“””Gözün sırrı”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 2/10***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Gözün sırrı”””

Dost insanoğlu edepsizilikte öyle bir dibe çöktü ki kendinin maymundan türediğini ileri sürdü. O aciz hayvan ise bunların bu sefih düşünceleri kaşısında kahkaha ile güldü. Bir aslana maymundan türediğini söylesek bu bile büyük hakaret olacakken bir insanın maymundan geldiğini sanması en büyük sefihliktir.
Tabi bunun asıl kaynağı o lütufkar yaratıcıyı inkar etmekti. Kafir olmak insanın gözünde basitleşti. Ne için kafir olduğunun sebebinin artık çok tutarlı olması gerekmiyor.
Fakat kafir ebedi cehennemde yanacak dendiği zaman “ama onların içinde çok güzel insanlar var yazık değil mi onlara diyen, bir takım imanı zayıf guruplar bile var.
-Yazık mı?
Evet yazık onlara, bir maymunu ata bellediği için yazık, apaçık görünen hakikati görmemek için kafalarını kumlara daldrıdıkları için yazık, bir nohutun bile kendi kendine olabileceğine inanmayıp, şu her köşesi “biz Hakk’ın eseriyiz” diyen alemin kendi kendine olduğuna inandıkları için yazık, hepsinden öte her güzeli güzel yapan, çiçeklere bal katan, şu güzel alemi altı günde yaratan o güzel Mevlayı tanımadıkları için yazık, O’nun verdiği rızkı yiyip O’nun verdiği havayı tenefüs edip O’nun verdiği sağlıkla hayat sürüp sonra da o yok diyerek gibi kendini kandırdıkları için yazık.
Sen Rabbinin bilmez isen, O’nun büyüklüğünü kavrayamadı isen bu yapılan edepsizliğin cezasını takılırsın. Sonra sende o cezaya düzeşecekler gurubuna katırlırsın.
Netice bu maymundan geldiğini sananlar herşeye saçma sapan nitelik ve özellikler giydirdiler. Bu yaptıkları açıklamalar çok tutarsız olmaları ile birlikte bir kaç yerde takılıp kaldırlar. Hiç bir açıklama yapamadılar. İşte bunlardan biri göz nimeti idi. Bunu açıklamaktan aciz kaldılar. Bütün uzuvlara bir açıklama getirebilirken göz hakkında susmaktan başka bir şey yapamadılar.
-Neden peki?
Çünkü bütün azalar arasında ilahi sır olan kalp ile en yakın manevi bağlantı içerisinde olan uzuv gözdür. Kalbin duyduğu hissi dil anlatabilir fakat gözün anlatması gibi olmaz. Dil bazen yalanda söyler, kalpte olmayanı da dile getirir ama göz için bu çok zordur. Göz direk kalbin yansımasıdır. Onun için göz gülüyorsa kalp gülüyor demektir. Yüz güler bazen ama bu zorla olabilir. Fakat göz gülüyorsa bu tamamen kalbin yansımasıdır. Gözde hüzün varsa yüz istediği kadar gülsün, kalp hüzünlüdür. İşte bundan dolayı yani gözün kalbin gerçek tercümanı olmasından dolayı gözde mübarek bir tesir kuvveti vardır. Buna tarikatte nazar derler.
Kalbi Hakk ile olan bir kutlu zatın huzuruna varınca gücün yettiği kadar O zatın gözlerine bak. O’nun kalbindeki ilahi kuvvet sana da nüfuz etsin. Kalpten gelen bu ilahi kuvvetin, gözlerden sana ulaşan tesiri ile kalbinde mana alemine doğru sayısız kapılar açılır. O kutlu insan sana nazar ediyorsa bunu kendi adına en büyük nasip bil. Gerçe öyle bir zata erdi ise onun her hali her hareketi berekettir. Sözü nasihati en büyük servettir. Ama gözü ile de verdiğinin çok ayrı bir yeri var.
-Her hali derken bazıları tükürüğü bile derler doğru mu?
Evet onun ahlakı Muhammedi olursa tükürüğü bile şifa saçar etrafa. Bunu anlamakta zorlanır insanlar. Ama kalbi Allahu tealanın nazargahı olmuş bir kalp bütün uzuvlara bereket saçar. Ve her uzuvdan etrafa bereket yayılır.
-Bunun deili var mı?
Evet var. Asıl itibarı ile delil Efendimiz s.a.v.dir. O mübarek tükürüğü ile gözü yerinden çıkmış Gatade r.a.’ın gözünü tekrar yerine koymuştu. Hayberde:
Yarın sancağı öyle birine vereceğim ki O Allah ve Rasülünü sever ve Allah ve Rasülu de onu seviyor dedi. Bütün sahabinin gözüne uyku girmedi. Sabah kadar kime verilecek acaba sancak keşke bana verilse diye temennilerde bulundular. Sabah olunca bütün sahabiler Rasülü Ekremin mÜbarek vechi saatine(yüzüne) bakıyorlardı acaba kimi diyecek diye. Efendimiz:
Ali nerde dediler. Gözünde sorun var efendim gelemedi diye cevap verdi sahabeyi kiram. Efendimiz:
Çağırın gelsin. Hazreti Ali önünü göremiyordu. EFendimiz mübarek tükürüğünü gözlerine sürünce eskisinden daha iyi hale geldi gözleri ve Efendimiz sancağı ona verdi fatih nasip oldu.
Ehli sefahet bunları duyunca o peygamber deyip savuşturur. Evet O Hazreti Fahricihan Şeyh olan zat ise onun yer yüzündeki aynasıdır. Onda güzeken keramet asıl itibarı ile Efendimize aittir.
Ama biz yine bu nefsine fena bir şekilde esir olmuş kişilere başka bir delil daha söyleyelim. Efendimiz s.a.v. Buyurdular:
Cennette huriler vardır. AĞaçlar altında gezerler. Onlar dünyaya bir kere tükürse dünyada herşey tatlı olur. Acı bir şey kalmaz. Huri dünyada güzel kul olmuş kişinin cennetteki hizmetçisidir. Cennette olması hasebi ile böyle bereketle donanmıştır. Evliya ise bedeni bizimle Kalbi Hakk ile olan zattır. Onun kalbi cennetleri yaratan ile birlikte. Cennette olmak nerde cennetleri yaratan ile olmak nerde. Onun için öyle zatların her hali her hareketi berekettir.
Nakşibendi ulularından nice zatlar bir nazarı ile müridinin kalbini açmıştır. Keşfini açmıştır.
İşte göz bu manevi kuvvetin katıksız dağıtıcısı olması hasebi ile bir sır haline gelmiştir ki insanoğlu hala çözemedi. Biz gözümüzü bu nimeti bize bahşeden döndürelim. Görelim asıl manzarayı. Herşeyde eseri değil sanaatkarı arayalım. Hakk bize o kutlu kullarının nazarı ile kutlu yollarının kapılarını açsın. aminn.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla