“””Haya ehli”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/11***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Haya ehli”””

Ne güzel bir ahlaktır haya.
Haya ehli olmak mühim.
Bu zamanın kayıp ahlakıdır bu.
Her halde insana lazım olan en büyük ayardır bu.
Onun için Hazreti Fahri cihan s.a.v. buyurdu:
İnsanların ilk peygamberlerin
sözlerinden idrak ettikleri bir sözdür:
-Utanmıyorsan dilediğini yap!
Bunun manası haya ehli olmayan insandan hayır gelmez demektir.
Onun için hiçbir insan bu ahlaktan yoksul olmayı basit görmesin!
-Haya ne demek tam olarak?
Haya utanma hissi saygı ile beraber.
Bu utanma bizim anladığımız gibi değil.
Utan ama Hakk’tan utan yanlış yaptım diye.
Yine utan Hakk’tan yapmam gereken doğruyu yapmadım
yada geç yaptım diye.
İnsanların utanma hissi de Hakk’a ayarlı olması gerek.
Mesela bilen kişiye ezan oku dendiği zaman utanması haya olmaz.
Yada bir kadının kapalı gezmekten utanması.
Bu utanç şeytandan gelir.
Kadına kocasından utanmak ta haya olmaz.
Bir gün takva ahlakını yanlış anlamış kadınlar, bir hoca efendiye sormuşlar:
-Bizim efendilerimiz evde uzun elbise giymemizi istemez.
Bizde utanıyoruz onların istediği gibi gezmeye.
Hoca efendi de cevap vermiş:
Efendin bütün elbiseni çıkarıp, başındaki başörtüsünü
beline bağlayıp önünde emeklemeni istese o emri yerine getirmen gerek.
Getirmez isen günahkar olursun.
Bu günün insanı çarşı pazarda açık gezmekten,
mahremi olmayan erkek ile yada kadın ile konuşmaktan haya etmeyip
Allahu Tealanın emirlerini yerine getirmekte duyduğu utanma hissini
haya zanneder.
Haya her han Hakk’ın nazarını düşünmektir. Ayeti kerime:
“Allahu teala Hakk’ı beyan etmekten utanmaz”
Hakk kulundan da bunu ister. Doğruyu söylerken utanan insan
hala şeytanın elindedir.
İnsan batıla gitmekten haya etmeli.
Haramı işlemekten haya etmeli.
Bir açık kadını görünce haya etmeli.
Kadın ise yabancı bir erkekle konuşmaktan haya etmeli.
Cüneydi bağdadi hazretlerinin buyurduğu bu söz bizi terbiye etsin
“Harama baktığın zaman senin haramı görmenden daha öncedir,
Allahu teala’nın senin harama baktığını görmesi.”
Haya sahibi insan:
Benim yaratıcım bütün nimetleri bana sunan Hazreti Mevladır.
Ben o güzel zat’ı bırakıpta başkasının kapısına nasıl giderim.
Dünya ehlinin hayran olduğu güç ve para, yedi kat göğün Rabbinin Kudreti yanında nedir ki?
Bu süslü oyunlar, bu anlık zevkler ve neticesinde doğan mahcubiyet
Alemlerin rabbinin mahabbetine nasıl değişilir?
İnsan olarak yaratılmış zat, nasıl hayvandan farsız bir şekilde yaşayabilir?
Sadece hayvansal bedeninin zevkinin peşinde koşabilir?
Yedi kat göğün rabbinin huzurunda nasıl bir vakit secdesiz geçirilebilir?
Ol hazretin tefekküründe olan kişi ondan başkasına nasıl hayran olabilir?
diyen ve kalbi Allahu teala ile olan kişilerdir.
Bu zatlar öyle insanlardır ki kendi suç işlemez başkalarının suçundan haya ederler.
Ve Allahu Tealaya şöyle münacatta bulunurlar:
-Ya Rab En güzel olan sensin, azametine ve kudretine nihayet yok.
Bu çirkin ameller bu isyanlar bir tek sana yapılmamalı iken direk sana yapılıyor.
Bunları durduramadığım için affını diliyorum.
Her küfrünü kusan kafire sus diyemediğim için affını diliyorum.
Seni layıkıyla övemediğim için affına sığınıyorum.
Çünkü onlar gerçek aşıklardır. Maşuka giden çirkin söz ve hal
ondan sudur etmese bile yine ciğer yakar. Can verilirde bir kötü söz
maşuka söyletilmez. Gerçek haya ehli insanlar bunlardır.
Allahu Teala bizi onlardan eylesin aminn.
Fatiha…
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla