“””BAHAR”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 3/4***

Medet Ya Sultanelevliya

“””BAHAR”””

Bahar yüzünü gösterirde yeşili ile mest eder insanı. Hakk’ın cemalinin tecellisini en çok gösterdiği mevsimdir. Ama her zaman yüzünü göstermez, mevsimi var. her mevsim bahara ermez. Düşündün mü nedendir?
-Neden?
İnsanoğlu çok zayıftır çünkü. Her an vuslat olursa vuslatın kıymetini bilmez olur. “Güzelse güzel ne yapalım, karın doyurmuyor ki” der. Halbuki baharın renkleri ruhuna tenefüs ve tedavi olduğu gibi aynı zamanda taptaze çeşit çeşit rızıklarında habercisidir. İşte bu sebepten insanların çoğu kalbini Hakk’a tam bağlı kılamadığı için, nankörlük etmeye müsait oldukları için her mevsim bahar olmadı. Birde mevsimlerin değişmesi insanoğluna ibretli dersler sunar. Dünya burası her zaman aynı olmaz. Hayatta gün gelir kış gibi bembeyaz gözüken ama soğuğuna tedbirsiz çıkarsan seni öldüren güzelliklerde çıkar karşına. Yaz gibi ziyansız gözüküp, ışığı fayda olup fazla kalırsan yakan güneşleri çıkabilir. Sonbahar taptaze yaparakların gün gelip solduğu gibi gençlikte sahip oluduğun her güzelliğin sonbahar gibi bir gün solacağının habercisi olur. Netice hep ibret hep Hakk’a giden yolda işaret tabelalarıdır bunlar.
Biz dönelim baharın tecellisine evet cemalin devamlı tecelli etmesi nankör eder de insanı elindeki güzelin kıymetini bilmez hale getirir. Ne güzel demiş atalar:
Balık derya da iken derya nerde dermiş.
Her mevsim bahar olsa kim bilecekti yeni açan çiçekteki güzellik nimetini, kimin aklına şükür etmek gelecekti. Ama kuvvetli kullar için tabi ki böyle bir sorun yok. Onlar çöllerin ortasında kurulmuş şehirlerde yaşayıp Allahu tealaya devamlı şükür eden bir kalbe sahip oldular. Onlar hakikat makamında oldukları için en çirkin gözüken şeylerde ilahi rahmetten başka bir şey görmüyorlardı. Onun için Hakk onlara çöl ortasında cennet yemişi olan hurmayı ihsan etti.
Sonra o kullara bu güzel yolu ve hali öğreten en büyük müallim Hazreti Fahri cihan Efendimiz s.a.v’i miraca davet etti. Çünkü o kalp artık şükrü hal edinmiş, her nimeti görmeyi bilmiş ve de Allahın mahabbetine ermiş idi. Sonra davete icabet edip miraca çıkıp Hakk’ın tecellisi ile dolmuş, o ilahi tecellinin kıymetini en iyi bilen olmuştu. Onun için Allahu teala ondaki bu harika ahlakı çok beğendi ve ona her namazının mirac olmasını lutfetti. O kutlu peygamber o kadar harika ahlaka sahipti ki Göklerin hakimine niyazda bulundu “Ya rabbi ya ümmetim” dedi. Allah subhanehu ve teala sırf ona olan mahbbetinden dolayı O kutlu peygamberin ümmetinden O’nun kutlu ahlakına erme yolunda gayretle ilerleyenlerin namazlarının mirac olacağının müjdesini vermesi için O’na izin verdi. O iki cihan sultanı peygamberler şahı buyurdu:
NAMAZ MÜMİNİN MİRACIDIR.
Bahar olsa her an kıymet bilmez deyince belki bazılarının kalbine geldi “yok ben bilirdim” demek. Bahar Yarin güzelliğinin sadece bir ışığı, Miraca çıkan o ışığın sahibini gördü. Bize “sizde çıkabilirsiniz. Bu kutlu müjdeyi Allah katından size getirdim” dedi. Biz baharın sahibinin huzuruna çıkma yoluna düşmedik. Ahlakımızı o kutlu peygamberin ahlakına benzetmedik. İşte bunun için her mevsim bahar olmuyor. Yine de eksikliğimizi Merhamet sultanına arz edip onun rahmetinden istedik. Başka çare yoktu çünkü. Madem namazımız mirac olmuyor bari duada samimi olalım dedik. Çünkü “Duanız olmaz ise katımda değeriniz olmaz” diye buyuran yine o idi. Bizi dua ile kapısını çalmaya teşvik etti.
-Nasıl dua edelim?
Herkesin kalbinin en samimi olduğu anlarda dilinden dökülen o ihlaslı kelimeler Hakk katında en değerli olan kelimeler ve hallerdir. Onun için herkes gönlünden geleni söylesin. Ama o ebed için yaratılmış gönlünü fani dünyaya müptela edipte o kutlu padişahın huzurunda peygamberimizin cife yani leştir dediği dünya için yalvarma Allahu tealaya.
Ama bu dünyalık isteyemezsin manasında değildir. Ne istersen iste, o istediğin şeyin mutlaka ahiretle bir bağlantısı olsun. Niyetin Allahın rızası olsun. Musa a.s.’ın kıssasında olduğu gibi.
-Nasıldı o kıssa?
Musa a.s. Allahu Tealadan niyazda bulundu:
Ya rabbi bazı ihtiyaçlarım oluyor ama onu senden istemeye utanıyorum. Allahu teala cevaben:
Ya Musa sofranda tuzun eksik bile olsa onu benden iste hiç çekinme diye buyurdu. Musa a.s. gibi kalbi tamam olan bir peygamber yemeği yerken bu yemek, Rabbime şükür etmeme vesile olsun bununla bedenim Mevlamın huzurunda ibadet etmeye kuvvet bulsun niyeti ile yediği için onun tuz istemesi de ibadettir. Ama kalbi sağlam olmayan insanın dünyalık istemesinin ahiretle bir bağı olmadığından efendimiz genele hitaben dünya leştir diye buyurdu. Yani dünyalığı ahiret için istemiyorsanız biliniz ki leştir. Leşi çok tatlı bir yiyecek olarak görenler ise köpeklerdir diye buyurdu. Biz onun için Büyük şeyhimizin buyurduğu gibi O merhamet sultanına ellerimizi açıp onun kulluğunu isteyelim. Ya rabbi kulluk tacını bize giydir diye dua edelim. Bir insanın yapabileceği en güzel dua budur.
Allahım kullarının günahlarına bakmadan şu çıplak ağaçları yemyeşil eden sensin. Yeşilin üzerine çiçeklerin tomurcuklarını kondurduğun gibi bizimde kalbimize ihlas çiçeklerini kondur. İhlas ile yürüyelim yolunda. Senin habinin ahlakı için uğraşıp o kutlu peygambere benzeyelim. Ağzımız değil kalbimiz sevdim desin. Senin yoluna baş koydum diyen dilimizi halimiz tasdik etsin. İki cihan sultanının bizden beklediklerini yapacak kuvvet ver. Onun ümitlerini ve gayretlerini boşa çıkartmayalım. Miracın kapısını bize açmak gibi eşsiz bir miras bırakmışken biz o kapının kıymetini bilmeyip yüzümüze kapatmayalım. Baharı seven gönlümüzü baharın sahibinin yolunda koştur. Eriyen karlala çoşan şelaleler gibi kalplerimizi bir tek senin zikrinle çoştur. Bizim günahlarımız senin rahmetinin yanında buz dağı gibidir. Merhametinin güneşi ile erit günahlarımızı, Yaptık ise yardımınla güzel bir iş, senin rızana verdik hiç hesap etmedik sevaplarımızı. Çünkü sen öyle azamet ve güzellik sahibisin ki sana ne yapsak bu acizliğimizle çok az ve eksik. Birde bunun sevabını mı düşüneceğiz. Yok biz sadece rahmetini isteyeceğiz. Sırf sen istedin diye her isteğini yapıp, şeytanın yollarından kendimizi alıp, nefsimizin ağzına bir gem takıp o kutlu peygamberin ahlakına erme gayretine düşeceğiz. Sonra gözmüzü senin lutfuna dikip, açık olan mirac kapısından girmek için her namazda senin iznini senin lutfunu bekleyeceğiz.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla