığın karnı, okyanusun dibi ve gecenin karanlığında kalınca Tek sesini duyacak zata yönelip tevbe etmişti. Yusuf a.s. da kapalı kapıların ardında, köle olmasının çaresizliği yanında birde harama meylin kapısı açılır mı korkusunda iken, O her ona dönenin elinden tutan, kulunu geceleyin okyanusun dibindeki balığın karnından duyan, kulları onun kapısını yalvararak çalmayı unutmasınlar diye onları türlü türlü imtihanlara sokan merhamet sultanına döndü ve:
“Ey Rabbim bu kadınların beni çağırdıkları günaha girmektense hapse girmeyi tercih ederim. Bu bana daha sevimlidir. Eğer bunların oyunlarını benden def etmezsen, bedenim kalbimi dinlemez olur diye korkarım. O vakit senin yüzüne nasıl bakarım” dedi.
Bu sözde bize büyük ders var. Kalbin ne kadar temiz olursa olsun, kadınların arasında fazla durma. Hele gönlünü Hakk’a vermişsen ve Hakk’ta sana nazar etmişse. Çünkü o vakit herkesten güzel olur yüzün, herkese nur saçar özün. Fakat o kadınlar, şehvetlerine dalıp bu güzellik nerden diye sormadıkları gibi, sendeki güzelliğinde nerden kimden olduğunu merak etmezler.
Gereken bu değil mi? Ey güzel sen kimsin, nesin, kimin eserisin? Hangi güzel sana baktı da böyle güzel oldun? Hangi ilahi tecelli seni sardı? Herkes Yusuf’un yüzüne takılıp kaldı. Aslında onun yüzünde gözüken yar’dı.
Bil kulum bil. Yusuf’u güzel yapan benim. Her güzele güzelliğini katan benim. Seni öyle güzel yaparım ama sen en güzeli merak etmez misin? Onu düşünüpte kendinden geçmez misin? Ona giden yolları kat etmez misin? Yusuf’a ellerini feda etti kadınlar sen Yar!a Canlar feda etmez misin?
Evet Yusuf’un yüzünde yarin çok sözü var amma onları da başka sefer deriz inş.
Ve Yar Yusuf a.s. duası na icabet etti. Tek bir kadın ona dokunmadan onu o kadınların oyunundan kurtardı. Senin kalbin Hakk’a bağlı olsun. O seni yarı yolda bırakır mı hiç. İster okyanusun dibine ol, ister büyük hileli oyunlar kuran kadınların içinde. Samimiyetle O’na yöneldin mi o güzel Mevla hep seninle. İşte gül böyle dedi. Bana böyle bakan beni tutsun. Aşk ile yola düşen beni bulsun. Ondan sonra ben onunum ister bahçesine koysun ister kurutsun. Biz aşk ile gelene reyhanda veririz canda.

Fatiha….

Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla