“””ACI”””

“””Halim insan”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/12***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Halim insan”””

-Yüce gönüllü olmak…
-Bunu nasıl becereceğiz hocam?
Yüce gönüllü olmayı, yüce gönüllü zatlardan öğrenebiliriz.
Bu bir iman kuvveti meselesidir. İnsanın kabinin görüşü iman kuvvetine göredir.
Mesela miyop insan var. 30 cm önünü görür sadece.
İman kuvveti az olunca, insan meselelere bir miyop gibi bakar.
Etraflıca göremez ve düşünemez. O zamanda yanlış kararlar alır ve yanlış hareketler eder.
Yüce gönüllü olan insanların yanında bulunmak ve onların öğrettiği gibi davranmak
imanı kuvvetlendirir. O zaman kalbin görüşü açılır.
Her şeyi daha detaylıca düşünür. Tefekkürü kuvvetlenir.
“Yarin kızmadığına nasıl kızayım der. Onu seveni nasıl kırayım.
Gönül ki Yarin evidir. Onun evini nasıl yıkarım. Bir gönüle nasıl kıyarım” der.
-Kolay öfkelenmek
Evet kolay öfkelenmek büyük bir hastalıktır.
Peygamberimiz s.a.v.:
İnsan öfkelendiği zaman, şeytan o kişi ile çocuğun topla oynadığı gibi oynar
diye buyurdu.
-Neden peki?
yani şeytan öfkeyi neden sever?
Çünkü insan öfkelendiği zaman en üstün özelliği olan akıl ve düşünme melekesini
kullanamaz. O vakit kendini şeytana en kolay av derecesine düşürmüş olur.
-öfke nefsi tetikler yani nasıl koruyabiliriz kendimizi?
Öfkenin zıttı olan ahlakın peşine düşmek gerek.
-Nedir o?
Bu ahlak şeytanın hiç sevmediği ahlaktır.
Çünkü bu ahlakın sahiplerini kolay kolay kandırması mümkün değildir.
“””Halim olmak”””
-Ne demek halim olmak?
-Çabuk sinirlenmeden teenni ile hareket etmek. Yani oturaklı bir şekilde.
Bu ahlak öyle müthiş bir ahlaktır ki; Efendimiz s.a.v.:
Halim olan insan neredeyse peygamberdir diye buyurdu.
İnsan hayatına baktığı zaman bunu çok rahat görebilir.
Yaptığı yanlışlar genel olarak bu ahlaktan yoksun olmasından ileri gelir.
-Peki halim insanlar hep böyle miydi? Yani öyle olana kadar ne yaptılar?
Onlar kalplerini Allahu tealaya döndürdüler. Meşayihi kiramı takip ettiler.
Onlardan nerede kızılıp nerede kızılmayacağını öğrendiler.
Ve o kutlu zatların manevi yardımları ile bu ahlaka imanı derecesinde erdiler.
Yanlız iki şeyi birbirine karıştırmamak gerekir.
Halim olmak korkak olmak değildir.
Halim olan zat Allahu tealadan en çok korkan ama dünyalık meselelerde
ise hiç korku çekmeyen zattır. Erken davranmamasının tek sebebi
Allahu Tealanın rızası istemesidir.
-Kıymet bilmez insanlara nasıl davrandılar?
Evet kıymet bilmeyen insan!
Allahu Teala değer sahiplerini kıymet bilmeyenlerin eline düşürmesin!
-Amin hocam
Bir insan kıymet bilmiyorsa, o vakit mahir kıymet sahibi o kişiye bakar.
Bundan ileride bir ışık doğar mı diye. Öyle bir ihtimal yok ise
o vakit onunla boşa vakit harcamaz kıymet bilene, bileceğe yönelir.
-Halim insan iman sahibi, sabırlı ve tahammüllü olmalı. öyle mi?
Evet. Acele karar vermeyen, affetmeyi adet edinen kutlu kişilerdir.
-Anladım
-Peki hiç mi kızmaz onlar? Bedel ödetmezler mi?
İşte burası çok tehlikeli! O insanlar çok zor kızar.
Ama onlar kızarsa ki buda Allah için olur.
Onların kızışı yedi kat göğü titretir.
Onun için veli ile oyun olmaz derler
HİMMETÜR-RİCAL TAKLE’UL-CİBAL
(Erenlerin himmeti dağları yerinden söker.)
Halim olmak çok büyük bir erdemdir.
-Bir tatlı gülüşün bile kıymetini bilmez isek, her seferinde daha da dibe batarız değil mi?
Kıymet bilmeyenin elinden alınır nimet. Sonra kaybedince yanar
“Ne oldu böyle, neden kaybettim” der. O zaman göklerden gelen tek bir nida vardır:
“Ne edersen kendine edersin kendi kendine” manasında olan:
Biz insanlara zulmetmeyiz insanlar kendi kendine zulmederler
ayeti kerimesidir.
Fakat bu hilm sıfatı yani halim olmak kişinin kendine yapılan yanlışta olur.
Arkadaşına, devletine yapılan yanlışta hilm olmaz.
O zaman adeletle davranmak gerekir. Kısas ile.
-Evet
Yoksa düzen bozulur. İyi olanları kötü olmaya sevkeder.
Kötü olanların ekmeğine yağ sürülür.
İşte netice bu güzel ahlaklar birer devadır.
Nerde ne kadar ve nasıl kullanacağını bir hekimden,
Bir mürşidi kamilden öğrenmek gerek
vesselam

Fatiha…
Sakaryevi

“””Haya ehli”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/11***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Haya ehli”””

Ne güzel bir ahlaktır haya.
Haya ehli olmak mühim.
Bu zamanın kayıp ahlakıdır bu.
Her halde insana lazım olan en büyük ayardır bu.
Onun için Hazreti Fahri cihan s.a.v. buyurdu:
İnsanların ilk peygamberlerin
sözlerinden idrak ettikleri bir sözdür:
-Utanmıyorsan dilediğini yap!
Bunun manası haya ehli olmayan insandan hayır gelmez demektir.
Onun için hiçbir insan bu ahlaktan yoksul olmayı basit görmesin!
-Haya ne demek tam olarak?
Haya utanma hissi saygı ile beraber.
Bu utanma bizim anladığımız gibi değil.
Utan ama Hakk’tan utan yanlış yaptım diye.
Yine utan Hakk’tan yapmam gereken doğruyu yapmadım
yada geç yaptım diye.
İnsanların utanma hissi de Hakk’a ayarlı olması gerek.
Mesela bilen kişiye ezan oku dendiği zaman utanması haya olmaz.
Yada bir kadının kapalı gezmekten utanması.
Bu utanç şeytandan gelir.
Kadına kocasından utanmak ta haya olmaz.
Bir gün takva ahlakını yanlış anlamış kadınlar, bir hoca efendiye sormuşlar:
-Bizim efendilerimiz evde uzun elbise giymemizi istemez.
Bizde utanıyoruz onların istediği gibi gezmeye.
Hoca efendi de cevap vermiş:
Efendin bütün elbiseni çıkarıp, başındaki başörtüsünü
beline bağlayıp önünde emeklemeni istese o emri yerine getirmen gerek.
Getirmez isen günahkar olursun.
Bu günün insanı çarşı pazarda açık gezmekten,
mahremi olmayan erkek ile yada kadın ile konuşmaktan haya etmeyip
Allahu Tealanın emirlerini yerine getirmekte duyduğu utanma hissini
haya zanneder.
Haya her han Hakk’ın nazarını düşünmektir. Ayeti kerime:
“Allahu teala Hakk’ı beyan etmekten utanmaz”
Hakk kulundan da bunu ister. Doğruyu söylerken utanan insan
hala şeytanın elindedir.
İnsan batıla gitmekten haya etmeli.
Haramı işlemekten haya etmeli.
Bir açık kadını görünce haya etmeli.
Kadın ise yabancı bir erkekle konuşmaktan haya etmeli.
Cüneydi bağdadi hazretlerinin buyurduğu bu söz bizi terbiye etsin
“Harama baktığın zaman senin haramı görmenden daha öncedir,
Allahu teala’nın senin harama baktığını görmesi.”
Haya sahibi insan:
Benim yaratıcım bütün nimetleri bana sunan Hazreti Mevladır.
Ben o güzel zat’ı bırakıpta başkasının kapısına nasıl giderim.
Dünya ehlinin hayran olduğu güç ve para, yedi kat göğün Rabbinin Kudreti yanında nedir ki?
Bu süslü oyunlar, bu anlık zevkler ve neticesinde doğan mahcubiyet
Alemlerin rabbinin mahabbetine nasıl değişilir?
İnsan olarak yaratılmış zat, nasıl hayvandan farsız bir şekilde yaşayabilir?
Sadece hayvansal bedeninin zevkinin peşinde koşabilir?
Yedi kat göğün rabbinin huzurunda nasıl bir vakit secdesiz geçirilebilir?
Ol hazretin tefekküründe olan kişi ondan başkasına nasıl hayran olabilir?
diyen ve kalbi Allahu teala ile olan kişilerdir.
Bu zatlar öyle insanlardır ki kendi suç işlemez başkalarının suçundan haya ederler.
Ve Allahu Tealaya şöyle münacatta bulunurlar:
-Ya Rab En güzel olan sensin, azametine ve kudretine nihayet yok.
Bu çirkin ameller bu isyanlar bir tek sana yapılmamalı iken direk sana yapılıyor.
Bunları durduramadığım için affını diliyorum.
Her küfrünü kusan kafire sus diyemediğim için affını diliyorum.
Seni layıkıyla övemediğim için affına sığınıyorum.
Çünkü onlar gerçek aşıklardır. Maşuka giden çirkin söz ve hal
ondan sudur etmese bile yine ciğer yakar. Can verilirde bir kötü söz
maşuka söyletilmez. Gerçek haya ehli insanlar bunlardır.
Allahu Teala bizi onlardan eylesin aminn.
Fatiha…
Sakaryevi

“””Usta aşık”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/10***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Usta aşık”””

-Cimrilik çok mu kötüdür?
Evet
İnsan ne olduğunu düşünmeli ve ne nasıl olması gerektiğini
Sen kime hayransın?
Kimdedir kararın?
Önce burası gerek. Dünyaya yüzünü dönmüş birine hayransan yazık.
Hakk’a yüzünü dönmüş birine hayransan o zaman maşallah.
Hazreti Rasüle hayran olan insan ona benzer.
O kimin ahlakını yansıtıyor bize?
Allahu teala’nın divanında kapıya geleni boş çevirmek yoktur.
Herkese kapın açık olursa o vakit en mübarek yoldasın demektir.
Kapına gelen bir ekmeğin talibi de olsa olsun sen ekmeğin içine
mahabbetde koy. Ekmeği alanın derdi ekmekte olsa farketmez.
Kutsi hallerin tesiri çok kuvvetlidir.
Allahu Tealanın öğretisi böyledir. Kafirde olsa kapına gelen boş çevirme.
Yüzüne kapını örtme.
Çünkü bu ayağına gelmiş büyük bir fırsattır. Aç evinin kapısını.
Önce sen kapını aç ki oda gönlünün kapısını açsın.
Açsında asıl aç olan bedeni değil gönlü olduğunu anlasın.
Aç evinin kapısını o asıl işin ekmek vermek olduğunu sansın
Sen derdin ise Allahın kelamını onun kalbine kazımak, nakşetmek olsun.
Nakışçıların Şah-ı Şahı Nakşibend hazretleri gibi.
Sultanul-Evliya Şeyh Nazım Kıbrısi k.s. anlatmıştı:
Şah-ı Nakşibend hazretleri bir gün hıristiyan papazları davet etti.
Onlara domuz eti pişirin dedi dervişlerine. Dervişlerde bir acayip şaşkınlıkla
giriştiler bu işe. Şeyhimiz buyurdu ise vardır bir hikmeti dediler.
Hey gidi gerçek dervişler nerde onlar şimdi.
Karınlarını doyuran papazlar çok memnun kaldılar.
Hazret onlar yemeklerini yer iken nazar ederdi onlara.
Hey koca sultan şu nazarın sahibinin kuvvetine bak.
O nazarın bereketi ile yemekten sonra papazlar:
-Bizi bu kadar güzel ağırladınız. Bizden bir isteğiniz var mı efendim dediler.
Hazret:
Yemek yediniz, şu direğe kadar yedi defa şöyle bir gidip gelin hem yediklerinizi hazmetmiş olursunuz dedi.
Onlar yedinci defa direğe doğru giderken hazret Hakk’a niyazda bulundu:
Ya Rabb onlara emir verdim onlarda yerine getirdi.
Sen bizim emrimize uyanları cennetine koyacağını müjde vermiştin.
Bunları islam ile şereflendir.
O güle eğlene gidip gelen papazlar yedinci seferde geri dönerken
hepsi bir ağızdan:
-Lailaheillellah Lailaheillellah Lailaheillellah
demeye başladır. Bütün dervişan hayret içerisinde kaldı.
Dervişler Hazrete sordular :
-Efendim karınlarında necis et dolu bunların. Bu nasıl oldu?
Küfür necaseti ile dopdolu kalpleri bir anca İmanla temizleyen Allahu teala,
karındaki necis eti helale döndüremez mi?
Sen kapına geleni boş çevirme niyetin Hakk’a davet olsun.
Hakk’ın muradı budur.
Oturt sofrana ikram ettiğin, ekmekten daha çok iman ve islam olsun.
Usta aşık ol!
-Ne demek usta aşık? Nasıl olur?
Usta aşık her durumda maşuku anlatmak için bir yol bulabilendir.
Hangi mecliste oturursa otursun onun derdi; dermanı olan
mahbubun zikridir. Bilir ki mahbubun zikri geçmeyen meclis
şeytanın meclisidir. Mahbubu anmayan dilde tad, hasreti ile
yanmayan kalpte aşk olmaz.
Bir aşık ise tadsız ve tuzsuz bir hayatın yaşayanı olamaz hiçbir zaman.
Onun için çıraklıkta kalma, kalfalıkta sana yetmesin muhakkak usta ol.
Usta ol ki herkese Mevlayı anlatabilesin. Çünkü senin güzelin en güzel olandır.
O en güzel olandan kimse mahrum kalmamalı.
Herkes bu dünyaya ondan bir nasip almaya geldi. O en büyük nasibin sahibi
Hazreti Habib s.a.v.’den sana da bir nasip düşmüş. Sendende başkalarına düşsün. Birileride nasibini seninle alsın. Alsında insan olmaya varsın. Varsında hayatın gerçek tadını tatsın.
Fatiha…
Sakaryevi

“””Aşk düşünceden ibaret değildir”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/9***

Medet Ya Sultanelevliya

“Aşk düşünceden ibaret değildir”””

-Hocam ben kendimi aşıklardan görüyorum
-Sizide Şems veya Mevlana
-Siz Mevlana mısınız yoksa Şems mi?
Onların tozu olsam yeter bana
-Onların dilinden konuşuyorsunuz ama.
Bizi konuşturan var.
Söz onun biz sadece nakil ediyoruz. Onlar hal ehli insanlar.
Ben Mevlana gibi seviyorum demekle oldu mu hemen .
Bir mesele anlatalım kararı sen ver.
Mevlana hazretleri her medrese ehli gibi kitaplarını çok severmiş.
Suyun kenarına çağırmış onu Şems hazretleri.
Bütün kitaplarını söyle getirsinler demiş.
Gelince kitaplar, Şems hazretleri hepsini bir bir suya atmaya başlamış.
-Of çok fena
MEVLANA DA HİÇ SES YOK.
Bir kitaba sıra gelmiş ki;
onu hocası ona özel kendi el yazısı ile yazmış.
Onu suya atınca Mevlana’nın içi cız etmiş.
Bakmış Şems hazretleri onun yüzüne,
sonra elini sokup sudan almış kitabı
çıkarmış.
Kitap hiç ıslanmamış.
Bunların sevgisi kalbinde olursa olmaz demiş.
Aşk yolu böyle bir şey.
Çizgiler bu kadar ince.
Bu gün gel dedi ise sana Hakk
yarın gidersen olmaz.
Bu gün bekle yarın gel derse
Bu gün gidersen olmaz.

Bekle derken sebep Hak ise
Beklemezsem aşık değilim
Gel emri geldiğinde bekleyip
Süratle gelmezsem aşık değilim

Son zamanların en mağdur ismidir aşk.
Her dilde söylenir ama yaşanmaz.
-Aşk nedir Hocam?
Bu ağır ve derin bir soru. Medet diyelimde anlatmaya çalışalım.
Yoksa altından kalkamayız.
Aşk asıl itibarı ile gönle düşen bir ateş.
Yakışı başka, tadı başka, tarzı başka.
Ebede dönük olan bir kutlu his.
Onun için fani olanda kullanılması mecazidir derler.
Bu her kula düşmez. Düşene mübarek olsun.
O kişi maşukun emrini yerini getirmesi için, bir tehdid
veya bir telkine ihtiyaç duymaz.
-Yar mı dedi der. O mu söyledi.
Farz, vacip, sünnet. O mu söyledi denizindedir o.
Onun için Şeyh Mehmed Efendimiz buyurdu:
-Aşk milyarda 3 veya 5 kişiye nasip olur. Allahı seviyorum diyen
Allahın sevmediği bir şeyi yapmaz.
Bunlar kutsi nefesin esintisidir. Kalbe yazmak gerek.
Aşığım diyen aşkını burdan tartsın.
Bu gün aşığım diyen çok insan var fakat bunlar aşkın o
mana yüklü lafızlarının tadında kalıp kendilerini aşkta sanıyorlar.
Söz var birde hal var. Elmayı anlatmak başka tadına varmak başka.
Bir ahiret sultanı olan üstadımız İmam Gazali r.a. hazretlerinin
yine müthiş bir açıklaması var bu konuyu tamamen aydınlatan:
-Müminin niyeti amelinden hayırlıdır, diye buyurdu peygamberimiz
o vakit amele olan gerek niye?
Amel niyetin hak ve doğru olduğunun göstergesidir.
Namaza niyet edipte kılmadın mı niyette sorun var demektir.
Niyet sağlam ise amel mutlaka olur. Amele ermek niyetin sağlam
olduğunun göstergesidir.
Ben aşığım diyenin secdeye alnı gitmiyorsa
Hakkın emirlerini yerine getirmekte sorun yaşıyorsa
Neden kapanıp tesettüre gireyim diyecek kadar ileri gidiyorsa
o vakit “ben Hakk’a aşığım” lafı içi boş bir balondan farksızdır.
Bu kişiler sabaha kadar uyumayıp hep aşktan konuşsalarda
Yine boş yine boş.
Neye benzer bu?
Bir Efendi kölesine:
Ay sonu bu işi bitirmen gerek bu benim için çok mühim.
Ne yapıp et mutlaka bu işi bitir diyor.
Ay sonu geliyor iş yapılmamış ve köle ona efendisine size çok güzel bir şiir yazdım.
Sabahımı akşamımı bununla geçirdim deyince Efendinin o o köleyi huzurundan kovacağı gibi,
Allahu Tealanın emrine ram olmayan kişi, sabah akşam aşktan bahsedipte
Alnı secdeye gitmiyorsa, Hakkın buyruklarına ehemmiyet vermiyorsa
Hakk’ın divanından kovulacaktır. O kendini istediği kadar aşkın yüce makamında sansın.
Onun kendini aşık sanması da şeytanın oyuncağı olduğunun işaretidir.

Sultan Yunus k.s.’nun dediği gibi
Dağa düşer kül eyler
Gönüllere yol eyler
Sultanları kul eyler
Hikmetli nesnedir aşk

Kül olamıyorsan, kul olamıyorsan Hakk’a yol bulamazsın
Fatiha…
Sakaryevi

“””ALLAH’IN DOSTU İBRAHİM A.S.””””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/8***

Medet Ya Sultanelevliya

“””ALLAH’IN DOSTU İBRAHİM A.S.””””

Bu güne kadar bu ulu kıssanın hep herkesin gördüğü tarafı anlattık.
Bu gün Hazreti Halili anlatma günü.
Bunu unutmamak gerekirdi ama nasip bu güne imiş.
Hazreti Halil İbrahim a.s.’ın uzun seneler çocuğu olmadı.
Bu günkü mesele onun ailesi ile olan imtihanı inş.
Babil’in Kralı Firavun Hazreti Sareye kötülük yapmak
istemiş ve Allahu Teala Halili’nin helaline
ters gözle bakan bu edepsizin nefesini kesmişti.
Öleceğini sanan bu adam dua et düzeleyim deyince
dua etti düzeldi tekrar kötülük yapmak istedi tekrar nefesi kesildi.
Bu olay üç kere tekrarlandıktan sonra Firavun,
Hazreti Sare’nin normal bir insan olmadığını anladı
ve bu yaptığı yanlışı affettirmek için ona cariye olan
Hazreti Hacer’i hediye etti. İşte takdirin cilveleri
Sen İsmaile anne olacaksan hangi güç delisi zalimin elinde olursan ol.
Mevla Halilini ayağına gönderip seni aldırtır.
Kendini unutulmuş sananlar unutulur.
Netice Hazreti Sare bu cariye ile
Hazreti Halinin evlenmesini ister ve onları evlendirir.
Ve uzun zamandır çocuk bekleyipte sahip olamadığı çocuğa
Hazreti Halil, hazreti Hacer vesilesi ile sahip olur, baba olur.
Evet asıl konumuz bundan sonrası.
Hazreti Sare durumu kısaknır ve Hazreti haceri
ordan götürmesini ister. Allahu Tealanın emri ile
Hazreti Halil Hazreti Haceri Mekkeye götürür.
Bir çölün ortasında bırakılan Hazreti Hacer ve Hazreti İsmaili anlattık hep.
Bu gün Hazreti Halilin Destanını anlatalım inş.
Gözünle bakınca göremeyebiliyor insan,
gönlümüzle bakalım da görelim inş.
Doksan sene çocuk hasreti ile yanan “İbrahim”a.s.
-Ne demekti İbrahim. İbrahimin manası nedir?
İbrahimin açılımı arapçada “ebun rahimun”dur.
Yani şefkatli baba demektir. Baba olacağı kesin olan zat
90 sene sonra soyundan Peygamberler Şahı Muhammed Mustafa s.a.v.
gelecek olan İsmail nebiye kavuşması ile ayrılması bir olur.
Bunu anlayabiliyor muyuz. 90 sene bir çocuk iste Hakk’tan
versinde sana sonra susuz çölün ortasında bırakta gel desin.
Ve sende hiçbir itiraz etmeden bırakta gel.
Subhanellahilazimmm
İşte Hazreti İbrahim olmak bu.
Allahın dostu olmak bu. Tam teslimiyet bu.
Bu neyin gereğiydi. Bu aşkın isteğiydi.
Allaha aşık olduğunun göstergesiydi.
Sen Allah’a aşık isen en sevdiklerinle yolların hep ayrılır.
Kimisi doğar doğmaz çocuğundan ayrılır. Kimisi yedi aylıkken.
İmtihanlar farklı farklı. Burası bize yetti zaten. İsmail nebi 13 yaşına gelince
Hazreti Halil’e nu kurban et diye gelen emre hiç girmiyorum.
Birde şu noktayı da unutmamak gerek.
Hazreti Halil ahlakından dolayı Hazreti Hacer’i daha çok severdi.
Ama Hazreti Yezdan o en kutlu son peygamberin babanesi olacak bu zevcesini
devamlı onun yanında olmasına izin vermedi. Arada bir gidip görecek ama
devamlı yanında kalmayacak.
Onun için Hazreti Halil’in makamına ermek şöyle dursun.
Onun bir kölesi olmak en büyük şereftir bizim için.
Onun gibi aşık olup onun gibi teslim olmak insanı Allaha Halil
ve nice kutlu zatlara baba ve dede yapar.
Ey aşık aşık mısın sen?
Aşka adım mı attın?
Yoksa kendini aşık mı sandın?
Yangına düşmek var birde kül olmak var.
Sende hagisi hakim.
Sen birileri çölde susuz kalır diye Hak’tan yüz mü çevirdin?
Tedbiri, Takdirin sahibine bırakmadında kendin mi getirdin?
Hazreti Halil de ki vicdandan üstün mü vicdanın?
Yok Hazreti Hacerden büyük mü imanın?
Tefekkür et! kül olmadan yandım deme!
Teslim olmadan ben aşığım deme!

Dinle gönlümün sesini
Biraz aşkı söylesin sana

Dünya ellerimden kayıpta gitse
Dönüpte bakarsam eğer aşık değilim
Tecellin beni yakıpta kül etse
Şikayet eder isem aşık değilim

Seher vakti sana bir dem alıp
Secdeye varmaz isem aşık değilim
Senden başkasını ben yar sanıp
Kalbime koyar isem aşık değilim

Aşkını anlatır ya kırmızı güller
Dikenine takılırsam aşık değilim
Senin kölenim diye güler ya eller
Bir an yakınırsam aşık değilim

Temaşa edip güzel alemi
Seni göremezsem aşık değilim
Yardımın ile nefs ve şeytanı
Yere sermezsem aşık değilim

Sana açılan kapıyı bulupta açmakta
Durup eğlenirsem aşık değilim
Sensizlik girdabından sana kaçmakta
Bir an gecikirsem aşık değilim

Fatiha…
Sakaryevi

“””Ölüm korkusu”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/7***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Ölüm korkusu”””

Son peygamber Efendimiz s.a.v. dünyayı şereflendirdi. Ve Ahirette karşımıza çıkacak olan her şeyi teker teker anlattı. Birde bunun üstüne her gün birileri bu hanı bu mekanı terk ediyor. “Yahu bırakın beni! kalmak istiyorum, gitmek istemiyorum” dese de boş. BU mecburi bir yolculuk.
-Niye korkar insan ölümden
İman zayıf ondan
ve cehalet.
Yani ne olacağını bilmiyor insan.
Kime gideceğini de bilmiyor.
Ama bu noktaya nasıl geliyor oraya bakmak lazım.
Yani çoğu bilmediği yere gider ama korkmaz ya da istemezliği olmaz.
Bundan neden çok korkuyor neden istemiyor.
İnsan adil ve akil olmalı.
Neyi ne kadar seveceğini ve ne kadar değer vereceğini bilmeli.
Bu dünya bir karargah değil.
Bunu dünyayı yaradan bize bildirdi.
Ne kadar: Ben burada kalacağım burdan ayrılmam da deseniz bunlar hep boş.
Son peygamber Efendimiz s.a.v. dünyayı şereflendirdi.
Ve orada karşımıza çıkacak herşeyi teker teker anlattı.
Birde bunun üstüne her gün birileri bu oteli terkediyor.
Yahu bırakın beni kalmak istiyorum gitmek istemiyorum dese de boş.
Bu mecburi bir yolculuk.
Ama kötü olan yolculuk değil aslında yolculuğa hazır olmamak.
Bu da tamamen kulun tembelliği.
Ölüm niye zor gelir.
Çünkü adil ve akil davranmadı.
Evi arabası vs diğer dünyada onunla olanlar arasında ki dengeyi kaybetti.
Bu nimetleri; ona verenden daha çok sevdi.
-Ölüm de sınav mıdır hocam?
Küçük kıyamet diye buyurdu Efendimiz s.a.v.
Evet kolay değil.
Ama hazır olana zor da değil.
Onun için Mevlana Hazretleri düğün gecesi diye isimlendirdi.
Biz bu aleme işe giden bir işçi gibi çalışmaya geldik.
İşini güzel yapan işçi nasıl ki işi bitince evine döner.
Bizde işimiz bitince evimize döneceğiz.
Evimiz burası değil Ahirettir.
Burası mecburen kaldığımız bir pansiyon.
Bu çalışmanın ücreti orada alınacak inş.
-İnşaAllah
-Geç değildir demi hiç bir zaman?
Son nefes gelmedi ise geç değil.
-Hep bir umut var mıdır?
Evet muhakkak. Zaten umudunu kaybeden imanını da kaybeder.
Kapı hep açık, yeter ki geç kalma!
Azrail a.s. gelmeden o kapıdan girmek gerek.
-Ne yapmak lazım?
-Korkuyu azaltmak için daha çok korkmak mı?
Hayır
Yapmamız gereken önce yanlışı düzeltmek.
Biz buraya niye geldik, onu anlamak en önde.
-Evet niye geldik?
Çalışmak için, burdaki herşey geçici.
Mesela taile giden insan gibi bilmeli.
Araba kiralar otel kiralar.
Ne kadar güzel olsada bunlar fazla takılmaz.
Çünkü bir haftalık olduğunu bilir.
Aynı şekilde bu alemde neyimiz varsa kiralık.
Vakti gelince teslim edilecek.
Sen onun için sende devamlı kalacak şeylere bak.
Kiralık olmayanlara bak.
Onlarda salih amelindir.
Yani şöyle bir tefekkür içinde olmalı kul:
Bir köprü var adı sırat bileti olan geçer olmayan aşağı atılır.
Aşağısı ateş.
Bileti olan kişi telaşe kapılır mı?
Bileti olmayanda sorun.
Sen hazır isen ölüme
neden ağlayasın ki.
Sadece karşıya geçeceksin.
-Kendine ağlar mı insanoğlu?
Evet yaptığı eksikliğe ağlar.
Aklı başına gelince anlar:
Bakıra altın değeri vermiş. Elindeki altını elması çöpe atmış.
Bunlara ağlar.
-Allah geçinden versin hazırlıksız olanların duası mıdır?
Kendisi için diyorsa evet.
Ama dostu için derse sıkıntı yok.
-Ne diye dua etmeliyiz?
Allahım hayırlsını ver.
-ŞİFA istemeli mi?
Tabi ki şifa isticez.
Ölüm istenmez.
-Zaman kazanmak için de olsa şifa
-Yok
Şifa istememizi istediği için şifa.
-Hmm anladım
O’nun isteği olsun diye
Kazanılacak zaman hayrımıza mı değil mi bilmeyiz.
Onun için hayrı isteriz.
Burayı anladık sanırım
-Evet hocam.
Ölüm sadece bir yolculuk.
Hazır olan için sorun yok.
Kabir onun için cennet bahçesi olacak çünkü.
-Gönlümüz hep ferah olsun ins.
-Allahu teala imanlı ölmeyi nasip etsin inş
Amin.
Peki Allah ehli ölümden korkar mı
-Korkmaz bu durumda, hiç korkmaz.
Korkar ama Allah ehli ölümden değil son andan korkar.
Bu korku çok önemlidir ve her müslümanda olması mecburidir.
-Nedir? Eksik mi yaptım acaba diye mi?
Son anda en büyük imtihan vardır.
Herkesle alakan kesilir.
Sesler duyulmaz.
Kimse seni anlamaz.
Yardım da isteyecek mecalin olmaz.
İşte o anda şeytan gelip senin imanını çalmak için uğraşır.
Buna “sekeratül mevt” ölüm sarhoşuğu denir.
-Hmm
İşte o anda dünyada nasıl yaşadığın çok mühim.
Allah ile olana sorun yok.
Allah ehli ile olana sorun yok.
-İnş hocam
Onun için bu gün sağlam bir müslüman olmalıyız ki o gün şeytan imanımızı çalamasın.
Allahu Teala hepimize imanla huzuruna çıkmayı nasip eylesin.
-Amin
Evet işte asıl mesele bu.
Ölümden korkmaz derviş.
Çünkü ölüm:
Sabah akşam hasreti ile yandığı
Geceleri uykudan kalkıp ismini andığı
Onun için dertler ile yanmayı göze aldığı
Aşkının çeşminden yana yana kandığı
Ve kesin olarak onu rahmeti ile karşılayacağını sandığı
O en güzel olana kavuşma anıdır.
Onun için bir derviş:
“Bu gün ölsem tam zamanıdır”
der.
-MAŞALLAH
O nasıl isterse
Var ise Onun dinine yapacak hizmetimiz yapalım.
O derse daha yapacak hizmetin var. Tamam.
O isterse
O nasıl isterse
-Peki ya geride kalanlar?
-Ağlamak yakışmaz bize ölünün arkasından demi?
Geride kalanlar yanımda olanlar hep Onun.
İnsan haldaşını kaybedince ağlar.
Bu çok normaldir.
Çünkü O aşk denizinde onunla yüzdü.
O Allahın ona bir nimeti idi.
Araya ayrılık düştü.
Onda da bir gönül vardı.
Gönül ise Allahın nazargahı.
Bir gönül kaybedince üzülür insan.
-Hiç bir şeye tiryaki olmayacaz o halde Allahtan başka?
Bu çok normal
Evet Allahu Teala ve O’na ait olanlardan başka hiçbir şeye.
-Ferahlatıcı
Evet bu günde bu kadar inş.
Allahu Teala mübarek eylesin.
-Amin.
Fatiha…
Sakaryevi

“””Akarsu’nun vaazı”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus1/6***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Akarsu’nun vaazı”””

Dinle kemter bu gün sen konuş sen dinle!
Çok konuşup az amelden korusun seni Allah.(azze ve celle)
Şu yüce dağların arasında tefekküre daldın mı, kulakta çınlayan tek ses var:
!!!Allah!!! azze ve celle
Dağlar yüce dedikte;
-Dağ mı yüce gönül mü?
An gelir dağ yüce gelir. Bu iki gözün ile bakarsan.
O vakit dağın heybeti Hakk’ın azametine ayna olur. Titrersin.
An gelirde gönül gözü ile baktırırsa şeyhimiz dağ önünde bir çakıl taşına döner.
O zaman titremez yanarsın.
Fakat ikiside Allahu Teala’nın azametinin tecellisidir.
Alemin dilini dinlemek lazım.
-Ne der ki alem
Bir gün akarsuya baktım da şöyle dedi:
-Ben ki dağları tepeleri aşarım, dur durak bilmez yollardan geçerim,
kimi zaman kavga eder kayalara çatarım.
“Yahu ben suyum bu sert kayaya nasıl çatarım” demem.
Suyum yumuşak olabilirim ama üzerimde Hakkın emrinin azameti var.
Bu azamatin karşısında ne kaya durabilir ne de dağ.
İşte akarım akarım akarım durmadan, bıkmadan niye akıyorum demeden,
Usanmadan, erinmeden, Yeter bu kadar birazda durayım demem.
“Ya Daim” virdimi çekerim, Hakkın emri böyle en güzeli budur derim.
Peki sen insan ne oldu sana sende niye devam yok.
Bu usanma bu bıkkınlık niye?
Dinliyor musun alemin sesini?
Ne diyor alem?
Bu beş vakit okunan ezan ne diyor bak dinle:
-Gel kulum, boşver dünyanın işi bitmez kulum,
Hakka teslim olmayan gönül hayır etmez kulum,
-Gel kulum rızıksa derdin vereyim, gönül işi ise kısmet edeyim,
-Gel kulum sende günah varsa bende mağfiret var,
sende isyan var ise bende merhamet var,
sende utanç varsa bende kabul var,
-Gel kulum şeytanın oyununa kanma,
fanidir dünya aldanma,
-Gel kulum
Bunları duyupta gitmez misin Hakkın huzuruna
Bir akarsu kadar ol bari
Akarsu dağları tepeleri, gücü ve sertliği ile değil himmet ile aşar.
Himmet erbabı ile ol da her an kulağında çınlasın alemin sesi.
O zaman bir akarsu, bir çakıl taşından bile Hakk’ı dinlersin.
Fatiha…
Sakaryevi

“AŞK BİTER Mİ”

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/5***

Medet Ya Sultanelevliya

“AŞK BİTER Mİ”

-Duymak görmek gibi değildir. Öyle değil mi?
Doğru
Ama görmenin yükü var.
Çünkü görmek nimettir.
Nimetin yükü var.
Onun için kaldıramayacağa verilmez.
Nimet külfete dönmesin diye.
Allah yolunda gözü kara olan insanlar var.
Onlara ancak verilir.
Diğerleri normal seyrinde gitmeli
Şeyhimin hakikatini görmek isterim diyen,
Yanmaya hazır olmalı
Rasulü ekremin hakikatini görmek isteyen,
her zerresinin yanmasına hazır olmalı.
Ben yagın istemem diyen,
öteden devam etsin.
Bir kul var yangınsız yapamaz.
Bir kul var yangın ile yapamaz.
Onun için boyundan büyük işlere kalkışmamalı insan
Mana aleminde önünde açılan kapıdan girmeli.
Her kapıyı çalmaya iştahlanmasın.
-Nasipse her yük gelmez ask olsun
Güzel laflar ama bilmeden söylenince olmaz.
Candan geçmeden olmaz.
-Aşk biter mi?
Aşk bitiyorsa eğer,
hiç olmamıştır zaten.
Silmeyi kolay yapan sevmeyi bilmiyor demektir.
Fatiha….
Sakaryevi

“””Aşkın esiri olalım”””

Bismillahirrahmanirrahim ***Okyanus 1/4***

Medet Ya Sultanelevliya

“””Aşkın esiri olalım”””

Allahu Teala Hakk’a erdirsin sevgimizi
AŞKIN ESİRİ olalım
Aşka hükmetmeye çalışmayalım
Ondan sonra anca aşktan bir şeyler beklemeye bir ümidimiz olabilir.
Allahu tealayı çok seviyoruz
Bu büyük söz.
Ama altı ne kadar dolu bakmak gerek.
Ağızdan çıkan sözü gönül hissetmiyorsa
o söz boş laf olur.
“Ben Ya Rabbi Aciz kulun seninim, senin kölen, senin esirinim,
senin emrinin hizmetçisiyim.
Değişmem bunu yeryüzünün krallığına.
Bir emrine asi olmaktansa ölümü yeğlerim.
Bütün dünya üzerime gelsin gözüm görmez.
Senin emrini tutmakta hiçbir kasırga beni yolumdan etmez
Sen bana yardım et yeter ki.
Sen beni bırakma.
Göremediğimi göster Allahım
Eremediğime erdir.
Ben acizim bazen gözüm takılır, bazen fikrim.
Sen yardım etmeyi seversin.
Senin yolunu nefsime değil,
nesimi senin yoluna uydur.
Uydurda nefis engel olmasın
sana gelen yoluma bir engel koymasın.
İlk adımı böyle atarsak o yolun sonu mutlaka Allahu Tealaya çıkar.
-Adem ile havva, bahseder misiniz
Aklı zayıf olupta aklı tam olanı yoldan çıkarabilen, kadın gibi başka bir varlık yoktur diye buyurdu Fahri Cihan efendimiz s.a.v.
-Maşallahhh
Kadın bu ustalığını ilk günden beri gösteriyor.
Ama erkeğin onu suçlama hakkı yok.
Böyle öğretti, böyle emretti hazreti Yezdan.
-Neden peki?
Erkek idareci olarak yaratıldı.
İdare edecek idare edilmeyecek.
-Hmm çok ince çizgi.
İdare edemediği zaman
suç kendisinindir.
Onun için Allahu teala hz Adem a.s.’a Havva’ya kızma diye emir buyurdu.
-Suç var mı hocam?
Suç var.
Ama suçu başkasına yüklemek er işi değil.
Er, suçu kendinde bulandır. Ama bu zordur çok. Er işidir
Allahu Teala o kutlu kişilerle eylesin bizi aminn..
Erkek kadının idarecisidir.
Yanlışın karşısında muhkem bir duvar gibi dikilmeli
Bunu yapamıyorsa kimsede suç aramasın.
-Kadının esas görevi nedir?
Kadın nazik bir varlık.
Korumasız olmaz.
Onu koruyacak bir vesile olmalı.
Elinden tutabildiği.
Arkasına sığınabildiği
Onun için sıfırdan müstekil olarak yaratılmadı
Adem a.s.’ın kaburgasından yaratıldı.
-Tek başına kalamaz mı?
İki seçeneği var önünde
Ya bir eri olacak yada kendi.
Eri olursa onu memnun edip Allahu tealayı razı eder.
Değilse tek başına Allahu Tealaya kulluk yoluna düşer.
İkisininde zor tarafları var
-Nedir onlar?
İkincisi onun yaradılışına uygun değil
Allahu Tealanın muradı da bu değil
Tek başına kalır. Dünyanın yükünü taşıyamaz.
Birincisinde ise er diye emri altına girdiği imanı zayıf ise o zamanda sorun
Ama imanlı biri olurda onu memnun edebiliyorsa,
O kadın Allahu tealanın yeryüzünde razı olduğu kuldur demektir.
-Herkes dinlesin sevsin sizi inş
Derdi Allah olan sevsin.
Sevecektirde zaten.
Er olsun ya da dişi.
Bu yolda bunun önemi yok.
Gönülden gelen sesi duysun o da gönlüne yatırıp gönlüne koysun.
Hakk’ın yeryüzündeki hizmetçisi olsun.
Lazım olan bunlar.
Allahın emrini yerine getirmeyi seneler sonraya bırakmasın.
Bırakısa O zaman bizim gönlümüzün sesini duymuyor demektir.
Fatiha….
Sakaryevi

Arama
RSS
Beni yukari isinla