“””Usta aşık”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/10***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Usta aşık”””

-Cimrilik çok mu kötüdür?
Evet
İnsan ne olduğunu düşünmeli ve ne nasıl olması gerektiğini
Sen kime hayransın?
Kimdedir kararın?
Önce burası gerek. Dünyaya yüzünü dönmüş birine hayransan yazık.
Hakk’a yüzünü dönmüş birine hayransan o zaman maşallah.
Hazreti Rasüle hayran olan insan ona benzer.
O kimin ahlakını yansıtıyor bize?
Allahu teala’nın divanında kapıya geleni boş çevirmek yoktur.
Herkese kapın açık olursa o vakit en mübarek yoldasın demektir.
Kapına gelen bir ekmeğin talibi de olsa olsun sen ekmeğin içine
mahabbetde koy. Ekmeği alanın derdi ekmekte olsa farketmez.
Kutsi hallerin tesiri çok kuvvetlidir.
Allahu Tealanın öğretisi böyledir. Kafirde olsa kapına gelen boş çevirme.
Yüzüne kapını örtme.
Çünkü bu ayağına gelmiş büyük bir fırsattır. Aç evinin kapısını.
Önce sen kapını aç ki oda gönlünün kapısını açsın.
Açsında asıl aç olan bedeni değil gönlü olduğunu anlasın.
Aç evinin kapısını o asıl işin ekmek vermek olduğunu sansın
Sen derdin ise Allahın kelamını onun kalbine kazımak, nakşetmek olsun.
Nakışçıların Şah-ı Şahı Nakşibend hazretleri gibi.
Sultanul-Evliya Şeyh Nazım Kıbrısi k.s. anlatmıştı:
Şah-ı Nakşibend hazretleri bir gün hıristiyan papazları davet etti.
Onlara domuz eti pişirin dedi dervişlerine. Dervişlerde bir acayip şaşkınlıkla
giriştiler bu işe. Şeyhimiz buyurdu ise vardır bir hikmeti dediler.
Hey gidi gerçek dervişler nerde onlar şimdi.
Karınlarını doyuran papazlar çok memnun kaldılar.
Hazret onlar yemeklerini yer iken nazar ederdi onlara.
Hey koca sultan şu nazarın sahibinin kuvvetine bak.
O nazarın bereketi ile yemekten sonra papazlar:
-Bizi bu kadar güzel ağırladınız. Bizden bir isteğiniz var mı efendim dediler.
Hazret:
Yemek yediniz, şu direğe kadar yedi defa şöyle bir gidip gelin hem yediklerinizi hazmetmiş olursunuz dedi.
Onlar yedinci defa direğe doğru giderken hazret Hakk’a niyazda bulundu:
Ya Rabb onlara emir verdim onlarda yerine getirdi.
Sen bizim emrimize uyanları cennetine koyacağını müjde vermiştin.
Bunları islam ile şereflendir.
O güle eğlene gidip gelen papazlar yedinci seferde geri dönerken
hepsi bir ağızdan:
-Lailaheillellah Lailaheillellah Lailaheillellah
demeye başladır. Bütün dervişan hayret içerisinde kaldı.
Dervişler Hazrete sordular :
-Efendim karınlarında necis et dolu bunların. Bu nasıl oldu?
Küfür necaseti ile dopdolu kalpleri bir anca İmanla temizleyen Allahu teala,
karındaki necis eti helale döndüremez mi?
Sen kapına geleni boş çevirme niyetin Hakk’a davet olsun.
Hakk’ın muradı budur.
Oturt sofrana ikram ettiğin, ekmekten daha çok iman ve islam olsun.
Usta aşık ol!
-Ne demek usta aşık? Nasıl olur?
Usta aşık her durumda maşuku anlatmak için bir yol bulabilendir.
Hangi mecliste oturursa otursun onun derdi; dermanı olan
mahbubun zikridir. Bilir ki mahbubun zikri geçmeyen meclis
şeytanın meclisidir. Mahbubu anmayan dilde tad, hasreti ile
yanmayan kalpte aşk olmaz.
Bir aşık ise tadsız ve tuzsuz bir hayatın yaşayanı olamaz hiçbir zaman.
Onun için çıraklıkta kalma, kalfalıkta sana yetmesin muhakkak usta ol.
Usta ol ki herkese Mevlayı anlatabilesin. Çünkü senin güzelin en güzel olandır.
O en güzel olandan kimse mahrum kalmamalı.
Herkes bu dünyaya ondan bir nasip almaya geldi. O en büyük nasibin sahibi
Hazreti Habib s.a.v.’den sana da bir nasip düşmüş. Sendende başkalarına düşsün. Birileride nasibini seninle alsın. Alsında insan olmaya varsın. Varsında hayatın gerçek tadını tatsın.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla